Reklamı Kapat

Yaslandığınız duvar yıkılırsa

Kız çocuğunun tasavvurlarında baba bir güçtür, güvendir, sağlam bir duvardır. Cinsiyeti sebebiyle dışlanan, küçümsenen, ikinci sınıf bir varlık olarak görülen kız çocuğu babanın desteğini alamadığında ise kendini güçsüz ve korunaksız hisseder.

Analık potansiyeline sahip olan kız çocuğu ne yazık ki kaba kuvveti güç zanneden erkeklerin hedefinde yer alıyor… Karım neden erkek değil de kız çocuk doğurdu deyip eşlerini boşamaya kalkanlar, iffetimize leke getirdi deyip, kız çocuklarını katledenler var bu toplumda. Canlı canlı toprağa gömülerek katledilen Medine Memi’nin kör vicdanlara çarpan çığlıkları hâlâ kulaklarımızda… Fakat bütün bunlara rağmen kız çocuğunun zihindeki baba imgesi hiç değişmez, çocuk babayı yaslandığı bir duvar olarak görür.

Toplumda bir kız çocuğu erkek arkadaş edindiğinde iffetsiz ilan edilir, erkek çocuk zina ettiğinde ise, “Erkektir hakkı vardır” denir. Oysa zina kadına da erkeğe de haram kılınmıştır. Bazı çevrelerde doğuştan günahkâr olduğuna inanılan kız çocuğu hayatın tüm veçhelerinde ayrımcılığa tabi tutulur dışlanır. Kız doğmanın ağır bedeli vardır köhne zihniyetlerin dünyasında fakat yine de babadan ümidini kesmez kız çocuğu onu yaslandığı bir duvar olarak görür. 

Kız çocuğu için dış dünya onlarca aç kurdun gezdiği bir meydandır. Ve o bilir ki attığı her adım binlerce tehlikeye gebedir. Fakat etrafını saran bunca tehlikeye karşın kız çocuğu babanın kanatlarına sığınır, babayı sığınacak bir liman olarak görür… Kızın tasavvurlarındaki baba koruyan, kollayan, seven ve sevdiğini ifade edebilen bir babadır çünkü. Kız, babanın gölgesinde yetişen bir çiçek gibidir ve kız ne zaman bir tehlike sezse babanın gölgesine sığınır ve ondan güç alır. Baba, kızı ile arasına demirden zırhlar ördüğünde ise kız kendini zayıf ve korunaksız hisseder. Böyle durumlarda güven duygusunu yitirir ve kendini kıyıya çeker. Kız artık her şeyden korkmaktadır. Baba ile olan iletişimsizliği onun hayatla bağını zayıflatır.

Genç kızla baba arasında kurulan bağın önemine vurgu yaparken babası tarafından katledilen kızın küllenmiş hayalleri geldi aklıma. Düşünüyorum… Sesini duyurma şansı olsaydı kız katil babaya ne söylemek isterdi acaba? Bilmiyorum, bilmiyoruz… Ruh hekimleri eğitimciler kız çocuğu ile baba arasındaki bağın önemine vurgu yaparken bir baba erkek arkadaş edindiğini gerekçe göstererek kızını katletti. Şeyma’nın cansız bedeni karlara gömülmüş vaziyette bulundu. Bir genç kızın karlara gömülmüş hayallerini gördüğünüzde ne hissettiniz acaba? Biliyor musunuz o hayallerin katili bir babaydı ve o baba bir caniydi.

Yapılan açıklamalara göre Şeyma’nın bir erkek arkadaşının olduğunu öğrenen baba, onu aracına alıyor ve tenha bir yere geldiklerinde katlediyor. Niçin? Neden? Bir baba nasıl olur da çocuğunu katleder? Anne ve erkek kardeş babanın kızıyla ilişkilerinin gayet iyi olduğunu ve babanın bir rahatsızlığından dolayı böyle bir şey yapmış olabileceğini ifade ediyorlar. Anlıyoruz ki, babanın içindeki canavarı yıllar yılı onlar da görememişler.

Ülkemizde ruh hekimleri, terapistler, eğitimciler, Diyanet çalışanları anne, baba ve çocuk ilişkilerini sürekli gündeme taşıyor ve tavsiyelerde bulunuyorlar. Fakat ne acıdır ki, çocuklarını katleden caniler kimi zaman töre dediler, kimi zaman iffet, namus dediler, kimi zaman itaat etmiyor dediler, kimi zaman sevgili edindi dediler ve gözlerini kırpmadan kızlarını katlettiler. Bu durum baba kavramına atfettiğimiz değeri kökten zedeledi ve yaslandığımız duvarlar artık bizim katilimiz olmaya başladı.

Ruh hekimleri babayla güven verici ilişkiler kuran çocuğun güven duygusunun diğerlerinden daha güçlü olduğunu söylüyorlar. Baba hayatta olmasa dahi eğer onunla vakti zamanında güven ilişkisi kurabilmişse çocuk kendini değerli hissediyor ve olaylar karşısında daha dirençli oluyor.

Toplumumuzda ne yazık ki bazı babalar sevginin sadece erkek çocukların hakkı olduğuna inanıyor ve kız çocuklarını sevgisiz vadilere terk edip mahrum bırakıyorlar. Bu bir zihniyettir ve bu zihniyete sahip olan kişilere göre iffet sadece kız çocuğu için gereklidir, bunun için kız çocuğu en temel haklarından dahi mahrum bırakılmalı, şımartılmamalıdır. Peki, sizler yoğun baskı ve dışlayıcı tavırlar altında büyüyen kız çocuklarından nasıl bir anne olmasını bekliyorsunuz? Ezilmiş çocukluğun üstüne bina edilen annelikle bu kadınlardan nasıl bir nesil yetiştirmesini tahayyül ediyorsunuz? Ezilen, dışlanan, şiddet ve hakaretlere maruz kalan bir kadının başarılı olmasını bekleyemezsiniz herhalde!

Toplumumuzda kadınlar hâlâ ezilmeye, dışlanmaya ve ikinci sınıf insan muamelesi görmeye mahkûmlar. Kadınlar sokak ortasında boğazları kesilerek katlediliyor, genç kızlar öz babaları tarafından öldürülüyor fakat şiddetin son bulması için yapılan çalışmalar zerre kadar işe yaramıyor. Peki neden? Çünkü sorunun temelinde adaletsizlik var, zulmü mazur görecek marazi bir algı var. Şiddetin son bulması için ilk evvela kadına da erkeğe de hak, adalet, şefkat gibi değerler eşit miktarda aktarılmalıdır. Kız çocuğuna da erkek çocuğuna da asli görevinin insan olmak olduğu öğretilmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?