Fırsatçılara gün doğdu

Köroğlu, “tüfek icat oldu, mertlik bozuldu!” diyor. Tıpkı Köroğlu’nun deyişi gibi, koronavirüs çıktı, sağlıktan önce ahlak bozuldu. İnsanlar sanki harp çıkmış, yahut kıtlık var gibi marketlere akın etti. Bunu gören fırsatçılar da fiyatları artırdıkça artırdı. Aslında buna fırsatçılık denmez, düpedüz ahlaksızlık denir. Temizlik malzemelerinde, hijyen ürünlerinde, kâğıt havluda yüzde yüz, yüzde bin zam olur mu? Gıda maddeleri bu kadar artar mı? Evet gıda ürünlerinde kâr marjı çok düşüktür. Ancak çeşit çokluğundan ve sürümden kazanılır. Dürüst esnaf az kazancı yeterli görür ve “Allah bereket versin” diye şükreder. Ancak son iki senedir bu sektörde de bir anormallik var. Bazı esnafa bakıyorum, her ay fiyat artırıyor. Kuru fasulye 7 lira idi, 8, 9, 10, 11, 12 lira oldu. Pirinç de öyle. Diğer gıda ürünleri de öyle.

Aslında koronavirüsün proje oluşundan, bu hastalığa karşı alınacak tedbirlerden, vs. bahsedecektim, ancak nüfusun yüzde 99’u Müslüman olan, bin yıllık İslâm ülkesi olan bu memlekette halkın ve bazı esnafın davranışlarını görünce, bütün o söyleyeceklerimizin de havada kalacağını düşündüm.

Yahu el-insaf, bizim halkımızın kâhir ekseriyeti gerçekten garibandır. Kazancının çok azını “mecburen” gıdaya ayırabiliyor. Bakınız müşahhas bir misal vereyim. Kazancı itibarıyla “orta halli” denilen bir vatandaşımızın bana “bunu da yazın” diye bildirdiği notu aktarıyorum. Bu vatandaşımızın bir aylık “mecbûrî harcamaları” şu şekilde: Doğalgaz 512 lira (O da düşük derecede. Yani 40 derecede yaktığını ve salonun radyatörlerini kapattığını söylüyor.), elektrik 124 lira, su 117 lira, internet (kablolu TV) 91 lira, apartman aidatı 100 lira, cep telefonu (Ailenin dört üyesinde var. En düşük maliyetle 30 liradan toplam 120 lira), toplu taşımayı kullansa, işe gidip gelme maliyeti 200 lira, çocukların okul masrafı aylık en az 300 lira… Haydi buna başka hiçbir şey ilave etmeden toplayalım: 1564 lira. Bu adamın bir de kirada oturduğunu düşünün. En az 1200 lira… Etti mi 2764 lira. Peki bu vatandaş, gıdaya ne kadar harcayabilir? Doğalgazı, elektriği ödemese, kesilecek. Mecburen boğazından kısıyor. Et, süt, yumurta, vs. almıyor. Ne kendisi, ne ailesi sağlıklı beslenemiyor. İnanın dıştan görünüşe göre “zengin” denilen pek çok insanın da durumu aynı. Onlar da; yok emlak vergisi, yok araba vergisi, yok arabanın trafik sigortası, yok stopaj vergisi, yok işçilerin maaşları ve sigortalar derken, çoğu defa evin gıda harcaması için para bulamıyor.

İnsanlarımızın durumu bu şekilde. Şimdi bu şekildeki insanların daha da boğazını sıkarcasına fiyatları alabildiğine yükseltmek, ticaret değil, düpedüz silahsız soygundur, fırsatçılıktır, ahlaksızlıktır. Dürüst, tokgözlü, insaflı esnafı tenzih ederim. Şahsen ben, kendini gözü açık zanneden, aslında açgözlü olan kimselerden alışveriş yapmıyorum. Dürüst ve kanaatkâr esnafı arayıp bulmaya çalışıyorum ve onlardan alışveriş yapıyorum. Benim bazı esnaf tanıdıklarım var. Marangoz, sucu, tesisatçı, oto tamircisi, oto elektrikçisi, kaportacı… Onlarla hiç pazarlık yapmam. Ne demişlerse çıkarıp veririm. Zira bilirim ki, onlar hakları neyse, onu isterler, fırsatçılık yapmazlar. Bakınız, bu gibi insanlar kazançlarında bereket görürler. İçlerinde 40 yıllık esnaf olan da var. Geçimleri de yerindedir. Ancak baştan beri yazdığımız üzere fırsatçılık yapan nice esnaf kısa zamanda batıp gitmiştir. Açgözlülüğün cezasını çok geçmeden çekmektedirler.

Bu açgözlü esnaf gibi, birbirleriyle ekonomi savaşı verirken koronavirüsü çıkartan, katilin cinayet mahalline gelmesi gibi sonra da “aşıyı bulduk” diyen, İslâm ülkelerindeki petrolü, doğalgazı ele geçirmek için milyonlarca insanı öldürmekten çekinmeyen açgözlüler de o vampir esnaflar gibi kısa zamanda batıp gideceklerdir.

Biz Müslümanlara düşen, elbette her zaman yaptığımız gibi abdestimizi alıp namazımızı kılacağız. Hz. Ömer (ra) ve Hz. Ali’nin (ra) hilafetleri zamanında ortaya çıkan tâun (veba) hastalığında Müslümanların okudukları duâyı okuyacağız. (O sıralar Avrupa taundan kırılırken, Allah’ın izniyle İslâm beldelerine bir şey olmamıştı.) İnanın benim derdim koronavirüs tehlikesi değil, insanlardaki ahlâkî yozlaşma tehlikesidir. Bu virüs gider, şu açgözlülük virüsünü ne yapacağız?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Can Dere - Hocam daha durun, sırada "geleneksel Ramazan zamları" var.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mart 22:01

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?

403 Erisim Engellendi

Error 403 Erisim Engellendi

Erisim Engellendi

Guru Meditation:

XID: 39422518


Varnish cache server