Reklamı Kapat

Dünya nereye gidiyor?

Bütün gündemler neredeyse tali hale geldi. Dünyanın birinci gündem maddesi artık koronavirüs. İnsanlık bu tür salgınlarla ilk defa da karşılaşmıyor. Ne yazık ki bu defaki son da olmayacak. Ülkemizde koronavirüs sebebiyle alınan tedbirlere vatandaşlar olarak bizlerin azami şekilde uyması özellikle bu saatten sonra çok daha önemli. Bu süreç ancak kamuoyu tarafından sabır, itidal ve aklıselim ile yürütülürse, herkesin katkısıyla başarıya ulaşabilir. Yani aslında her şey artık bize bağlı. Herkes sorumlu davranarak birbirine yardımcı olmalı.

Bu girizgâhtan sonra geliniz bizler şimdi başlıktaki soruya cevap bulmaya çalışalım.

Şubat ayı başında kaleme aldığımız Dünyayı Eşitleyen Virüs başlıklı yazımızda da ifade etmeye çalışmıştık. Bu tür salgınlar din, dil, ırk, mezhep, fakir, zengin, siyah, sarı, beyaz ayrımı yapmadan herkesi tehdit eder. Üstünlükleri, gücü her şeyi tersine çevirebilir. Her algıyı altüst edebilir. Hatasızlık atfedilen, top vursan yıkılmaz zannedilen sistemleri hallaç pamuğu gibi atabilir. Peki, insanlık bundan önce karşı karşıya kaldığı afetlerden, salgınlardan tamamıyla gereken dersleri çıkardı diyebilir miyiz, hayır. Koronavirüsten çıkaracak mı, o da çok zor. Salgın etkisini yitirmeye başladığı andan itibaren, yine bu sürecin yerini insanların birbirine yapıp ettikleri alacak. Hatta kimileri ne kahredici ki, salgını aratacak acı sonlarla karşı karşıya kalacak. Hani “kim ne yaparsa kendisine yapar” diye bir atasözümüz var ya, insanlık ailesi de aslında her melaneti kendi kendisine yapıyor. Başta kendilerini dünyanın efendisi olarak dayatanların her şeye sahip olma dürtüleri, azgın, fütursuz ve zalimce anlayışları, insanlığı salgınlardan daha beter tehdit ediyor.

Bazen “kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız” diye ekonominin, hatta kapitalizmin babası sayılan Adam Smith mi bu işlerin sorumlusu, yoksa var olanı, yani malumu ilan mı etti diye de düşünmeden edemiyorum. Bugün yüreklerimizi yakan yoklukların, açlıkların, göçlerin, zalimliklerin aslında sebebi tam olarak da işte bu bakış açısıdır. Sömürüyü, adaletsizlikleri, tahakküm etmeyi, kural tanımayan ticaret savaşlarını meşru(!) kılan işte hep bu anlayıştır. Hayatta kalmak istiyorsan ötekini sömür, hatta yok et. Neden, çünkü kaynaklar sınırlı.

Konforun devam etmeli. Diğerlerine ne olduğunun önemi yok. Onları sakın düşünme.

Biriktir de biriktir ama karşındakinin bir an olsun nefes almasına müsaade etme.

Sahi dünya nereye gidiyor?

Haklı olan ne zaman güçlü olacak?

Koronavirüs gibi felaketler bile akılların başlara gelmesini sağlamayacak mı?

İnsanlar ne zaman insan olacak ve ne zaman yaşamlarının ötekinin hayatta kalmasına bağlı olduğunu anlayacak?

İnsanlık diğerkâmlığı ne zaman öğrenecek? Kan ve gözyaşı renklerinin farklı olmadığı gerçeğini ne zaman idrak edebilecek?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Selahattin Yılmaz - Rabbim üzerine oyunlar oynanan, kapitalizmle dahada sömürülmek istenen başta Türkiyemiz olmak üzere gelişmekte olan ülkelere karşı oynanan oyunların tamamının oyuncular üzerine kurulmasını diliyorum,

Koşar adımlarla kıyamete doğru gidiyoruz.

Rabbim ayaklarımızı sabit kılsın,amin ,tetbir bizden taktir Rabbim’dendir

Kaleminize sağlık başkanım

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Mart 18:21


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?