Reklamı Kapat

Değişimin değişimi

Küreselleşen ve küçülen dünyada insanın durumu ve konumu ne? İçinde bulunduğumuz şu günlerde yaşananlar ve gelecekte yaşanacaklarda ne gibi bir hayat anlayışı olur?

Bir yandan, normal olmayan yollardan gelişen ve süreklileşen ölümlerin getirdiği bir psikoloji. Bir yandan insanın insandan kaçtığı bireyselleşilen bir insan anlayışı. İnsan kendinden kaçarken sığındığı kimi sıradanlıklar.

Batı düşüncesinin hümanizm ile insanı öne çıkardığı, insanı putlaştırdığı ve tanrılaştırdığı dönemin çok ötesinde bir yerde. Metafizikten uzaklaşış ve kendi dünyasını dar bir alana kapatış. Bu, onu giderek iyice kendisini kendisinden uzaklaştırdı. Kendinden uzaklaşırken başka putlara yönelimler yaşadı, yaşamaya da devam ediyor.

Başka yönler, insan severlik, insana bir değer verirlilikten öte bir yöne doğru hızla kayıyor. İnsan ötesi bir sevgi oluşumu. İnsanın sevgi sınırları artık nesneler ve diğer varlıklar üzerinde gerçekleşiyor. Bir gencin zorlukla elde ettiği bir telefonun değeri insandan daha çok. Buradan yola çıkarak şöyle bir sonuca varılabilir. Bir genç bunu elde edebilmek için bütün imkânlarını kullanır. İnsanın ekonomik anlamda giderek daraldığı bir dönem. Genç oranının yüksekliği, üretimin olmayışı, istihdam alanlarının giderek daralması sonucu bir bunalım süreci yaşatıyor insana. Bir genç üniversiteyi bitirse istediği bir alanda iş bulmasına imkân yok gibi. Bu hafta sonu AGD İzmir’de gençlik üzerine bir çalıştay düzenledi. Orada STK’lar bağlamında asıl değerlendirilen konu gençliğin bugünü ve geleceği tartışıldı.

Gençliğin yönelimleri, hedefleri, hedefsizliklerinin karmaşası ciddî boyutlarda. Takınılan konular artık çok da tatmin edici olmuyor. Yani öneri getirmekten çok suyun akışı ve gidişi önem kazanıyor. İnsan nasıl bir duruma evrilecek, hangi ideal ile yaşayacak? Bir ideali var mıdır? Bir araştırma sonucu açıklandı. Gençler üzerinde yapılan değerlendirmede gençlerin % 49’u Türkiye’yi terk etmek istiyor, burada yaşamak istemiyor. Gitmeyi arzuladığı ne Müslüman ne de Türki ülkeler. Avrupa ve Amerika. Burada artık bir idealden söz edilemez. Ne milliyetçi, ne dindar veya seküler olmanın bir anlamı var. Hedefi bizi sömüren, medeniyet ve kültür olarak karşı olan ve hatta emperyal coğrafyaya ve ülkelere kapağı atmak istiyor. İçeride hamasi duygularla kabartılan duyguların anlık oluşu, zaman içinde bunların hemen hiçbirinin karşılığının olmayacağı bir dünyaya göçüş.

Genç insanın ahlâkî değerleri, hak ve hakkaniyet duyguları birçok nedenden ötürü köreliyor. Gasp ve hırsızlıklar artık bir meslek gibi. İş hayatı olmayanların ve olanların yetersizlikleri insanı meşru olmayan alana zorluyor. Nesneleri elde etmek için çaba harcıyor. Sevgi ve tutkusu oraya odaklanıyor. Bu gençleri aşmış durumda. Yaş ortalaması yüksek olanların da nesneleri var. Benzer veya değişik. Edindiklerini koruma çabası ritüeli bir ibadet tarzında.

Hayvan severlik bir sığınma alanı gibi. İnsan birbirini sevmeyince sevgisi nesneler ve hayvanlar üzerinde gelişiyor. Sanki insanın insana gereksinimi yok gibi bir duruma doğru hızla gidiliyor. Gereksinimler anlık duygularla sınırlı ve kalıcı değil. Bir insan bir anda çok rahatlıkla feda edilebiliyor. Çözülmekte olan ailelerin ve aile kurumlarının giderek anlamsızlaştığı bir süreç. Aile sorumlulukları ya da bağlıkları bir yük oluyor. Boşanma oranlarının hızlı artışı, evlilik duygularının ertelenmesi, yaş ortalamasının üzerinde bir durum oluşu elbette düşündürücü. Bu hızlı değişimlerin bir yerde durmayacağı ve hızla yeni değişimlere doğru gidileceği bir gerçek. İnsanın insana tahammülü olmadığı bu zamanda terk edilenlerin dramı, ekonomik özgürlük kazananların bireysellikleri ve sadece kendilerini yaşamaları düşüncesi birçok cinayetin de nedeni. Kadın ne kadar zor durumda ise erkek de o kadar zorlanıyor şu hayatta.

Şu dünyada ekonomik elitlerin, sosyal hayat dışındaki varlıkları kendileri için yeterli. Diğerleri sadece birer aracı ve yedek nesneler gibi. Hayatın yeni süreci insanı nereye doğru sürükleyecek? Asıl sorun burada.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?