Reklamı Kapat

Avrupa’da “kırmızı havlu” furyası

Merak etmişsinizdir muhtemelen, kırmızı havlu da nedir diye! Bununla neyi kastettiğimi biraz sonra açıklayacağım ama öncesinde, içeriğini öğrendiğimde hemencecik hafızama gelen birkaç hususa değinmek istiyorum.

Hani yaygın bir kanaat vardır. “İnsanların dış görünüşü sizi aldatmasın. Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz” diye. Bu yaklaşımın büyük ölçüde doğruyu yansıtmadığını düşünmüşümdür kendimi bildim bileli. Aslında tam aksine insanın içi dışını, dışı da içini yansıtmalıdır inancındayım. Kişinin eylediğiyle söylediğinin bir olmasıdır doğru olan. İletişim kazası yaşanmaması için bu bir gerekliliktir zaten.

Kişi olduğu gibi görünmeyecek, bunu da adeta bir marifetmiş gibi gizemli bir söylemle temellendirecek!!! Ama bu arada başkaları onun verdiği bu yanlış imajdan ötürü hatalı çıkarsamalar yaparsa ne olacak? “Aaa ne kadar da cahil, ne kadar da şekilci!!!” İyi de arkadaş neden olduğu gibi görünmüyor ki kişi. Halbuki biliyoruz ki, insanlar birbirleriyle iletişime geçtiğinden bu yana aslında semboller, göstergeler üzerinden anlaşmayı başarabilmektedir.  Doğru mesaj için doğru sembol kullanılsa kafi gelecek aslında.

O halde bugün sorun tam olarak nedir, nereden kaynaklanıyor?

Çok teoriye boğmayalım ama kısaca söylemek gerekirse toplumsal ayrımları belirginleştiren kültürel ögelerin küreselleşme sürecinde Baudrillard’ın deyimiyle “toplumsalın sıvılaşması”na maruz kalması durumu söz konusu sanırım. Ama bu benzeşme hali ayrı bir konu. Nereden ve nasıl geldik bu konuya, “kırmızı havlu da nedir” onu anlatalım. Geçen hafta sonu Saadet Partisi Avrupa temsilciği tarafından gerçekleştirilen “Korona Kısıtlamaları Altında Türkiye Kökenli Toplumun Sorunları ve Çözüm Yolları” başlıklı çalıştaya bendeniz de katıldım. Avrupa’nın farklı ülkelerinden aile, sağlık, eğitim ve iş dünyası konularında uzman geniş katılımlı sayılabilecek bir kadroyla grup çalışması şeklinde gerçekleştirilen çalışmada oldukça verimli paylaşımlar olduğunu belirtmem gerekiyor.

Elbette bu çalıştaydan elde edilen değerli bilgiler kapsamlı bir şekilde kamuoyuyla paylaşılacaktır. Ancak bendeniz çalıştay sırasında aynı grupta yer aldığımız, çalıştaya Belçika’dan katılan psikolog Cemile Tetik hanımefendiden “kırmızı havlu” uygulamasını öğrendim. Cemile hanımın verdiği bilgilere göre, pandemi sürecinde Fransa ve Belçika’da halk arasında evlere kırmızı havlu asma furyası başladı. Peki, ne anlama geliyor bu uygulama?

Eğer bir evin herhangi bir penceresinden kırmızı havlu sarkıtıldıysa bu demektir ki o evde yardım isteyen, bakıma muhtaç, kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılayamayacak durumda yaşlı/lar var. Bunu gören mahalle sakinlerinin, komşuların, resmi yetkililerin bu eve uğraması, evde bulunan yaşlılara yardım etmesi amacıyla pencereden sarkıtılan bir imdat bayrağı.

Bunu öğrendiğimde evet ne kadar da somut elle tutulur bir sembol diye düşündüm. Gerçeklikten kopuk olmayan bir sembol bu tabi... Kırmızı havlu gördüğünüz bir evin kapısına gittiğinizde evden yaşlılar yerine çocukların çıkma durumu söz konusu değil mesela.

Biz nereden bilelim, belki öylesine asmışlardır, yakıştığı için takmışlardır belki demenize de gerek yok. Zira o sembol bir ihtiyacın ve gerçekliğin elle tutulur, gözle görülür gerçeklikte bir işaretidir. İç dışı, dış da içi yansıtıyor yani. Sonuç olarak, kırmızı havluya baktığımda ben neler görüyorum, söyleyeyim. Birincisi; gerçekten tam da sarkıtmanın somut gerekçesi olarak söylenildiği gibi “yardım istemenin” bir sembolü. İkincisi; hazcılığın pençesinde bir ömür tüketen, bireyselleşen, aileyi ve toplumu hiçe sayan Batılı yaşam tarzına sahip insanlığın “yalnızlığının” bir sembolü.

Üçüncüsü;  bu Batılı paradigmanın, sistemin “çöküşünün” sembolüdür.    Onun için kırmızı havlu aslında yeni ve adil bir dünya kurulmasının tüm insanlık için ne kadar önemli olduğunun da ispatıdır aynı zamanda.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?