Reklamı Kapat

Kriz dili

Bazı zamanlarda sık sık dile getirdiğimiz cümleler vardır. Böyle bir zamanda birlik ve beraberlik içerisinde olmalıyız, aynı gemideyiz, zor zamanlarda kenetlenmemiz gerekiyor, şimdi tartışmaları bir kenara bırakma zamanı vs.

Bu bazen doğal afetler gibi zaruretten doğduğu gibi bazen de farklı düşünen insanların düşüncelerini ifade etmelerini engellemeye dönük de olabiliyor. Art niyetli manevraları bir kenara bırakırsak birlikte yaşayabilmenin ritmini zor zamanlarda takınılan tavırda aramamız gerekiyor.

Aslında karşılaştığımız her olay toplumsal kıvamımızı bize gösteriyor. Her olumsuz olayda önyargının, kutuplaşmanın, karşılıklı anlayışsızlığın, tahammülsüzlüğün ve suçu başkasında aramanın örneklerine sıkça rastlıyoruz. Koronavirüsle başlayan olumsuz atmosferde de örneklerine çokça rastlayabileceğimiz itham edici tavrın ne yazık ki egemen bir dile dönüştüğüne şahitlik ettik. Bu sadece bir kesimin himayesinde gelişen bir durum değil. Her kesim karşısında konumlandırdıkları için bu şekilde bir davranış içerisine girebiliyor.

Sosyal medya üzerinden umrecilerle ilgili yapılan yorumların itham edici üslubu bu durumun bir örneği. Tam anlamıyla gerçeği yansıtmayan ve çoğu bireysel hareketlerin neticesinde ortaya çıkan haberlerin etkisiyle dini önemseyen kesimin bütününe yönelik suçlayıcı bir dilin varlığını bu süre zarfında fazlasıyla hissettik. Bu tahkir edici dil, sadece bu kesimin eylemlerine değil, dini değerlerin bizzat kendisine de yönelmiştir.

Bunun yanında sokak röportajları adı altında gerçekliği şüpheli şekilde yapılan röportajlardaki krize yönelik yaklaşımdaki lakaytlığın bir dinin yaşam biçimi olarak gösterilecek şekilde sunulması da bu şekildedir. Küçük bir video görüntüsü üzerinden bütün bir camia ve sahip oldukları değerler suçlanabiliyor. Bunun yanında şu da bir gerçek ki, bazılarının dini ibadetlerle kriz ortamında alınan tedbirleri kıyaslaması bu olumsuz dilin oluşmasına fazlasıyla katkı sunmaktadır.

Diğer taraftan muhafazakâr camianın krizlerde itidali sahiplenici tavrını da buna örnek olarak gösterebiliriz. Nerede ne zaman çekildiği belli olmayan bir resim karesi üzerinden seküler kesimin fazlaca yaşadığı yerlerdeki ya da daha çok alışveriş yaptığı marketlerin kıyaslanarak onların fırsatçılıkla itham edilmesi kriz dilindeki bu çarpıklığı bize göstermektedir. Kendilerinin kamu yararını ve itidali temsil ettiği, karşı tarafınsa bencilce hareket ettiği yönünde oluşturulan algı bu tarz önyargılı bir dilin neticesidir.

Bu şekilde sosyal medyada dolaşan video ve haberlerin sonucunda insanların ne kadar sorgulamaktan uzak, birbirinden habersiz, kendisi dışındaki ortama karşı önyargılı ve hatta düşmanca bir bakış açısının olduğunu her kriz döneminde tekrar tekrar görmekteyiz. Koronavirüsle mücadele edildiği kadar her kesimin kendi içerisinde büyüttüğü kiniyle, tahammülsüzlüğüyle ve önyargısıyla da mücadele edilmesinin önemini bir daha müşahede etmiş olduk.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?