Sömürgecilik

Medeniyetin temel unsurları “inanç, hukuk, ahlak, sanat ve edebiyat”tır. Batı emperyalizmi, sömürdükleri toplumların “inanç, hukuk, ahlak, sanat ve edebiyatı”na planlı şekilde müdahale eder. Bu müdahalenin belirli aşamaları vardır.

Birinci aşamada, dünyanın değişik bölgelerindeki yeraltı ve yerüstü kaynaklar sömürgecilik vasıtasıyla elde edilerek hammadde ihtiyacı karşılanmış, hammadde sanayi devrimiyle birlikte işlenerek maddi refah elde edilmiştir. Maddi refah elde edildikten sonra kültürel baskı kurmak, kendi medeniyet değerlerini empoze etmek kolaylaşmıştır.

Batı emperyalizmi, işgal ettiği topraklardaki yeraltı ve yerüstü kaynakları sömürerek güçlendikten sonra sömürgecilik faaliyetlerine son vermemiş; modern zamanlarda da bu sömürü faaliyetini artırarak devam etmiştir. Eskiden sadece işgal yoluyla sömürgecilik faaliyetine devam eden Batılılar, günümüzde geleneksel ve modern sömürüyü birlikte sürdürmektedir.

Geleneksel sömürgecilik halen Afrika kıtası başta olmak üzere dünyanın değişik bölgelerinde devam etmektedir. Buna ilaveten ABD başta olmak üzere Batılı devletlerce “demokrasi götürme” bahanesiyle işgal edilme alışkanlığı özellikle Ortadoğu ve İslâm coğrafyasında çokça hissedilmektedir. Batı'nın demokrasi sevdası elbette karşılıksız değildir. Bugün Libya’nın, Irak’ın ve Suriye’nin işgal edilmesini petrol pazarlığından bağımsız değerlendirmek fazla iyi niyetli bir yaklaşım olur.

Demokrasi vaadiyle karışıklık çıkarttıkları, kaosu yığdıkları ve nihayet savaşı durdurma bahanesiyle işgal ettikleri ülkelerin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürmenin yanında kaosu yığdıkları ülkeye milyarlarca dolarlık silah satmak suretiyle ekonomik güç elden Batı emperyalizmi, çok yönlü sömürgeciliği devam ettirmektedir.

Bir taraftan geleneksel sömürü sistemini devam ettiren emperyalist ülkeler, diğer yandan da modern sömürü düzeni çarkını kurmuştur. Adına “medeniyet” dedikleri ve kan, gözyaşı ve sömürü üzerine inşa ettikleri sömürü düzenlerini devam ettirmek için daha fazla sömürmek gerektiğine inanan emperyalistler, sömürünün geleneksel şekliyle elde ettiklerinin milyon katını modern sömürü yöntemiyle gerçekleştirmektedir.

Emperyalist devletler, bir taraftan toplumları dinamik tutan kültürel değerlerini maddi güçle baskı altına alıp toplumları tek tipleştirmeye (küreselleşme maskesiyle) çalışırken, diğer yandan da kendi kültürlerine ait ne kadar değer varsa bunları kitle iletişim araçlarıyla pazarlamakta, cazip hale getirip ekonomik pazar oluşturmaktadır. Böylece hem kültürel hem de ekonomik sömürüyü aynı anda gerçekleştirmektedir.

Emperyalist zihniyet de etkisi altına aldığı toplumun inancına, hukukuna, ahlakına, sanat ve edebiyatına müdahale eder, kendi sapkın değerlerini ihraç eder. Dine ve fıtrata müdahale, feminizm, eşcinsellik ve toplumsal cinsiyet eşitliği, gerek medya iletişim araçlarıyla gerekse dizi, sinema ve tiyatro gibi sanatsal faaliyetlerle empoze edilmekte, bunun için de sömürülen ülkelerdeki yerli taşeronlar kullanılmaktadır.

Show programlarında, dizilerde, sinema filmleri ve tiyatrolarda eşcinselliği özendirici sahnelerin varlığındaki artış bile tek başına ahlâkî dejenerasyonun sanat yoluyla topluma enjekte edildiğini göstermektedir. Emperyalistlerin taşeronları vasıtasıyla inançtan hukuk sistemine, sanattan edebiyata kadar birçok alanda dayattığı emperyalist sömürüye direnmek, hem devletlerin hem de fertlerin en önemli önceliği olmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?