Büyük gözaltı

Olağan şartlarda ve ortamlarda görülmeyen ve başta tıp olmak üzere ilgili bilimlerin “virüs” şeklinde tanımladığı varlığın yol açtığı, henüz çoğunlukla ölümle sonuçlanan hastalık dolayısıyla dünyadaki birçok ülke ve toplum karantinaya alındı, alınıyor. Devletler, kendi ülkelerine dışarıdan insanların girişlerine ve kendi ülkelerinden insanların dışarıya çıkışlarına sınırlamalar getirdi. Ülke içinde de, şimdilik geniş kapsamlı ve kesin olmamakla birlikte bölgeler veya kentler düzeyinde insanların hareketlerini, dolayısıyla gündelik yaşayışlarını kısıtlayıcı kurallar çerçevesinde tedbirler alma gereği duydular. Ayrıca insanlar, bireyler, topluluklar, sivil ya da mesleki örgütler, ortaya çıkan bu yeni durum karşısında hareketlerinde, görevlerinde ve konumlarında değişiklik, belli ölçüde düzenlemeler yaptılar.

Gözlenen ilk değişiklik, olgu da denebilir buna, insanlarda, toplumlarda, ülkelerde ve devletlerde ortak bir duyarlığın belirmesidir. Her ne kadar şartlar, alınan tedbirler, başvurulan kurallar ve sınırlamalar kendine özgü nitelikler taşısa bile, sadece söz konusu ortak duyarlığın belirmesi başlı başına bir öneme haizdir. Buradan şöyle bir çıkarım elde edilebilir: Salt insani olan bir olgu; diğer insanların, bireylerin, toplumların ve devletlerin, olması gereken insani duyarlığı izlemesidir. Dolayısıyla insanın doğasında içkin bulunan bu duyarlığın bireyden topluluğa, toplumdan devlete, devletten devletlere mahiyetine uygun tarzda yansıtılmasının göz ardı edilmemesi gereğidir.

Eğer insanlar, insan olarak doğalarında içkin bulunan bu duyarlığı değil, bunu gözetmeyen, gelip geçici, bencil güdü ve çıkarlarını öne alırlarsa, diğer insan ile arasına görünmez bir duvarı inşa etmeye başlamaktadır. Aslında kendisini diğer insanlardan tecrit eden bir zindanın duvarlarını örmeye girişmektedir. O takdirde, insan insanın çaresi değil, insan insanın zindanına dönüşmektedir.

Tanımlamalar, adlandırmalar ve nitelendirmeler yapmadan, nice bir süredir yeryüzü ve insanlık, insanın doğasında içkin duyarlığı gözetmeden, insanı, insanları, toplumları ve devletleri, bu ortak duyarlığın karşıtı bir konumda kurgulamak suretiyle, insanı başta kendi doğasına, diğer insanlara, toplumuna, çevresine, doğasına, hatta hayatına karşı harekete geçirmiş, kışkırtmış, istismar etmiş, aldatmıştır. Bu tutum, sözgelimi siyasi alanda monarşi, oligarşi, diktatörlük veya zorbalık; iktisadi alanda kapitalizm şeklinde kendini göstermiştir. Gerek siyasi, gerek iktisadi alanlarda kendini gösteren bu tutumlar, insanın doğasında içkin olan duyarlığı gözetmeleri bir tarafa, onun istismarı için her imkânı, her fırsatı kullanmaktan geri durmamışlardır. İnsanın zaafını, kendi varlıkları ve çıkarları için vazgeçilmez bir kaynak olarak görmüşlerdir.

Benzetme yerindeyse, şimdi adeta bir büyük gözaltı durumu yaşayan insanlar, toplumlar ve devletler, insanın doğasında içkin duyarlığı dikkate alarak, bu zamana kadar sürüp gelen anlayışları, görüşleri, uygulamaları ve sonuçlarını, genel bir sorgulamaya tabi tutarak, kendi içinde de bir özeleştiri yaparak, yeni bir adım, yeni bir başlangıç yapmaya yönelecek mi?

Yoksa, istismar eden, aldatan, kendi varlığına ve varoluşuna yabancılaştıran kurallara, düzenlere, yönetimlere, sistemlere imkan ve fırsat verip onların yeni istismarlarına, aldatmalarına, yabancılaştırmalarına göz yumup rıza mı gösterecektir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?

403 Erisim Engellendi

Error 403 Erisim Engellendi

Erisim Engellendi

Guru Meditation:

XID: 39585954


Varnish cache server