Reklamı Kapat

Necmettin Erbakan’ı ve 28 Şubat’ı doğru anlamak - 2

Erbakan Hoca, AP’den ayrılan iki milletvekili Hüseyin Abbas ve Hüsamettin Akmumcu ile birlikte Meclis’i adeta silkelediler. Yepyeni mesajlarla Meclis’te en etkili çalışmaları yaptılar. Çok farklı bir dil, çok farklı yorumlarla hayret uyandırdılar.

24 Ocak 1970’te Necip Fazıl Kısakürek, Eşref Edip ve Tahsin Demiray gibi münevverlerin de desteğiyle “Milli Nizam Partisi” kuruldu. Halkın sıcak ilgisiyle parti Türkiye genelinde süratle teşkilatlandı. Bu parti sağ-sol çizgisinde dışında milli bir siyaseti benimsiyor, “Önce Ahlak ve Maneviyat” sloganı ile milleti kendi özüne, tarihine sahip çıkmaya davet ediyordu.

Çalışmalarda en büyük sıkıntı mali imkânsızlıklar idi. Çünkü partiyi destekleyenlerin çoğunluğu dar gelirliydi. Onların büyük fedakârlıklarıyla partinin bir kısım masrafları ancak karşılanabiliyordu. Partinin bir tek binek arabası olmadığı için Erbakan Hoca, yanına iki üç arkadaşımızı da alarak merhum Orhan Batı’nın arabasıyla Anadolu’yu dolaşıyordu.

O güne kadar duyulmamış mesajlarla yola çıkan ekip, ilk rastladıkları kahvehaneye giriyorlardı. Kahvehanelerde ancak 20-25 kişi olurdu. Erbakan, onları selamlayıp çaylarını içtikten sonra bir sandalyenin üzerine çıkar, sanki binlerce kişiye hitap ediyormuş ciddiyetiyle Türkiye’nin ve İslam âleminin içinde bulunduğu sıkıntıları anlatırdı. Toplumumuzda kurtuluşun tek ilacının “Emr-i bil maruf, nehy-i anil münker” yani toplumda iyiliklerin hâkim kılınması ve kötülüklerin önlenmesi için el birliğiyle çalışmak olduğunu söyler, ardından da “Geliniz, hep birlikte çalışmak için sizleri partimize üye yapacağız.” derdi. Genellikle dinleyenlerin büyük çoğunluğu da partiye üye olurlardı. İşte Milli Görüş Hareketi, bu imkânsızlıklarla bir avuç insanın emeği ile başladı.

Erbakan Hoca, tarihimizde çığır açan liderlerimizi kendisine örnek almıştı. Ebu Eyyûb el-Ensarî’yi, Sultan Fatih’i, Selahaddin Eyyubi’yi ve birçoklarını. Müslümanlara Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt Meydan Muharebesi’ni anlatır, mücahit kumandan Sultan Alparslan’ın Milli Görüş Hareketi’nin önderlerinden biri olduğunu ifade ederdi. Bu anlayışla 24 Ocak 1970 tarihinde kurulan “Milli Nizam Partisi”nin ilk üyesinin Sultan Alparslan’ı temsil etmek üzere Malazgirt’ten birinin olmasını kararlaştırdık.

İlk üyenin seçimini Malazgirt’e gitmek üzere Van uçağını beklerken İTÜ’den bir profesör arkadaşı da salona girdi. Kıyafetinden, deniz kenarındaki bir sayfiye yerine gitmekte olduğu anlaşılıyordu. “Necmettin, nereye gidiyorsun?” diye sordu. “Malazgirt’e gidiyorum.” cevabını alınca hayretler içerisinde, “Bu sıcak yaz gününde deniz kenarına gideceğine Malazgirt’e gidiyorsun. Oralarda ne işin var?” dedi. Erbakan Hoca’nın yaptığı açıklama karşısında ise adamın yüzünde “Şu kadar akıllı, kabiliyetli birinin yaptığı şu işe bak.” şaşkınlığı vardı. Adamcağız, bu yapılanların bir cihat çalışması olduğunu nereden bilecekti!

Halkın yığın yığın MNP’ye katılmaları AP ve CHP’yi ürkütüyordu. İsmet Paşa, “Bir mühendis efendi çıkmış, ‘Okullarda İmam-ı Gazali’yi, İmam-ı Rabbani’yi okutacağız.’ diyormuş. Böyle bir şey olamaz.” diye çıkışıyordu.

