Reklamı Kapat

Başkale’de deprem olmadı mı?

Depremlerin milliyeti mi var ki, son deprem basınımızda genellikle, “İran depremi Van’ı vurdu” başlığı altında yer aldı. İsterseniz dünkü gazetelerimizde Van Başkale’de meydana gelen depremin hangi başlıklarla verildiğine bakalım:

“Arka arkaya yaşanan depremler Türkiye’yi sarstı. İran 5.9’la sallandı, Van’da yıkım can aldı.”, “İran sallandı Van yıkıldı.”, “5.9’luk deprem 9 can aldı.”, “5.9’luk deprem Van’ın 3 köyünü yıktı.”, “İran’daki deprem Van’ı vurdu.”, “5.9 İran’ı sarstı Başkale’yi vurdu.”, “İran’daki deprem Van’ı vurdu.”, “İran depremi Van’ı vurdu.”

Başkale’nin 3 köyünü yıkan ve 9 insanımızın ölümüne yol açan deprem medyamızda genellikle İran’a mal edilerek verildi. Bu veriş tarzında iktidar-muhalefet yanlısı ayrımı da yok. Doğal afetler karşısında elbette iktidar ya da muhalefet yanlısı olmak haberlerin veriliş tarzına etki etmemeli. Ancak, İran’da ve ülkemizde hissedilen bir depremin İran depremi olarak nitelendirilmesini insan anlamakta güçlük çekiyor. Kaldı ki, ilk depremin merkez üssü İran sınırları içinde bir yerleşim birimi olarak ilan edilmişken daha sonra ilk depremin Türkiye sınırları içinde meydana geldiği, ikinci depremin ise İran merkezli olduğu bazı ilim adamlarınca ifade edildi. Hâlbuki merkez üssü neresi olursa olsun, söz konusu deprem İran ve Türkiye’nin sınır yerleşim merkezlerinde hissedildi ve iki tarafta da yıkıma yol açtı. İran’ın olayla ilgili net bir açıklama yapmaması orada bir tahribatın meydana gelmediği anlamına gelmiyor. Çünkü İran kendi içinde koronavirüs salgını ile uğraşıyor ve bu konuda da son ana kadar İran yönetimi susmayı tercih etti. Ne zamanki mızrak çuvala sığmaz oldu o zaman salgın ile ilgili açıklamalar yapılmaya başlandı.

Kaldı ki, deprem sebebiyle İran tarafında da yıkımın meydana geldiği, yaralıların bulunduğu biliniyor ancak sadece hayatını kaybedenlerin olup olmadığı hakkında İran tarafından bir açıklama yapılmış değil. Ülkelerin sınırlarında meydana gelen sarsıntılardan komşu ülkelerin etkilenmesi gayet tabi. Sarsıntı hissedilmiş ise bunun hissedildiği her ülke depremi yaşamış demektir. Çünkü depremlerin şu ülkeye ait diye kimliklendirilmesi ne kadar doğrudur bilemiyorum. Gönül depremlerden hiçbir ülkenin etkilenmemesini ister. Özellikle de bizim gibi deprem kuşağında bulunan ve bu sebeple de çok acı çekmiş bir ülkenin insanları olarak.

Artık ülke olarak depremlerle yaşamayı öğrenmek durumunda olduğumuz ortaya çıkmış görünüyor. Bu bakımdan gelecek depremleri en az tahribat ile atlatmanın tedbirlerini almamız geriyor. Her depremin ardından kerpiç ya da briket evlerin dayanaksızlığından söz etmek yıkımları engellemiyor. Kaldı ki, ülkemizde kerpiç ya da briketle yapılmış evler sadece Başkale köylerinde bulunmuyor. Anadolu’da yakın zamana kadar kerpiç, briket ile ev yapımı oldukça yaygındı. Kırsal kesimlerde betonarme ev yapımı son yıllarda başladı. Kaldı ki betonarme binalarda standartlara uygun yapılmadığında depremler karşısında dayanmadığı da biliniyor. Kısacası, depremlere karşı alınabilecek tedbirler var ve vakit geçirmeden buna göre bina yapımını sağlamak durumundayız. Büyük şehirlerdeki gökdelenlerin depreme karşı dayanıklı olduklarını söylemek mümkün mü? Kısacası, gelecekte, merkez üssü Türkiye sınırları içinde olan bir deprem komşumuz ülkelerde hissedilip yıkıma sebep olduğunda o depreme de Türkiye depremi mi diyeceğiz? Depremin hangi ülkenin sınırlarından ne kadar içeride olduğundan çok nerelerde hissedildiği önemli değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?