Reklamı Kapat

28 Şubat Postmodern Darbesi - II

1995 seçimlerinden birinci parti çıkarak tarihinin en büyük başarısını elde eden Refah Partisi’nin lideri Necmettin Erbakan, hükümeti kurmak için partileri ziyaret etmiş, siyasi partilerin olumsuz tavırlarından dolayı sonuç alamamıştı.

Gerek siyasilerin gerek iş dünyasının Refah Partisi’ne karşı olumsuz tavrı daha seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz ortaya çıkmıştı. Refah Partisi’nin içinde olmadığı bir koalisyon formülü aranmış, zorlamayla Ana-Yol hükümeti kurulmuştu. TÜSİAD gazete ilanıyla Ana-Yol hükümetine destek verdiğini deklere etmişti. İş dünyasının Refah-Yol hükümetine karşı tavrına karşı sadece Sakıp Sabancı, “Erbakan Başbakan olmalı, Hoca mutlaka denenmeli” (Milliyet, 5 Haziran 1996) diyordu.

Birtakım çevrelerin zorlamasıyla kurulan Ana-Yol hükümeti uzun ömürlü olmadı. 27 Haziran 1996 tarihinde RP-DYP’nin koalisyon hükümeti kurması konusunda mutabakata varıldı. 28 Haziran’da Refah-Yol hükümeti kuruldu.

Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi’nin birlikte kurdukları Refah-Yol koalisyon hükümetinde bakanlıklar da bu iki parti arasında paylaştırıldı. Kurulan 54. Refah-Yol hükümetinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan siyasi yaşamında ilk kez Başbakan oluyordu. Ortağı Tansu Çiller ise Başbakan Yardımcılığı koltuğundaydı. Necmettin Erbakan, ekonominin kendi kontrolünde olmasını istiyordu bu sebeple Maliye Bakanlığı RP’de kaldı.

Refah-Yol hükümeti Türkiye tarihinde bir ilk olan “denk bütçe” yapmayı başardı. Dönemin Maliye Bakanı Abdüllatif Şener, denk bütçenin mimarının Başbakan Necmettin Erbakan olduğundan bahsetmekte ve şöyle demektedir: “Denk bütçe fikri Sayın Erbakan’a aitti. Maliye Bakanı benim. Ama bütçe sadece Maliye Bakanlığı’yla bağlantılı olmaktan öte, topyekûn hükümetle ilgilidir. Teknik gerekçelerini, olur veya olmazlığını anlatacak veya sunacak olan Maliye Bakanı’dır. Bunu da kabul ediyorum” (Toker, 2008, s.207).

Başbakan Necmettin Erbakan, ezilen kesimlere, emeklilere, işçi, memur, emniyet ve askeri personele yüksek oranda zamlar yaparak toplumun farklı kesimlerine olumlu mesaj vermişti. Aslında Erbakan, “Biz gerici değiliz, bizim tek hedefimiz ezilen kesimin haklarını teslim etmek ve adil ve paylaşımcı bir sistem kurmak” demek istiyordu. Bunun sonuçları ortaya çıkmaya başlamıştı. Gazeteci Doğan Heper, “Erbakan’ın serinkanlı taktiği en belirgin meyvelerini ekonomide verdi. Bugünlerde pek çok kişi Hocaya paralel ekonominin olumlu sinyaller verdiğini açık seçik ilan ediyor” (Milliyet, 18 Mayıs 1997) demektedir.

Gazeteci Mehmet Ali Birand da Refah-Yol hükümetinin ekonomi başarısının altını çizmekte ve şöyle demektedir: “Refah-Yol hükümetinin iş başına gelmesinden sonra, denk bütçe yapıldı; havuz sistemi oluşturularak işçi, memur, askeri personel ve emeklilere yüksek oranlarda zamlar verildi. İlk icraat olarak asgari ücret yüzde 100 artırıldı.”

Erbakan Hocanın, Milli Görüş hareketini başlattığı ilk günden beri iki temel hedefi vardı. Bunlardan birisi Adil Düzen vasıtasıyla ezilenlerin hakkını ezenlerden almak ve adil bir ekonomik düzen kurmak, ikincisi de Siyonizm’le mücadele ederek Müslümanları bir araya getirmek ve İslâm Birliği’ni kurmak.

Erbakan Hocanın, Başbakan olarak toplumun her kesiminden ezilenlerin sorunlarına çare ve çözüm üretmek için uğraştığı, çalışan kesime yüksek oranlarda zam verdiği, denk bütçe yaptığı, rantiyecilerin rant musluklarını kestiğini insaf sahibi herkesin malumudur. Ancak Erbakan Hoca daha hükümeti kurar kurmaz Ağustos 1996’da dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya’nın, “İrtica ile mücadele en az PKK ile mücadele kadar önemlidir” açıklamaları ve dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın, “Her türlü bağnazlık ve gericiliğin karşısındayız” açıklaması, seçilmiş meşru hükümete karşı postmodern bir darbe sürecinin başladığının işaretleriydi. (Devam edecek.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?