Reklamı Kapat

Yeni dünya üzerine-2

Umursamazlığın ve individüalizmin teknoloji ile harmanlandığı hedonizm çağında umarsızca yaşıyoruz. Aslında yaşıyorduk. Herkes keyfinde, eğlencesinde, kendi krallığının debdebesinde yaşayıp gidiyordu. Akıl almaz işler, insanlığa, ahlâka, evrensel etik değerlere karşı yürütülen hayatlar. Kendinden başkasının düşünülmediği, diğerkâmlığın yok olmaya yüz tuttuğu, iyiliğin ve güzelliğin unutulduğu bir hüzün dönemindeyiz. İyilik, arkadaş, dost, akraba yerine mal, mülk biriktirme derdine düştük. Bir saniye sonramızın garantisi yokken, yarını, yarından sonrasını, ondan sonrasını, çocuklarımızı, onların çocuklarını hesap eder olduk. Onların geleceklerini, onların yaşayacakları evleri, gelecekte onların geleceklerini hesap ederek dünyalık yığmaya koyulduk. Maalesef elin gâvurundan, dinsizinden, imansızından, ecnebi topraklarından değil, İslâm dünyasından ve Müslümanlardan yani bizden bahsediyoruz, bizim halimizden.

Her gün 20000’in üzerinde insan açlıktan ölürken bizler serpme kahvaltısız yapamıyoruz. Yiyecek ekmek bulamayan insanların olduğu dünyada kişi başı bilmem kaç paraya yapılan ve yarısı çöpe giden serpme kahvaltılar. Asgari ücretle çalışan insanların üç dört günlük kazancını bir akşamda çay muhabbetine harcamıyor muyuz! Afrika’da açlıktan ve susuzluktan, en basit antibiyotiklerin olmayışından, doktorsuzluktan meydana gelen milyonlarca ölümü bilir miyiz? Duyduk mu? Hem de yıllardır insanlar bu şekilde yaşayamayıp gidiyor, ölüyor, seslerini duyuyor muyuz? Ya hayvanlar, eğlence ve kazanç uğruna her türlü işkenceye maruz kalan canlar. Özgürlükleri, kısacık hayatları ellerinden alınan zavallılar, Allah’ın yarattığı masumları istismar ettik. Koronavirüsün ana vatanında diri diri haşlanan, yakılan hayvanları görmediniz mi?

Milyonlarca mazlum evinden barkından edildi, anneler evlatsız, çocuklar babasız kaldı. Müslüman kardeşlerimiz, bizim kardeşlerimiz, aynı Allah’a inandığımız, aynı secdeye baş koyduğumuz kardeşlerimiz aramızdan koşarak, gözyaşları içerisinde batı istikametinde ölüme atladılar. Kurtuluşu “medeniyetiniz batsın” dediklerimizde aradılar. Gündüz göz göze geldiklerimizin akşam haberlerinde ölümlerini izledik. Hep beraber izledik, bütün dünya izledi. Yine aynı mazlumların komşu ülkelerindeki şımarık zenginlerin yaptıklarını yazmaya utanıyorum. Binlerce liraya çanta, ayakkabı, elbise alan, bir akşam yemeğine bir işçi maaşından fazla ödeyenler ve bir de içki masalarında kimseyi beğenmeyen, her şeyi eleştiren, “Biz de Müslüman’ız kardeşim” diyen entel şaşkınlar. İçki masaları kötü de iftar sofraları çok mu iyi! Fakirsiz, fukarasız, oruçsuz, kibir ve riya yüklü sahte iftar sofraları çok mu iyi.

Ne oldu bütün bu insanlar, haller, yaşantılar? Bir virüs geldi bütün hesaplar alt üst oldu. Ne oldu o dünyalıklar, umursamazlıklar? Gözle görülmeyen virüs makam, mal, mülk tanımadan, kimseyi ayırmadan daldı aramıza. En akıl almaz yerlerde, zengin fakir ayırt etmeden, acımasızca dolaşıyor aramızda. Şimdi sıra kimde bilmiyoruz. Her başlangıç bir son ve her son bir başlangıçtır. Bakalım şimdi neler başlayıp, neler son bulacak? 17 Aralık depreminde 1 liralık suyu 5 liraya satanlar vardı şimdi de maske stoklayanlar var. Yani genel ahlâk kurallarımız değişmedi, istikrarla devam ediyor.

Muhtemelen geleceğe dair birçok şey eskisinden çok farklı olacak ama insanların vicdanlarında pek bir değişiklik olmayacak gibi. Emin olun küresel elitler bugünlerde koronavirüs üzerinden neler kazanabilirizin hesabına çoktan girmişlerdir. Acı olan, bizim derdimiz ise insanların yine ders almama eğiliminde olması. Acı ve hüzün kendini gösterdi, yapacağını yapıyor ve yeniden insanların insafsızlığına güvenerek en kısa zamanda geri gelmek üzere kahkahalarla aramızdan ayrılacak. Yeni dünya düzeni kurulurken âlemlerin Rabbi olan Cenab-ı Allah’ın büyük planını kimse unutmasın. Biz bugün elimizden geleni yapalım bakalım Rabbimiz bizlere neler gösterecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?