“Milli Gazete’yi almayan, okumayan asla Milli Görüşçü olamaz”

Mustafa Başboğa…

Yayın hayatına başladığından bu yana Milli Gazete okuyor ve yarım asırdır Milli Görüşçü.

80’e merdiven dayamış yaşıyla halen aktif siyasetin içinde; Saadet Partisi Balıkesir/Erdek İlçe Başkan Yardımcısı…

Anılarını anlatan bir mektup kaleme aldı, Mustafa amcamız. Şöyle diyor;

* “Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı 1972 yılında Almanya/Berlin’de konferans salonunda görmek ve tanımak kısmet oldu. 48 yıl önceydi…”

* “Milli Görüş liderinin saflarında, hocamın çıkarmış olduğu ve 50 yıldır faaliyette olan Milli Gazete bize bu yolda en büyük ışık oldu.”

* “50 yıldır bu gazeteyi tüm insanlara ulaştırabilseydik bugünkü sıkıntıları yaşamazdık.”

* “Berlin’de de Milli Gazete’yi devamlı yanımda taşıdım. 1980’de memleketim Bandırma’ya döndüm. Gazetemizin dağıtımı benim birinci görevim oldu, uzun yıllar. Milli Gazete’yi dağıtmak.”

* “Milli Görüş’ü tanıtmak sadece Milli Gazete ile mümkün. Milli Gazete’yi bir gayr-i Müslim’e versen okutsan ve o gayr-i Müslim Milli Gazete’yi bir ay okusa Müslüman olur. Bu kadar önemli Milli Gazete.”

* “Milli Gazete’yi okumayan asla Milli Görüşçü olamaz. Bunun üzerinde durmamız lazım ve bunun hepimizin birinci görevi olduğunu düşünüyorum.”

* “Milli Gazete 50 yıldır hiç elimden düşmedi, şükürler olsun.”

* “Bundan sonraki yazımda Milli Görüş saflarında bize verilen görevlere devam ettiğimiz şu anda neler yapabiliriz, nasıl bir çalışma içinde olabiliriz, daha verimli nasıl olabiliriz onu yazacağım.”

BU YOLDA RABBİMİZE KAVUŞACAĞIZ, İNŞALLAH!

Başından bu yana Milli Gazete’yi elinden düşürmeyen, Milli Görüş sevdalısı Mustafa Başıboğa, Almanya’ya gittiği ilk günleri ve Berlin’de Erbakan Hoca ile ilk karşılaşmasını anılarında şu satırlarla ifade ediyor;

* “İşçi olarak Almanya Berlin’e gittim. İkamet etiğimiz mesken Hitler zamanında yapılan bir bina. 4 katlı ve çift daire. İç içe 2 daire. 30 metrekare bir oda.”

* “Küçük bir mutfak. Binada tuvalet ve banyo yok. Yaşlı bir Alman vatandaşına, tuvalet ve banyoyu sorduğumda, tuvalet ihtiyaçlarını parklarda giderdiklerini söyledi. Oturduğumuz evin giriş katına merdiven altına sonradan bir tuvalet yapılmış. Ama orada da su yok. Oturduğumuz mesken böyle bir yer.”

* “İyi bir mesken bulup taşınmamız da çok zor. Bir müddet bu dairede oturmaya devam ettik.”

* “İş yerinde de durum aynı. İşyerindeki tuvalette de musluk yok. Güç şartlar alında devam ettik böylece, Almanya Berlin’de.”

* “Bir gün sabah kalktığımda Almanlar dahil bütün evlere Türk bayraklarının asıldığını görünce, Türk bayraklarını ne için astıklarını sordum. Ve kimin Berlin’de konferans vereceğini öğrendik; ‘Profesör Dr. Necmettin Erbakan konuşacak’ dediler.”

* “Berlin’de 1972’de hocamı tanımak nasip oldu. 48 yıl oldu hocamla tanışalı. Herkese nasip olmayan bize nasip oldu. Yolumuzu böylece çizdik. Bu yolda Rabbimize kavuşacağız inşallah.”

* “Bu yola kendini adamış insanlarla, ‘Allah’ım her saniye bu insanlarla irtibatımı sürekli kıl.’ diye dua ediyorum. Ne zamana kadar? Ayaklarımızı uzatana kadar! Bundan böyle burada bizim de yapabileceklerimiz var ve bunları hiç aksatmadan yapmamız çok önemli.”

İLGİNÇ BİR HİKAYESİ VAR, MUSTAFA BAŞBOĞA’NIN

Yazı yazmak elbette önemli ama okur ile bağ kurabilmek, okurun tepkisini öğrenebilmek sürecin devam edebilmesi için çok daha önemli.

Gazetelerde de durum böyle. Bir gazete okuruyla bağ kurabildiği ölçüde kök salıyor kuşkusuz. Okur gazeteyi beğenebilir bunun için günlük takip de yapabilir.

Ama bağ kurmak başka bir şey tabi… Gazeteyi kendine ait hissetmek bu bağın adı.

Alın size bir örnek; Bandırma’dan Mustafa Başboğa.

78 yaşındaki Mustafa amcamız Milli Görüş ile işçi olarak gittiği Berlin’de 1972 yılında tanışmış.

İlginç bir hikayesi var, Mustafa amcanın.

Berlin’in Krouzberg semtinde oturan Mustafa amca bir sabah dışarı çıktığında birçok yerde evlere ve dükkanlara Türk bayrağı asıldığını görür. Önce bir anlam veremez, tarihe bakar acaba bugün önemli bir gün mü diye! Böyle olmadığını anlayınca etrafındakilere sorar “Niye bu kadar bayrak asıldı” diye.

Aldığı cevap merakını daha da artırır. Türkiye’den gelen bir konuşmacı Nooves Konferans Salonu’nda konferans verecektir.

Kimdir bu konuşmacı; Prof. Dr. Necmettin Erbakan.

Büyük bir merakla gider Mustafa amca. Pür dikkat dinler ilk kez Erbakan Hocayı.

Ve işte o gün orada aradığını bulmanın aşkıyla hemencecik kararını verir. Kendi ifadesiyle “Herkese nasip olmayan bize nasip oldu, yolumuzu çizdik Elhamdülillah. Bu yola kendini adayan insanlarla Allah’ım irtibatımızı sürekli kıl diye her saniye dua ediyorum. Bu yolda Rabbimize kavuşacağız inşallah.” dediği kutlu yolculuk başlar.

***

12 Ocak 1973’te kurulan Milli Gazete ise Mustafa amca için ayrı bir sevda adeta. Öyle bir sevda ki, 47 yıllık sadık okurluğu yanında, 1980 sonrası Türkiye’ye döndüğünde Bandırma’da uzunca bir süre gönüllü gazete dağıtımı dahi yapmış.

İlerleyen yaşına rağmen halen Saadet Partisi Erdek ilçe teşkilatında aktif görev yapıyor.

Son sözü yine Mustafa amcaya bırakalım: “Milli Gazete’yi almayan, okumayan asla Milli Görüşçü olamaz.”

İşte Milli Gazete’yi köklü kılan şeyi merak edenlerin görmesi gereken bu; sevda ve sadakat yüklenen hasbi okurlar.

***

(Katkıları için sevgili Bekir Gündoğmuş’a teşekkürler…)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?