Cevapsız sorular

Yaşadığımız şartları ister ev hapsi, ister karantina, ister salgına karşı tedbir olarak nitelendirelim gerçek o ki, bu 40 günü aşkın süreden beri uygulanmakta olan sokağa çıkma yasağının faydaları da olduğu kesin. Bir defa aile fertlerimiz ile daha yakından ilgilenme imkânı doğdu. Aile fertlerinden kastım sadece aynı çatı altında yaşadığımız yakınlarımız değil. Değişik yerlerde ve uzaklarda yaşayanları bile sanki eskiye göre daha sık arar sorar olduk. Sadece yakınlarımızla da yakın ilişki kurulmuş değil, hayatımızın belli bir döneminde birlikteliklerimiz olmuş kardeşlerimizi ve ağabeylerimizi de bu vesile arar, hâl hatır sorar olduk. Kısacası, geçmişi düşünme imkânı ortaya çıktı. Elbette düşünmek ister istemez düşünce konforumuzu bozuyor. Çünkü düşünmek cevap bekleyen pek çok sorunun gündeme gelmesine vesile oluyor. İnsanın zihnindeki cevap bekleyen sorular arttıkça da bazen uykularının kaçtığı bile oluyor.

Bu arada akla gelen bazı soruların cevabını araştırma ihtiyacı doğuyor. Söz gelimi bir belgesel programı izlerken yıllar önce yaşanmış bir takım olayların etrafında insan zihnini yoğunlaştırma ihtiyacı duyabiliyor. Söz gelimi TRT Haber kanalında Cumhuriyet’in 100 yıllık geçmişi özet olarak olsa hatırlatılıyor, bu arada elbette 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe girişimi, bir diğer ifadeyle vahşet bölümünü izlerken, insanın zihninde birbiri ardınca çeşitli sorular gündeme geliyor. Çok iyi hatırladığımız söz konusu darbe girişiminin FETÖ’nün bir ürünü olduğu tekrar tekrar vurgulanınca, insan ister istemez bu örgütün bir başı yok muydu? Bu baş şimdi nerede? Bulunduğu ülke her fırsatta dost ve müttefik olarak nitelendiriliyorken aradan geçen bunca zamana rağmen bu terör örgütü elebaşı, bir diğer ifadeyle 251 insanımızın katliamından sorumlu kişi niçin ülkemize iade edilmiyor? Haydi diyelim ki, bir takım hukuki gerekçeler ileri sürülerek iade edilmiyor, o zaman bu dost ve müttefik denen ülke topraklarında bu terör örgütü elebaşısını korumayı sürdürüyor? Böyle bir yaklaşım dost ve müttefik iki ülke arasında nasıl yaşanıyor? Biliyoruz ki, ABD’ne bu terör örgütü başının iadesi için çuvallar dolusu belgeler götürüldüğü halde bu katil örgütün elebaşının iade edilmeyişinin sorumlularına karşı nasıl bir tavır sergilendi? Yani, ülkemizde bir darbeyi destekleyen ülke ile hâlâ hiçbir şey olmamış gibi ilişkiler neden sürdürülür? Ne bileyim bu işe karşı yapılabilecek bir şey, atılabilecek bir adım yok mudur?

Eşkıyayı hâlâ kanatları altında tutan bir ülke ile uluslararası arenada yan yana poz vermeye devam mı edeceğiz? Edecek isek bu işin adı kesinlikle dostluk ve müttefiklik olmamalıdır. Çünkü ülkemde darbe girişimi sergileyen darbecilere yıllardan beri kucak açan bir ülke ile eskiden olduğu gibi dostluk ve müttefiklik ilişkileri sürecekse düşman ilan edilmesi için daha nelerin yapılması gerekiyor? Ya da en azından düşmana karşı düşmanca bir tavır sergilenemiyorsa, hiç olmazsa dostça davranılmamalıdır? Kısacası ABD ile ilişkilerimizin gözden geçirilmesi, yeni bir tavır belirlenmelidir.

Hemen belirteyim ki, ABD’nin ülkemizde zaman zaman darbelere ve darbecilere destek vermiş olduğunun gizli bir yanı yoktur. Ancak, bu defaki tam bir vahşet şeklinde oldu. Çünkü bu defaki darbeciler yönetimi ele geçirmekten çok katliam için sokağa çıkmışlardı. Netice itibariyle darbede yer alanların yakalananları yargılandı ama kaçanlar ve onları destekleyen ABD gibi ülkeler cezasız kaldılar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?