Reklamı Kapat

Rasyonel davranmak…

İktisatta ekonomik modeller kurarken birtakım varsayımlar yapılır, öngörülerde bulunulur. Varsayımlar çerçevesinde modeller oluşturulur. Bugünün dünyasında söz sahibi olan Neoklasik iktisatta bu varsayımlardan birisi olarak tüm ekonomik aktörlerin rasyonel, yani akılcı davranacağı öngörülür. Bu varsayım, ekonomik kriz ve panik dönemlerinde çalışmaz, insan davranışlarını kestiremez.

Toplumsal hadiselerde de tüm bireylerin rasyonel olacağını düşünmek gerçekle bağdaşmaz/bağdaşamaz. Çünkü toplumun vasatının, yani ortalamasının çok bilgili, bilinçli ve öngörülü olduğu düşünülemez. Toplumu oluşturan bireyler, homojen bir yapıda değildir ve genelde de tüm toplumlarda “orta karar” bir seviyeden bahsedilebilir.

Hele ki kaos veya kargaşa dönemlerinde, bırakın bütün bir toplumu, bireyler bazında dahi rasyonel davranışlar görebilmek çok da kolay değildir. Hele ki bir de toplumda bir güvensizlik ve belirsizlik duygusu hakimse, en basit bir durum bile bir büyük paniği tetikleyebilir. Kitlenin her daim akıl mantık çerçevesinde hareket edeceğini düşünmek fazla iyimser bir tavır olur.

Dolayısıyla kamu idaresi denen vakıa da sadece imza atmaktan veya ardını düşünmeden karar almaktan ibaret olamaz. Kamu otoritesi, alacağı en basit bir kararın bile kimleri, nasıl ve ne şekilde etkileyebileceğini hesaba katmak durumundadır. Kamu otoritesi, sokaktaki adamdan farklı bir tavrın sahibi olabilmeli, yüksek bir öngörüyle hareket etmek mecburiyetindedir.

Kamu otoritesi, toplumun tüm bireylerini üstün bir bilince sahip, her daim neden-sonuç ilişkisine göre hareket eden fertler olarak düşünerek bir eyleme girişemez. Kamu idaresinde, “vasat”ı düşünerek hareket etmek esastır. Hele ki panik dönemlerinde, insanların tek bir kıvılcımla kaosa sürüklenebileceği netameli zamanlarda, kamu idaresi her adımında son derece sağlamcı ve net olmak zorundadır. Toplumun böylesi zamanlarda ideal ölçütlerde bir bilinç düzeyinde hareket etmesi fazlasıyla ütopiktir ve gerçekçi değildir.

Hafta sonunda geçerli olmak üzere büyükşehirlerde sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi, özünde çok doğru ancak uygulamasında son derece hatalıdır. Havaların da iyileşmesi hasebiyle park, bahçe, sahil gibi yerlere olası insan hareketlerini önleme anlamında bu karar son derece doğrudur. Fakat bu kararı yürürlüğe girmesinden birkaç saat önce, hem de son derece muğlak bir şekilde açıklamak, kaotik bir ortam doğurmuştur. Önceki günlerde insanlara stok yapmamaları, her gün istedikleri ürünlere ulaşabilecekleri söylenirken, vakitsizce böylesi bir yasağı tebliğ etmek, insanların zihnindeki güvensizlik ve belirsizlik halini harekete geçirmiştir. Elbette ki, gerçekten ihtiyacı olanlar kadar akıl mantık dışı bir şekilde marketlere, bakkallara üşüşenler de olmuştur. Ancak bu meseledeki garabet, paniğe kapılan ve irrasyonel davranan halka mal edilemez.

Kamu otoritesi, bütün bu riskleri en ince detayına kadar düşünmekle ve toplumu da ona göre bir eyleme sevk etmekle mükelleftir. Vakitlice bir duyuruyla çözülebilecek bir basit mesele, maazallah 1 aylık çabaların heba edilmesi noktasına getirmeye namzet oldu. Halkı günah keçisi ilan etmek manasızdır.

Su götürmez bir özensizlik ve planlama eksikliği ortada olduğu halde hala “herkesin kileri yiyecek dolu”, “2 günde ölmezsiniz” vs diyenler, işlerine geldiğinde “aziz millet” diye sırnaştıkları halka hakaretten de geri durmadılar bu süreçte. Bu çok büyük bir ayıptır. İnsan kalitemiz öteden beri buydu ve idarecilerden de beklenen bu çerçevede eylem ve söylemlerde bulunmaktır.

Boşa denmemiştir, “Akıl, bir işin sonunu görmektir” diye… Ve birbirinden farklı huyda, bilgi ve bilinç düzeyinde, kavrayışta olan insanlar bütününden yani toplumdan, bu çalkantılı dönemde rasyonel davranmasını beklemeden önce kamu idaresinden bunu beklemek daha doğrudur. Neticede, toplumu istenilen yöne sevk edecek olan kamu otoritesidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?