Miraç Kudüs'süz olmaz

Bismillâhirahmânirrahîm;

ALLAH-U Tealâ kullarına karşı o kadar çok merhametli ki!.. Bizlere, mübarek gecelerle kendimizi muhasebeye çekip af ve arınma fırsatı veriyor. Kandil gecelerine ilâveten her hafta idrak ettiğimiz Cuma geceleri de çok feyizli. Bu akşam bunlardan Miraç Gecesi’ni ihya edeceğiz.

     Miraç, Efendimizin (s.a.v.) önde gelen mucizelerinden biri. Bu gecede yaşananları “mucize” mantığıyla yaklaşırsak konuyu daha iyi kavramış oluruz. Mucize, Rabbimizin sınırsız kudret ve kuvvetinin tezahürü. Peygamberler, hak davalarını ispat edebilmeleri için Allah tarafından “mucize” ile desteklenirler. Mucize, peygamberlerde tecelli eder. Rabbimizin azametinin eseridir.

     Miraç öncesi, Efendimizin (s.a.v.) teselli kaynağı olan zevcesi Hz. Hatice (r.a.) ve himaye edici amcası Ebu Talip vefat etmişti. Bundan çok üzülmüşlerdi. Buna müşriklerin büsbütün artan zulümleri de eklenince, Allah Resulü (s.a.v.) iyice bunalmıştı. Allah, kulunu ferahlatmak için miraç mucizesiyle O’nu (s.a.v.) yanına aldı. “Her zorlukla beraber bir kolaylık olduğunu” (İnşirah, 5) hatırlattı.

      Miraç 2 safhada gerçekleşti: 1. Dünyadaki bölümü: Efendimiz (s.a.v.) gecenin bir vaktinde Mekke’deki Mescîd-i Haram’dan alınarak Burak isimli binekle Kudüs’teki Mescîd-i Aksa’ya götürüldü. Buna “İsrâ” denir. 2. Efendimiz (s.a.v.) Mescid-i Aksa’da peygamberlere namaz kıldırdı. Miraç sırasında “Refref” isimli binekle melekût âlemine yükseltildi.

     Bu yaşananlar gecenin çok kısa bir vaktinde gerçekleşti: “Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter” (Nur, 45). Miracın bir “mucize” olduğunu unutmayalım.

 KUDÜS MİRAÇ ŞEHRİ

     KUDÜS, tarihin en eski şehirlerinden biri. Kurulmadan önce “çöl” durumundaydı. Şehri milâttan 3 bin yıl önce Kenanîler kurdu. İlk gelip yerleşenlere dayanarak “Kenan diyarı” da denir. Kudüs göçler sonucu genişledi. Akdeniz’e kadar uzandı. Kudüs’teki Mescîd-i Aksa, Kâbe’den 40 yıl sonra yapıldı.

     İslâm inancında Kudüs mübarek şehirlerden biridir. Mescîd-i Aksa, yalnız ibadet amacıyla sefer yapılabilen 3. derecede kutsal mescidimizdir. Birincisi Mescîd-i Haram (Kâbe), ikincisi Mescîd-i Nebi’dir. Kudüs’ün ayırt edici özelliği “miraç şehri” oluşudur. Mescîd-i Aksa Müslümanların ilk kıblesidir. Rabbimiz Mescîd-i Aksa’nın, “Etrafını mübarek kıldık” buyurur. Tefsirler “etraf”tan maksadın “Filistin bölgesi” olduğunu açıklar.

     Tarih boyu Müslümanlar Kudüs ve çevresini gözleri gibi korudular. Hz. Ömer (r.a.), Filistin bölgesine dirayetli komutanlarından Amr b. As’ı (r.a.) Kudüs Genel Komutanlığı’na görevlendirdi. Amr, Ecnadin Savaşı’nda Filistin bölgesindeki Gazze, Sebastiya, Nablus, Yafa şehirlerini fethederek Bizans’ı bozguna uğrattı. Kudüs’ü kuşattı. Bizans’tan yardım alamayan şehir teslim olmak zorunda kaldı. Hz. Ömer (r.a.) şehrin anahtarlarını devraldı.

     1099’da Birleşik Haçlı orduları Kudüs’e saldırdı. Şehri talan ettiler. Yağmaladılar. 70 binden fazla insan katlettiler. Selahattin Eyyûbî’nin annesi çocuğunu Kudüs sevdasıyla büyüttü. Nurettin Zengi elinde ilim öğrendi. Kudüs aşkı pekişti. 26 yaşında “atından inmemek şartıyla” hükümdarlık verildi. O sarayı olmayan hükümdardı. Ölünceye kadar 30 yıl at sırtında cihat etti.

KUDÜS FATİHİ

     KUDÜS’ÜN Haçlıların elinde oluşu Selahattin’in aklından hiç çıkmıyordu. Gülmeyi bile unutmuştu. Hazırlık ve planları hep Kudüs üzerineydi. Önce ordusu ve halkı için “okuma seferberliği” başlattı. Okumuş insanlarla fethetti Kudüs’ü. Allah’ın takdirine bakın ki, Kudüs sevdası hücrelerine işlemiş olan Selahattin Eyyûbî’ye bu akşamki gibi bir miraç gecesinde Kudüs’ü fethetmek nasip oldu.

     Selahattin, fetih sırasında kan dökmedi. Hıristiyanlara iyi davrandı. İbadetlerinde serbest bıraktı. Dul ve yetimlerini maaşa bağladı. Fetih ve işgal arasındaki farkın ne olduğunu gösterdi. Onlar görevlerini hakkıyla yaptılar. İmtihanlarını yüz akıyla verdiler. Ya biz ne durumdayız?

     Bu akşamki Miraç kandilinde kendimizi çek etmeli; ciddi muhasebeye çekmeliyiz. Kudüs 72 yıldır Siyonist işgal altında. Zalimler Müslümanların mülkü olan toprakları yağma ettiler. Her gün yeni tuzaklar peşindeler. İşgalcibaşı, Kudüs’ün tamamını İsrail’in başkenti yapmaya azmetmiş durumda. Bütün bunlar “biz yaşarken” oluyor. Kudüs sancısı her Müslüman’ı sarmalı. Bu gece halisane olarak dua etmeli, söz vermeliyiz. Sözlü dualar, fiili dualara (icraatlara) dönüşmeli.

      Kudüs’ü, Mescîd-i Aksa’yı düşünmeden, onların feryadını görüp özgürleşmelerine kafa yormadan miraç gecesini kutlamanın ne anlamı olur? İslâm dünyasının perişanlığı, başımıza gelen bunca felâketler hepimize bir sorumluluk yüklüyor. Miraç gecesi sorumluluğumuzu kuşanma zamanı. Bir Ömer, bir Selahattin duyarlılığına sahip olma vakti. Bu duygularla mübarek miraç gecenizi tebrik ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?