Reklamı Kapat

Korona ve deist yanılgılar

Korona hastalığı epey daha gündemimizde kalacak sanırım. Allah hastalara acilen şifalar versin. Maddi-manevi sıkıntı çekenlerin dertlerine acilen devalar versin. Tedbiri elden bırakmamak modern tıbbın kurallarına harfiyen uymak gerekiyor. Konumuz korona değil konumuz korona üzerinden ortaya çıkan bir algının ve eleştirinin eleştirisi.

Son zamanlarda korona ile ilgili herhangi bir cümlede Allah lafzı geçiyor ise yahut fail olarak külli iradeye atıf yapılıyor, çare olarak da külli irade gösteriliyor ise hemen bir gürültü kopuveriyor. Bu gürültü esnasında tahkir edici cümleler, Ortaçağ kafası benzetmeleri, gerici, yobaz yaftalamaları havada uçuşuyor. Herhangi biri “bu ilahi bir beladır” dediğinde, ilahi olan ile ilişkisi yoktur diye savunanlar bu kişiye ironik bir şekilde, “Allah belanı versin” diye beddua ediyor. Yani bir mahalle yahut bir akıl bu işin dinle diyanetle hiçbir alakası olmadığını, alakası olduğunu iddia edenlerinde cahil ve yobaz oluğunu söylüyor. Daha keskin bir ifade ile bu işi yapanın da bu işten kurtaracak olanın da Allah olmadığını ya açıkça ya da satır arasında ifade ediyorlar. Yani Allah’ın varlığını kabul etseler bile deist bir inancı bizlere dayatıyorlar.

İmdi bu arkadaşların bize teklif ettikleri algı biçimlerinin ne kadar yanlış olduğunu ve bu teklifin bizim varlığımıza kast etmek anlamına geldiğini ortaya koymaya çalışacağım.

Biz Müslümanlar Allah’ın varlığına inanırız. Bu inanç aksi mümkün olmayan, aksinin mümkün olma ihtimalinin de mümkün olmadığının bilgisi kesindir. Hepimizde bu seviyede olmasa da tarihte bir kişinin -Hz. Peygamberin- Hakkı burhani seviyede bildiği ve bize sıdk sıfatı ile aktardığı muhakkaktır. Yani biz Allah’ın varlığına ve bu varlığın bilindiğine/bilinebilirliğine iman ediyoruz.

Biz Müslümanlar Allah’ın her şeyi bildiğine, her şeyi var ettiğine, her şeyi kuşattığına kullarına yani insanoğluna şah damarından yakın olduğuna her işte bir dâhili olduğuna inanırız. Yani O’ndan habersiz ve izinsiz bir yaprağın kıpırdaması ihtimalini dahi ret ederiz. Bütün varoluş süreçlerinin mutlak faili O’dur.

Biz Müslümanlar varlığına ve her şeyin faili olduğuna inandığımız bu yaratıcının insanoğluna kurallar ve yaşam biçimi teklif ettiğine, bu teklife uyulmasını kesin bir şekilde emrettiğine inanırız. Bu yaşam biçimini ret edenlerin hem bu dünyada hem de ahirette veya ya bu dünyada ya da ahrette ceza ile karşılaşılacağına iman ediyoruz.

Yani, biz Müslümanlar Allah’ın varlığına, birliğine, mutlak fail olduğuna ve insanoğlunun onun emirleri doğrultusunda yaşamasını gerektiğine, insanın bu dünyada ya da ahirette yaşam biçiminden hesaba çekileceğine mutlak bir şekilde iman ediyoruz.  Dolayısı ile başımıza gelen en büyük meselelerden en küçük hadiselere kadar her şeyin değerlendirmesini bu ilke ve esaslara göre yapmak zorundayız. Bu keyfi bir durum entelektüel bir tavır değil, Müslüman olmanın gereğidir.

İmdi koronavirüsün Allah tarafından var kılındığının mutlak reddi bizleri Müslüman dairesinin sınırlarına fırlatır. Burada hiçbir tartışma yok.

Peki, İlahi irade bu fiili niçin yaptı? Bu soruya cevap vermeden Allah’ın fiillerinin tarzına odaklanmamız gerekiyor.

Allah’ın fiillerinde “niçin” olmaz. Yani Allah bir gayeye matuf fiil yapmaz. Allah fiili yapar fiilden bazı hikmetler yahut bazı sonuçlar çıkar. Yoksa O, bazı hikmetler ve bazı sonuçlar için fiilde bulunmaz. Yani bir kandil düşünün kandil yanar ve aydınlık verir. Kandil aydınlık vermek için yanmaz. Yandığı için aydınlık verir. Kandilin fiili aydınlık vermek için değildir. Aydınlık kandilin fiilinin tabi sonucudur. Kandilin fiilinden bizler aydınlık ciheti ile haşerat sıcaklık ciheti ile istifade de bulunur.  Allah’ın fiillerinden ise kimisi cemal kimisi celal ciheti ile istifade bulunur.

Koronavirüs, insanlık ilahi iradeye uygun bir şekilde yaşanmadığı için gelmiş olabilir. Bu yüzden gelmemiş de olabilir. Sadece gelmiş ve geldiğinde böyle bir netice ortaya çıkmış da olabilir. Koronavirüs, birileri abdest almadığı, taharet bilmediği yahut sapkınlıklara daldığı için gelmiş olabilir. Ancak bu nedenlerden bağımsız bir şekilde de gelmiş olabilir. Yani bu hastalığın bizlerin ilahi iradeye muhalif davrandığımız için geldiğini söylemek mutlak kesinlik ve doğruluk taşımaz. Eğer taşısa idi ilahi iradeye uygun yaşayan hiçbir kimsenin bu virüse bulaşmaması gerekirdi ki bizler buna benzer hastalıklarda ölen onlarca muteber âlim ve veli biliyoruz. Hatta araştırsak Peygamber dahi bulabiliriz.

Yani bu koronanın Allah’tan geldiğini kabul imani bir meseledir ancak şu nedenle gelmiştir, şuna gazap olarak gelmiştir demek Allah’ın fiillerinin maksatlarını bilme iddiasıdır. Bu ise en azından hadsizliktir. Dünyada var olan ve var olacak olaylar en küçüğünden en büyüğüne ilahi emirledir. Bu emir dışında bir şeyin varlığını kabul edemeyiz. Edersek iman dairesinin dışı demeyelim amma sınırlarında geziniriz. Peki, o zaman ne yapmamız gerekiyor? Bu konuyu da haftaya yazalım. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Sütcü İmam - Zalimler Mazlumlara zulum ederse Rabbim onlardan olmayan bir bela yollar çaresiz kalırlar. Tıpkı Evlatlarımız uyuşturucu Baronların kucaklarına Sermaye Baronlarda diye Kör ve sağır olanlar şimdi sermayenizi ortak harcayın kurtulun bakalım Virüsten. Sabır Savaş Adım Müslüman....

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 19 Mart 10:32

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?