Reklamı Kapat

Koronada Cağaloğlu

Epey zamandır Cağaloğlu’na gitmiyordum. Arada bir mutlaka giderim. Ülkemizde henüz koronavirüs vakası olmadan önce o gün (Perşembe) gitmek için karar vermiştim. Benim kararlaştırdığım gün gelene kadar ülkemizde ilk koronavirüs vakası da ilk ölüm de açıklandığı gibi vatandaşların evden dışarı çıkmaması tavsiyeleri de söylenmişti yetkililer tarafından. Tabi sokağa çıkma yasağı olmadığı için sokağa çıkıp çıkmama kararı da insanlara bırakılmıştı. Bu olanlardan sonra böyle bir günde gitmeli miydim yoksa gitmemeli miydim, nihayetinde bazı işyerleri kapatılsa da büyük çoğunluğu açık, insanlar çalışıyor, hem ortamı gözlemlemek hem de verdiğim karardan dönmemek adına gitmeye karar verdim.

Her zaman dolu olan otobüs durağa gelip durduğunda baktım içinde sadece sekiz kişi var. Beklediğim duraktan bir ben bir de bir kişi daha bindi on kişi oldu. Ayakta kimse yok. Herkes koltuklarda oturuyor. Kimsede maske yok. İnsanlar rahat! Yollarda trafik yoğunluğu yok. Otobüs ışıklar ve duraklar haricinde durma şöyle dursun yavaşlamadı bile. Kırkbeş dakika süren yer yirmi dakika sürdü böylece. Tramvay durağına vardığımda benden başka bir kişi vardı durakta. Üstelik aktarmalı olan merkezi bir durak burası. Tramvay da aynı sakinlikte, otobüsten tek farkı birkaç kişide maske var.

Sultanahmet durağında indiğimde Sultanahmet’te o an sadece ben varım zannettim. Her yer bomboş. Büfe, lokanta ve turistlere yönelik hediyelik eşya satan dükkânlar hariç her yer kapalı. Durakta üç kişi ve caddenin karşısında iki kişi var. Bir de kaldırımın kenarında bir kedi. Kediye demek buralar sana kaldı dedim…

Ana Kitabevi’nin önüne geldiğimde sigarayı söndürdüm. Dergâh dergisinin kütüphanemde eksik olan eski iki sayısını almaya gitmiştim. Tabi ben kitabevine giderim de sadece dergi mi alırım, hayır kitap almadan duramam. Mustafa Kutlu’nun Kalbin Sesi ile Toprağa Dönüş (Mustafa ağabeyin çoğu adıma imzalı bütün kitapları var kütüphanemde), Cahit Külebi’nin Bütün Şiirleri, Süleyman Çobanoğlu’nun Tamgalar ve Osman Konuk’un Kırmızıda Beklerken kitabını aldım. Geçmişte Çobanoğlu ve Konuk şiiri hakkında yazmıştım; Ses Ayrıcalığı kitabımda var. Bu arada 2015 yılında yayımlanan dördü şiir üçü nesir toplam yedi kitabımın baskıları bitti, satıldı yani. İki yeni nesir ve bir yeni şiir dosyam hazır. Bakalım ne olacak?

Çatalçeşme’de yürüyorum. Sokağın ortasında durdum etrafa bakıyorum. Sadece bir kitabevi bir de yayınevi kalmış. Diyelim benim o an görmediğim birer daha yayınevi ve kitabevi olsun. Diğer yerlerin hepsi ya turistlere yönelik hediyelik eşya dükkânı ya da üzerinde yabancı kelimelerin yazdığı bürolar olmuş. Bundan beş altı yıl önceye kadar bu sokakta neredeyse elli tane yayınevi ve elli tane kitabevi vardı. Nerede onlar? Yayınevleri ve kitabevleri kültürün neşet ettiği yerlerdir. Hani nerede kültürel iktidar? Cağaloğlu kültürden boşaltılıp hediyelik eşya dükkânına çevrilmiş! Bu çok acı bir durum. Edebiyat ortamları yıkıldı, kültür ortamları yıkıldı, sonunda yayınevleri ve kitabevleri yıkıldı maalesef.

Dergâh Yayınları’nın kapısında zile basarken kimse olmayacağını tahmin ediyordum. Koronavirüs mevzusundan dolayı kapalı olduğu söylenmişti kitabevinde, ama yine de bir uğrayayım belki Ali Ayçil gelmiştir diye umutsuzca zili çalarken birden kapıyı Ayçil açtı, ikimiz de o an şaşırdık. Selamlaşıp gönül musafahası yaptık. Ali Ayçil hocayla epey sohbet ettik. Aslında yayınevi koronavirüs mevzusundan dolayı kapalıymış kendisi birkaç işi toparlamak için gelmiş ben de o arada varmışım tevafuk oldu. Edebiyat dünyasının dağılmış olmasından konuştuk, şiir konuştuk, koronavirüs konuştuk. En çok da şiir konuştuk. Koronavirüs korkusundan kimse dışarı çıkmazken önlemini alarak iki şairin evlerinden dışarı çıkıp yayınevinde buluşmasının şiirin gücüne kanıt olduğunu düşünüyorum.

Şiir, zorluklar karşısında büyük bir güçtür!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?