Sonu görünmeyen bir tuneldeyiz

Bir sabah uyandığınızda, ölümcül bir virüsün hızla yayıldığını ve insanları nefessiz bırakıp ölümlerine sebebiyet verdiğini söyleseler inanır mıydınız? Sanırım bunun bir hayal olduğunu söyler ve gülüp geçerdiniz… Fakat yaşlı dünyamız bunu da gördü. Proje olduğu söylenen illet bir virüs bütün dünyaya hızla yayıldı ve onlarca insanın ölümüne neden oldu. İnsanlar virüsten korunabilmek için evlerine hapsolup tehlikenin geçeceği anı beklemeye başladılar.

Öldürücü virüsün Çin’de esrarengiz bir şekilde ortaya çıkıp buradan İran’ın Kum şehrine,  Mekke ve Medine’ye Vatikan’a ve bütün dünyaya yayılması 4. evre sanayi toplumuna geçiş sürecinde kadim kültürlerin ve inançların da hedef seçilmiş olabileceğini düşündürüyor. Tasarlanan dijital dünya tasavvurunda insanın fıtratına ve asli değerlere uygun yaşaması öngörülmüyor, aksine din bu zümrelerin hain planlarının önünde bir engel olarak görülüyor. İslam bireysel yaşamı tasvip etmez, cemaate ve dayanışmaya önem verir, fertleri birlikte ibadet etmeye, birlikte istişareye, birlikte ilmi çalışmalara teşvik eder ve onları ümmet bilinci ekseninde bir araya getirir. Fakat görmekteyiz ki, son günlerde bir virüsle her şey ters yüz oldu, Kâbe de dâhil olmak üzere ibadetgâhlarımız ıssızlığa terk edildi. İnsanlar sosyal alandan uzaklaşarak evlerinde yalnızlığa çekildiler.

Stratejistlere göre toplumlar 4. evre sanayi toplumuna evrilirken fertlerin kaos ve kargaşaya karşı verdikleri tepkilerin ölçümü yapılacak, nakit para değersizleştirilerek, zihinler dijital paraya geçiş için hazırlanacak, ticari alışverişler sanal ortamlarda yapılacak, insan emeği ortadan kalkacak ve bunun yerini robotlar alacak. Toplumlar bu dönüşüme hazırlanırken dini ve ahlaki değerlerden uzaklaşacak ve izole edilerek tek kişilik hücrelere hapsedilecek… Peki, öldürücü bir virüs üzerinden kurgulanan bu hayat nizamı tutar mı? Zannetmiyorum. Zira insan düşünen, düşündüğünü ifade edebilen, üreten, inanan, seven, sevilen ve kendi türüyle bir arada yaşamaya müsait olan bir varlıktır. Kurgulanan hayat nizamında ise bütün bu kazanımların süpürüldüğünü ve etkin olan insanın adeta robotlaştırılarak edilgen bir varlığa dönüştürülmeye çalışıldığını görmekteyiz. Bu edilgen rol, sosyal izolasyon insan türünü zamanla boşluğa ve depresif sorunlara itecek ve kabul görmeyecektir diye düşünüyorum. Dünyanın gündemini işgal eden öldürücü virüs etkisini daha ne kadar sürdürecek bilemiyoruz. Fakat yediden yetmişe herkesin gündeminde virüsten korunma yöntemleri ve izole edilmiş hayatların getireceği sorunlar var. İnsanlar evlerine çekilmiş, gelecek olumlu bir haberi bekliyorlar. Fakat yazılı ve görsel medyaya göz attığınızda içinizi aydınlatacak bir görüntü ya da habere rastlayamıyorsunuz. Her yer hastalık, ızdırap ve ölüm kokuyor.

Hızla akan hayat durgun bir nehre dönüştü. Artık herkesin gündeminde hastalık var, ölüm ve acıya katlanmak var. Ruhsal çöküntüye uğramış fertler kaygı ve karamsarlığa kapılmış vaziyette beklerken yeni üretilen bir aşının ayak sesleri geliyor. Zannederim ölümcül virüsü üretenler aşıyı çok daha önceden üretmişler ve şimdi buradan edinecekleri kazancın hesabını yapmaktalar. Fakat bahsi geçen aşı bir çözüm olarak karşımıza çıkmış olsa dahi insanların maruz kaldıkları korku, endişe ve travmaların etkilerini atlatmaları kolay olmayacaktır. O nedenle aşı ister çözüm olsun ister olmasın insanlar ruhsal sağaltıcıya ihtiyaç duyacaklardır diye düşünüyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?