Başbakan Süleyman Demirel de, “Bir arkadaş çıkmış, ‘Adalet Partisi ile CHP temelde aynı zihniyete sahip. Her ikisi de Batı taklitçisi.’ diyormuş. Bu çok yanlış bir iddiadır.” diyordu. Bunun üzerine Erbakan Hoca, Meclis kürsüsünden Demirel’e sordu, “CHP’den farklı iseniz sizin zihniyetiniz, renginiz ne?” Demirel, kürsüden, “Bir arkadaş benden sordu. ‘Sizin zihniyetiniz ne, renginiz ne?’ Ona diyorum ki bizim rengimiz yok, zihniyetimiz ise akılcılıktır.” Erbakan Hoca, bu açıklamaya karşı:

“Akılcılık zihniyet olur mu? Herkesin aklı var. Bir mürşidin aklı insanları sırat-ı müstakime davet için çalışır. Sarhoşun aklı ise mahalle bakkalını kandırıp ondan bir şişe içki nasıl alırım diye çalışır. Önemli olan aklın temelindeki zihniyettir. Değerli olan, imanın emrindeki akıldır. Akıl, imanın ve İslam’ın emrinde en büyük nimet, nefsin ve şeytanın elinde ise bir felakettir. Mademki bizim rengimiz yok diyorsunuz, onun için bundan sonra sizleri ‘renksizler’ diye isimlendireceğiz.”

Bu sefer Demirel soruyordu, “Zihniyetimiz ‘Milli Görüş’ diyorsunuz. Nedir şu Milli Görüş? Ne olduğunu hâlâ anlayabilmiş değiliz.” Hocamız da çok yerde sorulan bu soruyu şöyle cevaplıyordu:

“Herhangi bir kimse, Malazgirt’te inanışının şahlanışını yaşamadan, Kosova’da, Niğbolu’da bir kılıç olup parlamadan, Ulubatlı Hasan olup İstanbul’u fethetmeden, Sultan Fatih olup denize atını sürmeden, Seyit Çavuş olup 250 kiloluk mermiyi ‘Ya Allah’ deyip namluya sürmeden, Sakarya siperlerine girmeden Milli Görüş’ün ne olduğunu anlayamaz.

Milli Görüş, bu aziz milletin değerlerini, inancını, tarihini, kültürünü temsil eden ‘Millet-i İbrahim’ düsturundan kaynaklanan ve hakkı üstün tutan görüştür. Barış ve huzuru, hürriyeti, adaleti, refahı, saygınlık ve onuru temsil eden Milli Görüş, milletimizin aslına dönüş hareketidir.”

Milli Nizam Partisi uydurma gerekçelerle ve hukuk dışı bir uygulama ile kapatıldı. Başka bir lider olsa partisi kapatılınca morali bozulur, siyaseti terk ederdi. Böylesine haksız bir uygulama karşısında Erbakan Hoca ve arkadaşları ise, “Biz demirci örsündeki çeliğe benzeriz. Dövüldükçe daha da güçleniriz.” diyorlar ve kapatmayı önemsemiyorlardı.

Milli Nizam Partisi’nden sonra kurulan Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi de aynı zulüm anlayışlarıyla kapatıldı. Ama Milli Görüşçüleri yıldıramadılar. Çünkü karşılarında inançlı, azimli, kararlı kadrolar vardı. Şu olay Milli Görüşçülerin bu haksızlıkları, hukuk cinayetlerini nasıl önemsemediklerini, hatta hafife aldıklarını açıkça göstermektedir.

Milli Nizam Partisi kapatılınca teşkilat mensupları Ankara’ya gelip merakla Süleyman Arif Emre ağabeyimize soruyorlardı, “Ağabey, şimdi ne yapacağız?” O da bilge tavrı ile, “Bir kimsenin abdesti bozulursa ne yapar? Gider, yeni bir abdest alır. Biz de abdestimizi yenileyecek ve yeni bir parti kuracağız.” diye cevaplandırıyordu. Onlar dört kere abdestimizi bozdular, biz de her seferinde abdestimizi yeniledik. Şu anda da Saadet Partisi ile bu göreve devam ediyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Recai Kutan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?