Aynı anlayış

İktidar sahipleri değiştikçe, iktidara yakın çevreler de şekil değiştiriyor. Bazı “iktidar elitleri”, soy veya kan bağı kaynaklı olarak sürekli şekilde, değişen iktidarlardan bağımsız olarak mevkilerini korusalar da (misal Sabetaycılar), her devrin zenginleri ve kaymak tabakası da oluşuyor maalesef.

Sermayenin rengi ve ağırlığı, bugünkü iktidara yakın çevrelere doğru değişti mesela.  Büyük İstanbul sermayesi yerli yerinde olsa da, Anadolu sermayesi diye cilalanan iktidarın zenginlerine doğru bir sermaye akışı yaşandığını müşahede etmek çok kolay. Devlet kademelerinde de iktidarın kadrolaşması korkunç boyutlarda haliyle, ancak “kadim elitler” de yerlerini koruyor muhtemelen.

Tek başına iktidarla birlikte gücün tek merkezde toplanarak giderek mutlaklaşması, devlet kadrolarının da “tektipleşmesine” ve parti devletine göre şekillenmesine yol açıyor. Misal, valilerin bir partinin il başkanları şeklinde (tam da tek parti devrinde olduğu gibi) hareket ediyor olması, aslına bakılırsa en başta iktidar sahiplerini rahatsız etmelidir. Ne de olsa, devlet adlı yapı, kurumsal ciddiyetini ve devamlılığını sağlayabildiği ölçüde güçlü kalabilir. Devleti, bir partinin bir mekanizmasına dönüştürmek, en başta iktidar sahiplerinin zararınadır aslına bakılırsa.

O açıdan, iktidarın, yakın çevresine dağıttığı ihaleler veya makamlar, devletin saygınlığını ve güvenilirliğini zedeler noktaya doğru gidebilir. Devlet idaresinde en önemli kriterlerden olan adalet, ehliyet, liyakat gibi hususları, partiye ve lidere bağlılık gibi öznel bir kritere indirgemek, devlet ciddiyetine darbe vurmaktır. İktidar eliyle üretilmiş zenginlerin, her fırsatta daha da fazla maddi imkanlarla, ihalelerle, ballı projelerle ödüllendirilmesi, kamuoyu vicdanını fazlasıyla rahatsız eder noktaya doğru gitmektedir.

Devlet kademelerine ve önemli makamlara atamaları, o makamı veya pozisyona layık olup olmadığına bakmadan, sadece siyasi bağlılık gibi öznel bir kriterle yapmak, devlet kademesinde yetersiz ve liyakatsiz kimselerin boy göstermesine neden olur. İnsanların, devlete olan güvenleri bu noktada sarsılır. Misal, büyükelçi olmanın yolu ve ölçütleri belliyken, tutup da bunu birtakım kerameti kendinden menkul kimseleri siyaseten ödüllendirmeye dönüştürürseniz, o makamların ve görevlerin de içini boşaltmakla eşdeğer bir hareket olacaktır.

Benzer şekilde, üniversitelere rektör atarken, bilime adanmışlık ve entelektüel birikim gibi ölçütler yerine siyasi kimlik gibi her noktaya çekilebilecek bir yola başvurunca, netice de “lise hocasından hallice zihin yapısındaki” kişilerin görev alması olacaktır. Kendi yetersizliğinin farkında olan insanların, hak etmedikleri makamlardaki icraatları da, sürekli olarak “ödüllendirilmenin” mahcubiyetini içerecektir.

Cumhuriyet tarihi boyunca, belli ailelerin ve grupların, soy, inanç veya kan bağını gözeterek “birbirlerini tutmaları” gibi bugün de belli aileler çokça tutulmaktadır. Bazı ailelerin hemen her ferdinin devlet kademelerine getirilmesi, “dün eleştirdiğini bugün yapmak”tır herhalde.

Türkiye, dün kendisini “ayrıcalıklı” sayan, soy, kan ve din bağıyla birbirine bağlı birtakım grupların tasallutu altındaysa (ki aynı gruplar bugün de etkisiz değillerdir), bugün de benzer bir hareketle karşı karşıyadır sanki. Bugün ise, bir parti çevresinde gelişen bir durum söz konusudur.

Netice itibariyle, iş dönüp dolaşıp hakkaniyete, adaletli olmaya, işi ehline vermeye ve liyakati gözetmeye gelip dayanıyor. Cumhuriyet’in elitleri denebilecek gruplar bu hususları soy, kan, din bağıyla delip geçerken, bugünün iktidar sahibi muhafazakarları da parti bağlamında uyguluyor.

Velhasıl-ı kelam, anlayış aynı kalıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?