Reklamı Kapat

Bu kafaya da aşı gerek!

Malum, koronavirüs dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı, pazartesi gününden beri ilk, orta ve lise öğrencilerimize derslerini EBA aracılığıyla ve TV’ler üzerinden veriyor. Derslerin nasıl verildiği, ne zaman verildiği ve kimler tarafından verildiğini bilmiyorum. Çünkü hanemizde bulunan kızımız üniversite öğrencisi. Neyse gelelim biz altını çizmek istediğimiz konuya…

Bu dönemde koronavirüs dolayısıyla TV’de uzaktan eğitimi veren öğretmenlerden birisi türbanlı olarak ekrana geldi. İnsanların kılık kıyafetleri üzerinden toplumu biçimlemeye kalkışan, laiklik histerisiyle her dönem insanlar arasında ayrımcılık yaparak, Hindistan’daki cast sisteminde olduğu gibi kendilerine birinci sınıf, türbanlılara alt sınıf muamelesi çekilmesini isteyen sözüm ona bir yazar, televizyon ekranlarındaki programında kinini şu sözlerle kustu: “Anlatan öğretmen türbanlı. Bunu yapmaları bence yanlış. Okullarda türbanlı öğretmen var mı, var. Milyonlarca öğrenciye türbanlı öğretmeni rol model olarak vermek çok yanlış. Bana bunu özgürlük falan diye anlatmayın kardeşim. Öğretmenin görüntüsü türbanlı öğretmen değil. İmaj olarak değil. Var mı, maalesef var. Bana göre yanlış ama var. Bu Milli Eğitim Bakanı ile bunu yapmaları mümkün değil kardeşim. O kafa yapamaz bunu. Şimdi buraya niye onu koyuyorsun? Eleştiricem tabii kardeşim. Türbanlı öğretmeni olan var, olmayan var. Hiç türbanlı öğretmen görmemiş olan var. İlk gün türbanlı öğretmenle başlamak kadar facia bir şey olamaz. Burada bari yapmayın ya.”

Biz bu örümcek kafaların tarihin kara sayfalarına gömüldüğünü zannediyorduk, ama yanılmışız! Bu arızalı zihniyetin, bu gardırop Atatürkçülerinin toplumda neyi ve kimi temsil ettiklerini elbette sormamız gerekiyor.  Geçtiğimiz aylarda kaleme aldığımız “Bir özeleştirinin hatırlattıkları” başlıklı yazımızda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yanlış yaptık… Başörtüsü meselesini sürekli gündemde tuttuk… Oysa, kimin nasıl giyineceğine hiç kimse karar vermemeli” şeklindeki beyanatının geç kalmış bir özeleştiri olduğunu dile getirmiştik.

Bülent Ecevit’in Fazilet Partisi Milletvekili Merve Kavakçı için, “Bu kadına haddini bildirin” diye Meclis kürsüsünden hançeresini yırttığı günlerin üzerinden çok yıllar geçti. 28 Şubat sürecinde üniversitelerin kapılarında “İkna odaları kuran ve başörtüleri zorla başından sıyrılıp alınan gözü yaşlı kızlarımızın” acılarını unutmadık… Ama başörtülü öğrenci, başörtülü kamu görevlisi olabilme yolunda çok aşamalar kat edildi. Artık hiç kimse bir başkasının başörtüsüne karışmıyor… Kamuda başörtülü çalışanlar var… Meclis’te başörtülü vekiller var… Kabinede başörtülü bakan var.

Hiç kimse, yukardaki sözüm ona yazarın antidemokratik tavrına ve hürriyetlerin kullanılması noktasındaki cümlelerine muhakkak ki katılmıyor.

Eleştiri yapmış olmak için ekrandaki başörtülü öğretmenimizi diline dolayan bu vatandaş, ilkokul-ortaokul veya lise çağlarında çoluk çocuğu varsa,  eminiz ki, sırf bu arızalı fikirlerini onlara da enjekte etmek için televizyonu kapatmaktan geri kalmayacaktır. Buna dense dense, bilime, eğitime kapalı olmak, narsisizm ve egoizmin dibi denilebilir.

Koronavirüs belasına karşı dünyanın birçok ülkesinde laboratuvarlar harıl harıl aşı üretimi için kendilerini paralıyorlar.  21. yüzyılda kendi fikrinin, kılık kıyafetinin, görüşlerinin topluma hakim olması için abuk sabuk cümleler kurarak tek tipçiliği savunan bu sözüm ona yazar için de bir aşı geliştirilmeli.

Ne olabilir? Bu kadar cehalet ilimle bile kazanılmaz ki! COVİD 20 aşısı!

Gerçi bu örümcek kafaya aşı da kar etmez ya!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?