Reklamı Kapat

İlim maskesi takınız

Öldürücü, söndürücü, süründürücü virüslerden sakındığımızdan daha fazla ve birinci derecede sakınılması gereken şey cehalettir.

Cehalet her türlü kötülüğün başı ve kaynağıdır.

Cehalet kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de kâfirliğin, puta tapmanın, müşrikliğin ortak kelimesi olarak kullanılmıştır.

Rabbimiz, elçi olarak gönderdiği Musa aleyhisselamın dilinden:

"Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" buyurmuş. (Bakara süresi ayet 2/67).

Rabbimiz bunu bize bildirirken bizim birinci derecede cehaletten korunmamız ve güvenlik tedbiri olarak Allah’a sığınıp, O’nun gönderdiği kitabı, Sevgili Peygamberimizi örnek alarak hayatımıza uygulayarak ilim maskesi takınarak, cehaletten kurtulmamızı teklif ediyor.

İkinci derecede, sahih bir imana sahip olup o imanı canımızdan, paramızdan, makam ve rütbemizi kaybetme korkusundan daha güçlü bir korkuyla sahip olmaya çalışmamız gerekir.

Allah celle celalühün kendisini tarif ettiği şekilde O’na iman etmeyen biri, Nobel Ödülü alsa, cehaletin karanlığından kurtulmuş sayılmaz.

Yediği samanın ekicisini, dericisini, harmanlayıcısını, önüne koyucusunu tanımayan, yalnız samana ve ağzına gelen tada bakandan farksız olur.

Aya giden uzay gemisini yapan adam, havayı, maddeyi, maddenin sakımı kanununu, ayı, yörüngesini, pili bitmeyen ışığını yaratan Allah celle celalühü tanımasa saman yiyen, çift süren, et verenden ne farkı olur.

Kur’an-ı Kerim’de bir farkı olduğunu, o farkın da insanlık seviyesinden hayvanlık seviyesinin altına düştüğünü şöyle haber verir:

“Allah, kime hidayet verirse o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, işte onlar zarara uğrayanların ta kendileridir.

Yemin olsun ki cehennem için cin ve insanlardan birçok kişi yarattık. Onların anlamayan kalpleri, kendisiyle göremedikleri gözleri, kendisiyle işitemedikleri kulakları vardır. Onlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar gafillerin ta kendileridirler” (A’raf süresi ayet 7/178-179).

Filanın, filanın ve filancaların kitaplarını okumakla hava atanlar, o filanları ve kendisini yatanın kitabını okumama gafletine düşünce, kendilerini nerelere düşürdüklerinin farkında değiller.

Üçüncü derecede, en fazla dikkat etmemiz gereken şey, “Adalet” üzere olmamızdır.

Adalet, her yerde ve her şeyde dengeyi gözetmektir.

Terazinin iki tarafını dengede tutmak da adalettir.

Evde anne, baba, çocuklar, akrabalar arasında, köy, kasaba, şehir, devlet ve dünyada dengeyi gözetmektir.

Bu dengeyi gözetme ayarını insan eline vermemeye dikkat etmektir.

Amel defterinizi, meleklerin eline değil de anne veya babanızın eline verseydiniz, sevdiklerinde cennete, kızdıklarında, “Cehennemin dibine kadar git” diyebilirlerdi.

Adalet ayarlarımızı bizi yaratan, yaşatanın kuralları olmalıdır.

Günümüzde hükümetle muhalefetin kanun koyarken tenkitlerine kulak veriverseniz anlaşılır gerçek.

Ekonomik dengeyi sağlamak, en öncelikli sorunumuzdur.

Sevgili Peygamberimiz, yönetici olarak:

“Velisi olmayanın velisi benim” (Ahmed, Müsned, Mıkdam bin ma’di Kerib rivayeti, Nesai, Sünen-i Kübra K. Feraiz, bab 14) buyurmuş ve can taşıyan her insanın, zaruri ihtiyaçlarının bir şekilde karşılanıp insanca yaşamasını sağlamak için çalışan ve çalıştıranlara yönelik:

“…Kimin hizmetinde bir kardeşi olursa, ona (çalıştırdığına) yediğinizden yediriniz, giydiğinizden giydiriniz, gücünün yetmediği işi ona yüklemeyiniz, eğer yüklerseniz siz de ona yardım ediniz” buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. İman, bab 20, K. Itk, bab, el abidü ihvanüküm no 15).

Yani, yeme, içme, giyinme ve barınma konusunda insanca yaşamayı temin etmek de adaletin içine girer.

Ve güvenlik.

Her gün namazımızda okuduğumuz Kureyş süresi, halkımızın dilinde “Li ilafi” süresi, toplumların kaynaşmasını sağlamak için Yaratan’ın kurallarına uymakla, korkuların güvenliğe dönüşeceğini, açlığın kalkıp doygunluğa erişileceğini haber verir.

 Cehaleti kaldırmak için, manasıyla beraber Kur’an’ı okumaya, nasıl anlaşılacağını ve nasıl uygulanacağını Sevgili Peygamberimiz konusunda onu örnek almaya, İslami kurallarla adaleti sağlamaya, gücümüz oranında fakirlere yardım etmeye ve çevremizdeki her şeye mutluluk saçmaya devam edelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Can Dere - Selamün aleyküm hocam. Uzaya-yani Gökdenizlerine-çıkış yok!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 16:00

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?