Reklamı Kapat

Kutsal siyasetin gücü

Kutsallık insan hayatında önemli bir yer tutar. Her insanın kutsallıkla az ya da çok bir şekilde ilişkilisi vardır. O yüzden kutsallık dediğimiz zaman ne anladığımıza bakmamız gerekiyor.

Kutsal; dini saygı uyandıran, yolunda can verilecek derecede sevilen ve tanrısal olan gibi anlamları içerir. Yapılan bu tanımların hepsinin ortak noktası, kutsalın mutlak bir değer olarak ifade edilmesidir. Bu da insanları üzerinde tartışamayacağı bir alana götürür. Bundan dolayı siyasi alana kutsallık yüklerken tekrar tekrar düşünmemiz gerekir. Çünkü verilen kutsallık siyaset içerisinde tartışılamayacak ve sınırlandırılamayacak bir gücü ortaya çıkarır.

Tarihte birçok yönetici peygamber olmuştur. Bunların kutsallıkları peygamberliklerinden kaynaklanmıştır. Kadim uygarlıklara baktığımız zaman krallar bu kutsallığın içinde değerlendirilmiştir. Mezopotamya uygarlıklarında krallar aynı zamanda dini lider konumundaydı. Eski Türk devletlerindeki kut inancı gereği Türk Kağan’ı yetki ve gücünü tanrıdan almaktaydı. Roma Sezar’ları kökenlerini tanrılara dayandırarak gücünün kaynağının tanrısal olduğunu düşünürlerdi. Aynı şekilde Pers krallarının yetkisini Ahuramazda’dan aldığına inanılırdı.

Ortaçağ Avrupa’sında krallar yetkilerini kiliseden alarak tanrı adına hareket etme yetkisine sahiptiler. İslam’ın tarih sahnesine girmesi ile birlikte halifelik hem yönetimi hem de dini otoriteyi temsil etme yetkisine sahipti. Halifenin siyasal anlamda en zayıf olduğu dönemde bile Müslüman sultanlar halifeden icazet almayı önemserlerdi. İşte buradaki gücün kaynağı hilafet müessesinin kutsallığına dayanıyordu.

Batı’da kilisenin önemini kaybetmesi, İslam coğrafyasında hilafetin ilgası yeni kutsallık tiplerini türetmiştir. Yakın tarihimizde her dönemin kendine ait kutsalı olduğunu görüyoruz. Tek parti döneminde muasırlaşma yani Batılılaşma kutsanmıştır. Yeni devletin üzerine oturduğu tüm kurumsal yapı muasırlaşma kavramının bir gereği olarak oluşturulmuştur. Öyle ki, bu dönemde ortaya çıkan baskıların temel gerekçesi yine muasırlaşmaya karşı takınılan tavrın bir neticesidir.

1960’lardan sonra ideolojiler yani sağ ve sol kavramları kutsanmaya başlanmıştır. Herhangi bir ideolojiye mensup olanlar, o ideolojinin doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışamaz. Çünkü kendi ideolojik paradigmasını mutlak doğru olarak kabul etmiştir. Fikirleri ve olayları bu ideolojik verileri üzerinden tartarlar. Sağ ve sol kavramlarının kutsanması ortaya fikri çoğulculuğu değil, çatışmayı çıkarmıştır. Hatta çeşitli gruplar bu kavramlar üzerinden birbirini öldürebilecek konuma gelmişlerdir.

1990’lardan sonra laiklik kavramı kutsanmaya başlamış ve tüm siyasi tartışmalar laiklik üzerinden yürütülmüştür. Kurumlar bu kavramın gerektirdiği şekilde dizayn edildi. Sistemler bu kavramın nezaretinde yeniden belirlendi. Dini hassasiyetler bu kavramın kutsallığında sindirilmeye çalışıldı. Engel ve yasaklar için, laiklik başlığı altında meşruiyet sağlanmaya çalışıldı. İnsanların sorgulamaya, düşünmeye ve eleştirmeye dönük girişimleri laiklik kavramının kutsallığında yok edildi.

2000’lerden sonra ise halk iradesi, milli irade kavramları kutsanmaya başlamıştır. Bu kavramlar üzerinden siyasiler kendi haklılıklarını iddia eder olmuşlardır. Yargıyı ilgilendiren konular bile seçimlerde halkın tercihi işaret edilerek çözülmeye çalışılmıştır. Mesela bir hukukçunun hukuki bir mesele ile ilgili görüşlerini beyan etmesi karşısında kendine sandık gösterilebilmiştir.

Son dönemde ise yanlış vatan algısına kutsallık atfedilmeye başlanmıştır. Yapay bir gerçeklikle oluşturulan sınırlara hapsedilmiş vatan kutsanır olmuştur. Bu da beraberinde ulus devleti kutsamayı getirmiş ve nihayetinde devletin uygulamaları da bu kutsallığın verdiği güçle tartışılmaz kılınmıştır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?