Hayata dair dikkatler

İnsanlığın, küresel ve genel olarak ilk kez olarak karşılaştığı bir durum. İnsan kendinin farkına vardı, dikkati kendisinin üzerine. Kendisinin, yakınlarının ve insanlığın. Hayatın zor dönemlerinden biri. Daha önce yerel olan durumlar bugün insanlığın sorunu. Bir bütün.

İnsan hayatında en küçük ayrıntıların dikkate alındığı gerçeği yaşanıyor.

Zaman öyle ya da böyle akıp gidiyordu. Büyük bir karmaşa ile değil, sakin ve. İpin ucunun kaçtığı zamanları oldu genellikle, sade. İnsan olduğunun bilincinde olmadan.

İnsan daha çok kıymete bindi.

Ölümler genelde bu kadar gündeme oturmamıştı. Ya da göz ardı olmuştu. İnsanlık eşitlenince, en güçlü olanları da kuşatınca ölüm korkusu başladı. Ölümün bu kadar geniş ve etkili olarak duyumsandığı bir zamanı olmamıştı.

İnsanın insanı anladığı ve değer verdiği bir dönem. İnsanî duyguların çok daha ağırlık kazandığını görüyor ve yaşıyoruz.

Her ölüm haberinde içimiz yanıyor. Çünkü bunların arasında bildiklerimiz, tanıdıklarımız var. Ünlü bilim insanları, sosyetenin meşhurları, siyasilerin önde gelenleri, aristokratlar var. Mazlumların ölümü daima sessiz ve derinden olmuştur.

Ölümün bu denli ses getirmesi, etkili olması akla gelmezdi. Geldi ve dünyayı bir ürkü sardı. Panik duygusu etkili. Kimi kesimler için ağır geçiyor. Sesi yüksek çıkanların gürültüsü elbette çoktur.

Müslüman’ın hayat bilinci ve teslimiyeti çok farklı. Yaşamak da ölüm de bir gerçek. Ölüm ürkülen bir durum elbette. İnsan gurbete çıktığında, evinden, köyünden, beldesinden ayrıldığında hüzünlenir. Bir daha geri dönüp dönmeyeceğinden emin olunmaz. Hayatın türlü dönemlerinin olması olağan.

İnsanlığın yeni dönemleri var. Gündelik hayatın da genel sürecin de. Şimdi insanın daha çok kendine zaman ayıracağı bir dönem. Kendisini tartıya koyma zamanı. Sorunları ve sorumlulukları bilme ve anlama zamanı. İnsanlığı düşünme zamanı.

İnsan bencilliğinin anlamının olmadığı günleri.

Günler ağır geçiyor. Düşünmeye ve dinlemeye zaman çok. Birbirini daha çok tanıma fırsatı var. Birlikte olabilme zorunluluğu insanı sabra ve anlayışa götürüyor.

Hayatın koşusu şimdilik daha durağanlaştı. Şeyler başını döndürmüyor. Bulvarlar, baş döndürücü arabaların akışı ve gürültüsü, kokusu ve kiri şu an için yok. Kentler de soluklandı. Devasa yapılar, bulvarlar anıtlar öylesine orada durup duruyorlar. Kimsenin ilgisini çekmiyor. Çekse bile orada anlamsız duruyorlar.

Zorunlu eve kapanışlar içe yönelmeyi sağlıyor. Kendine kulak asıyor insan kendini dinliyor. Göz alıcı nesnelerden uzak kalındı. Dış dünyadan çok iç dünya daha çok insanda baskın. Nefret edeceği, kavga edeceği kimseler yok. Herkes kendi hâlinde ve telâşında.

Umarız ki bu insanlık için de bir süreç ve dönüm olur. Rızkın anlamını kavrar ve değer verir. Hayatın yoğun koşusundan ritmi düşük bir dönemi yaşıyor. Hayat bilinçle akıyor.

İnsan sevdiklerini daha çok özlüyor. İnsan sıcaklığının özlemi duyuluyor. Birbirine sarılabileceği, el ele tutuşabileceği günlerin sadeliğini düşünüyor.

Bilinç insanın en özgün hâli. Kendini bilme anlama, düşünme, düşündürtme birlikte olabilme özlenen ve arzulanan durum.

Sevgi ve merhamet insana güç kazandırır. Özlemini duyacağımız günleri ve zamanı bilinçle yeniden kendimiz olabilmeyi, birlikte yaşayabilmeyi yeniden kavramalı. Zamanın kıymetini bilme zamanı. Günlerin akışında yeni güne ve yeni zamana geçişe hazırlanılmalı. Karmaşa ve kaosa sürüklenmeden hayatın bilincinde olma, anlamlandırma zamanı.

Yeni güne ve zamana selâm olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?