Reklamı Kapat

Necmettin Erbakan'ı ve 28 Şubat'ı doğru anlamak - 3

Yüreği vatan ve millet aşkıyla yanan gerçek bir devlet adamı

Refah Partisi’nin kapatılmasının ardından Erbakan Hoca şunları söylemişti: “Bütün camiamıza sesleniyorum. Her zamankinden daha fazla huzura, sükûnete riayet edelim. Bu olay aslında tarihin akışı içinde fevkalade basit bir olaydır.” Bu üslup, özlenen bir lideri, yüreği vatan ve millet aşkıyla yanan gerçek bir devlet adamını yansıtmaktadır.

Refah Partisi’nin Anayasa Mahkemesi’ndeki kapatma davasında savunmayı bizzat muhterem Hocamız yaptı. Bir motor profesörünün bu kadar ehliyetle ve bir ilim adamı, bir devlet adamı üslubuyla, vukufla yaptığı 4,5 saatlik savunma mahkeme heyeti tarafından şaşkınlıkla karşılanmıştı. Mahkemeyi çok yakından takip eden milletimizin hissiyatını da değerli yazar Ahmet Taşgetiren “Seni Seviyoruz Savunan Adam” başlıklı yazısıyla dile getirmişti.

Partilerimizi kapattıkları yetmedi, uydurma gerekçelerle Erbakan Hoca tutuklu ve siyasi yasaklı hale getirildi. Dahası toplum nazarında itibarsızlaştırmaya çalışıldı. Ama neticede hiçbir karalama, iftira, yalan ve engellemeler tutmadı. Tersine milletimizin teveccühü o vefat ettikten sonra dahi devam etti, ediyor da.

Fazilet Partisi de aynı anlayışla 22 Haziran 2001 tarihinde kapatıldı. Onun üzerine 25 Haziran 2001 günü Meclis’te şu konuşmayı yapmıştım:

“Geçen hafta, anamuhalefet partisinin genel başkanıydım. Şimdi sizleri sadece bağımsız bir milletvekili olarak selamlıyorum. Anamuhalefet partisini millet değil, mahkeme kapattı. Bu mahkeme kararı uygulanacaktır. Ancak bu karar, toplum vicdanı tarafından kabul edilmemiştir ve edilmeyecektir. Çünkü bu karar yanlış ve haksız bir karardır. Bazı çevreler, Türkiye’de tek tip parti olsun istiyor. Demokrasilerde esas olan, farklılıktır ve bireydir.
Birbirimizi, milletimizi ve dünyayı kandırmayalım, açık ve samimi olalım. Türkiye’de gerçek anlamda demokrasi yoktur. Evet, sadece bir demokrasi oyunu oynanmaktadır ve maalesef siyasi partiler de bu oyunu oynamaktadırlar.
Başsavcı tarafından hazırlanan iddianamede, Fazilet Partisi için ‘kan emici vampirler, bünyeyi saran metastaz yapmış habis ur’ tabirlerinin kullanılması, bu davanın nasıl bir ruh hali ile açıldığını ortaya koymaktadır. Evet, partimiz kapatıldı ama asla yenilmedik.”

Peki, bu partiler ne için kapatıldı? Erbakan Hoca ve arkadaşları niçin hapis yattılar? Gerekçe ne idi? Ne ile itham edildiler? Suçları ne idi? Bu soruların cevabını mahkemede savcının açıkladığı MSP davasının esas hakkındaki mütalaasında bulabilirsiniz:

“İslami bir tabir olan ‘cihat’ sözcüğü kısaca ‘hakkın hâkimiyeti, İslam’ın hâkimiyeti’ için mücadele demektir. İslami kurallara göre cihat etmek; namaz kılmak, oruç tutmak gibi zorunlu bir dini akidedir. Bunun için yeri geldiğinde can ve mal feda edilmelidir. Cihadın yolu hakkın tebliğidir, İslam’ın tebliğidir.
İslam’ı anlatmayı üstlenen kişiler şu prensiplere uymalıdırlar: Tebliğ edilen davayı iyi bilmek, bildiğini yaşamak, hakkı tavsiye, sabrı tavsiye. İslam’ı kabul ettirmenin yolu zora değil, iyiliğe dayanır. Bu nedenle tebliğ, tatlı dil ve güler yüzle yapılmalıdır. Davayı anlatma sahası ilk planda aile ve çevresidir.
Hakkın tebliği yani İslami tebliğ görevini kim yapacaktır? Bunun için bir teşkilat gereklidir. İşte bu İslam nizamını halka anlatma görevini Milli Selamet Partisi yöneticileri olan sanıklar üstlenmişlerdir. Böylece suç işlemişlerdir.”

Milli Görüşçüler, şüphesiz ki cihat yani hakkın, İslam’ın tebliği suçu işledikleri iddiasından sadece şeref duymuşlardır. Endülüs fatihi Tarık bin Ziyad gibi gemileri yakarak cihat bayrağını açan Necmettin Erbakan, bütün hayatı boyunca haksızlıklara ve zulme uğradı.

Mevcut kurulu düzene teslim olmayanların, düzeni ve resmi ideolojileri sorgulayanların akıbeti hep böyle olmuştur. Kurduğu dört parti hukuk dışı uygulamalarla kapatıldı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra hapse atıldı ve siyasi olarak yasaklandı. Refah Partisi kapatıldıktan sonra yine siyasi yasaklı oldu. Refah Partisi harcamalarıyla ilgili olarak Anayasa’ya aykırı bir usulle açılan ceza davasıyla 14 ay hapis cezası, hukuk davasıyla da 12 trilyon TL ödeme cezası aldı. Bingöl’de ve Urfa’da yaptığı konuşmalar için hapis cezasına çarptırıldı.

O dönemde de medya tam bir linç kampanyası içinde yalan haberler üretmekteydi. Erbakan’ın abdestsiz namaz kıldığı, bir namazı gösteriş için birkaç yerde kıldığı dedikodularını yaydılar. En önemlilerinden biri de Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümetlerinden biri olan 54. Erbakan Hükümeti’ni postmodern bir darbe ile yıktılar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Recai Kutan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?