Katilin kör zihniyeti

Zaman su gibi akıp gider. Yaşlı dünya bir dolar bir boşalır. Güneş doğar batar, çağlar gelip geçer ve tarih tozlu sayfalarına her dakika yeni bir kayıt ilave eder. Fakat çağlar değişse de insanın yeryüzüne ektiği kin, nefret ve şiddet hiç bitmez ve iyi ile kötünün savaşı hep devam eder.

Savaşlar, işgaller, cinayetler geçmişte de vardı bu gün de var. Mazlumlar ve zalimler aynı gemide yolculuk yapsalar da hiçbir zaman el ele tutuşamazlar. Dün şiddeti ekenler Firavun ve onun yoldaşlarıydı bu gün ise onların torunları Amerika ve İsrail’dir… Muhterislerin kullandıkları savaş yöntemleri de aynı. Silahların şekli değişse de etkileri değişmez. Bugün bu öldürücü silahlara bir de virüsler dâhil oldu. Daha evvel IDS, SARS, Domuz Gribi, Kuş Gribi ve Ebola virüsleri gündeme gelmiş ve bu virüslerin laboratuar ortamında üretilip masum halklara bulaştırıldığı söylenmişti. Son günlerde yine gündemden düşmeyen koronavirüsün de kimyasal bir saldırı olabileceği söyleniyor. Peki, bu mümkün olabilir mi? Uzmanlar dijital bir dünyaya geçiş sürecinde böyle bir vakıanın planlanmış olabileceğini söylüyorlar…

Şiddet yanlısı zalim ve muhterisler virüsü geçmişte de silah olarak kullanmışlardır. Hititlerde vuku bulan kardeş savaşlarında vebalı hastalar casus olarak Mısır’a gönderilmiş ve hastalık masum insanlara bulaştırılmıştır. 1763 tarihinde bölgeyi kolonileştirmek için Kuzey Amerika’da bulunan İngilizler, çiçek hastalığı mikrobu bulaştırılmış eşyaları Kızılderililere hediye ederek bu hastalığın yerliler arasında yayılmasına neden olmuşlardır. Birinci Dünya Savaşı’nda Almanlar şarbon mikrobu taşıyan sığır etlerini servis ederek hastalığı bulaştırmışlardır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonlar veba mikrobu bulaştırılan pirinçleri uçaktan attılar, bu pirinçleri yiyen fareler virüsü bulaştırdılar.

İnsanlık tarihi iyi ile kötünün savaşından ibarettir. Kötü ve kötülüğü üretenler şiddet ve katliamlar için türlü türlü yollar denediler.

14. asırda onlarca insan veba mikrobundan hayatını kaybetti. 1. Dünya Savaşı sırasında Almanlar at ve sığır etine şarbon bulaştırıp insanların ölümüne neden oldular. Almanların ve Japonların deneyimlerinden yararlanan ABD soğuk savaş sırasında biyolojik silahlar üretti ve bu silahları stokladı. Aynı dönem tahıl ürünlerine karşı kullanılacak bitki yok edici mikroplar üzerine çalışıldı ve bu mikroplar silaha dönüştürüldü. Hayvanlara büyük hasar veren Brusella bakterisi de aynı şekilde üretilip servis edildi.

Son yıllarda ortaya çıkan Kuş Gribi, Domuz Gribi, Ebola, SARS ve korona gibi virüslerin de tıpkı tarihte olduğu gibi üretilip servis edilmiş olabileceği düşünülüyor. Görüldüğü üzere savaşlar sadece gelişmiş silahlar ve bombalarla gerçekleşmiyor, öldürücü virüsler de bu kapsamda değerlendiriliyor. Ve insanlar gündelik meşgalelerinin peşinde sürüklenirken ölüm kusan virüslerle tanışıp hayata veda edebiliyorlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?