Kampanya ve devlet içinde devlet

Koronavirüs belası, sadece Türkiye’yi değil, tüm dünyayı yıkıp geçti. Tüm sektörlerde çarklar durdu veya durma noktasına geldi. Virüsün ekonomiye olan vurucu etkisinin ne zaman sona ereceğini kestirebilmek çok zor. Her ülke, ekonomik olarak paketler açıklıyor. Özellikle sağlık sektörü için aktarılan kaynaklar zirve noktasını gördü. Bu arada birçok ülke, mağdur olan vatandaşlarını koruma kalkanına aldı… Açıkladıkları ekonomik paketlerle mağdur kesimlere hatırı sayılır miktarlarda karşılıksız yardımlarda bulunuluyor. Türkiye’de de 2 milyon 110 bin kişiye sosyal yardım olarak bin liralık ödeme yapıldı. Bu yeterli mi? Elbette yeterli değil… Zira koronavirüs dolayısıyla mağdur olan, işinden olan, evine ekmek parası götüremeyecek pozisyona düşen milyonlarca “çalışamayan”, ücretsiz izne gönderilen bir kesim var. Bu kesimin önümüzdeki süreçte nasıl fonlanacağı, mağduriyetlerinin nasıl giderileceği tam anlamıyla bir muamma… Bu noktada tüm kamu kurum, sivil toplum örgütleri, sendikalar, işverenler ve bakanlıklar nezdinde “Mağdurlar için bir kriz yönetimi merkezi” oluşturulması şart görünüyor. Sosyal devlet olmanın yükümlülüğü yerine getirilmeli… Mevcut kaynakların ve oluşturulacak diğer kaynakların mağdur kesimlere nasıl aktarılacağı noktasında yöntemler geliştirilmeli…

“Biz bize yeteriz Türkiye” sloganlı kampanya ile vatandaşının sol cebinden aldığını, vatandaşının sağ cebine koymaya niyetli sosyal devlet, “gam ve tasa” ile virüsün caddelerden defolup gitmesini dört gözle bekleyen “mağdurlar” için başka bir şeyler yapmalı… İşin tuhaf yönü, hükümet “Biz bize yeteriz” diyerek kampanya başlatırken, yerel yönetimlerin başlattığı kampanyalara “Devlet içinde devlet olmaz” denilerek set konuldu… Toplanan paralar ise bloke edildi.  O zaman biraz gerilere gidelim ve bu “Devlet içinde devlet olmak” mevzusunu kurcalayalım. 1994 yılında Milli Görüş’ün efsane belediyeciliği tüm Anadolu’da işbaşına gelmişti… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, o tarihte İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olmuştu. Erdoğan ve birçok belediye kendi kaynaklarından yüz binlerce öğrenciye uzunca bir süre burs verdi… Ne hazindir ki,  belediyeler tarafından yükseköğrenim gören öğrencilere verilen burslar, CHP'nin 21 Kasım 2008'de Anayasa Mahkemesi'ne açtığı dava sonucu iptal edildi. Türkiye genelinde belediyelerden burs alan 350 bin öğrencinin bursu CHP’nin bu girişimiyle kesilmiş oldu.

Sayın Cumhurbaşkanımız! Bu hizmet sizlerle başladı ve uzunca süre devam etti… CHP bu hizmetin engellenmesine sebep olurken, binlerce öğrencinin ahını alırken, o günlerde sizin de yüreğiniz, bizim gibi cız etmemiş miydi? Belediye kaynaklarıyla ihtiyaç sahibi öğrencilere verilen bursların kesilmesi dolayısıyla yüreğinizdeki sızı, eminiz bugün de devam ediyordur… Yani, hizmetin engellenmesinin ne demek olduğunu en iyi siz anlarsınız, siz bilirsiniz. Bugün İstanbul’da işbaşında olan belediye de karınca kararınca yardımlar toplayıp mağdurlara kendince ulaşmaya çabalayacaktı. Belediyenin önü kesilirken, hizmet bağlamında geçmişte burs verdiğiniz öğrencilerin mağduriyetleri de aklınıza gelmiştir muhakkak.

Bu arada, neymiş? Belediyenin ihtiyaç sahiplerine ulaşması noktasında elinin kolunun bağlanmasının ne olduğu noktasında ahını aldıkları öğrencileri hatırlaması gerekiyormuş!

Son söz: Hükümet her hizmeti kendine yontmaya çabalıyor, bunu biliyoruz! Ama bu zorlu ve çetin süreçte, yerel yönetimlerin de desteği alınmalı! Mağdurlara ulaşılmalı, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın, infakın, sadakanın, bizi biz yapan değerlerin toplumun kılcal damarlarına inmesi sağlanmalı… Gün, siyasetin, kavganın, gürültünün günü değildir. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” Peygamberi düsturunu hayata geçirme ve yokluk içinde olanlar arasında “Gönül kardeşliğini” tesis etme günüdür…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?