Yeni zaman ve yeni hayat

Her sabah gün doğumuyla birlikte yeni bir zamanın başlangıcıdır. Bitmeyen bir akış ile ır. İnsan hayatı rutinleşince sıradanlaşır. Müslümanlar için ise hayatı yenileyen an ve durumlar, dönemler var. Sabah namazıyla başlayan günün bölümlenmesi, yenilenmelerle ve tazelenmelerle devam eder. Bu akış günü taze ve canlı tutar. Oruç ayı ile birlikte tamamen bir değişim yaşanır.

Modern hayat insanları çok karmaşık rutini de olmayan bir hengâmeye dönüştürdü. Gecesi gündüzü, önü sonu belli olmayan bir hayat biçimi. Özellikle de genç kuşak için bu çok daha farklı.

İşsiz genç kuşak için hayat çok daha zor. Onlar ise gecelerini bilgisayar başında geçiriyorlar. Gündüzleri ise bir pelteye dönüşüyorlar. Genel durum böyle.

Ancak artık yeni bir dönemden geçiyoruz. Daha önce de vurguladığımız gibi konoravirüs öncesi ve sonrası diye bir süreç var ve olacak. Şu an henüz işin başlangıcındayız. Süreç neyi gösterecek bilemiyoruz. Şu satırların yazıldığı sırada yaklaşık bir aydır içerideyiz. Bu bir ay ve gelişmelerin ciddiyetini ve travmatik sonuçlarının ne olacağını bilemiyoruz. Uzun süreceğe benziyor. Şu ana kadar üretilmiş hazır birikimler var. Hazırdan yiyoruz desek yeridir. İçeriye hapsolan insanı tutmak güç, bir o kadar da tehlikeli. Başlangıçta durumun ciddiyetini kavrayamayanların umarsızlıkları beklenmedik sonuçlar getirdi. Daha da olacağa benziyor.

Bütün insanlığın aynı dönemde içeriye, eve kapanması tarihte görülmüş bir durum değildir. Bunalımın sonuçlarının getireceği patlamaların olumsuzluklarını düşünmek bile istemiyoruz. Ne ki henüz bir ayını doldurmamış şu zaman sürecinde de ciddî denilecek travmalar başladı bile. Bunun uzun sürmesi hem insan psikolojisi hem de ekonomisi anlamında ciddi sorunlar oluşturacak.

Herkeste bir korku ve panik var. Yakalanılan şu hastalıkta yaşam süreci kimileri için çok kısa seyrediyor. Hekimlerin de yaşadığı böylesi bir durum. Ne kendilerine ne de başkalarına yeterince umut olabiliyorlar. Elbette olumlu sonuçlar var. Umudumuz o ki bu durumun daha iyi sonuçlarla sonuçlanması. Dünya tarihinde görülmemiş olan bütün insanlığın aynı hastalığa yakalanıyor olması. Yerel olamıyor, asıl sorun da burada.

Dünyadaki bütün insanlığın bir anda evlerine kapanması yaşanan şu süreçteki gerilimi insanlık hiçbir zaman yaşamadı. Salgın hastalıklarda toplu, milyonları bulan ölümler oldu geçmiş zamanlarda. Bunlar belirli alanlarla sınırlı kaldı.

Birkaç ay süreceğe benziyor. Bu birkaç ay çok önemli gelişmelere neden olabilir. Ülkelerin yapılarında, yönetimlerinde, tutumlarında değişimler yaşanabilir. Birbirleriyle ölesiye gerilimli olan, burun buruna gelen ülkelerin yöneticileri birbirlerine yardıma koşuyorlar.

Metafiziksiz kalmış olan Batı toplumlarının ideolojilerinin hiçbir hükmü yok. Kapitalizm, Marksizm, sosyalizm, faşizm, milliyetçilikler, aşırı uçları olan ırkçılıklar, mezhepçilikler bunların hemen hepsi şu yaygın hastalık karşısında eşittirler.

1977 ya da 1978 yılında Yeni Devir gazetesi Kültür Sanat sayfasında “Batı’nın Ölümü” başlıklı bir yazım yayımlanmıştı. Merhum Nuri Pakdil yazımdan kısa bir alıntı yapmış Edebiyat dergisinde değinide bulunmuştu. Bu, şunu anımsattı. Bugün Batı ideolojileriyle, sektörleriyle ölüm karşısında bocalıyor. Kendileri insanlık üzerine ölüm yağdırırlarken ölümün doğal yollarla kapılarına dayanmış olması asıl ölüm duygusunun bir yansıması.

Kendi insanını çok önemseyen, insan severliği, yani hümanizmi sadece kendisi için iken şimdi insanlık eşit konumda. Maneviyatı olanlar bu anlamda çok daha rahattırlar. Kader karşısındaki teslimiyetleri onları daha bir güvenli kılıyor. Sevgili Efendimizin belirttiği gibi: “İnsanın rızkı kesilince ölüm bir biçimde gelir. Bu, hastalık, yaşlılık, savaş veya kaza olabilir.” Bu çok önemlidir bir Müslüman için. Tedbir, dikkat ve duyarlığıyla süreci atlatır. Asıl sorun Batı’nın bu bunalımı nasıl atlatacağı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?