Kitlelerin direniş hareketleri

Adalet, yemek-içmek kadar elzem bir ihtiyaçtır. Adaletin temelleri yıkılmış, viran olmuşsa o toplumda o hanede zulüm kaçınılmaz olur. Allah evreni, eşyayı ve insanı bir denge üzerine yaratmıştır. Bu dengeyi ayakta tutan birincil dinamik ise adalettir. Allah adaletin tesisi noktasında Müslüman’a yetki ve sorumluluklar yüklemiştir. O nedenle eğer bir yerde zulüm vuku bulmuşsa bunu ortadan kaldırmak insan olduğunu iddia eden her insanın görevidir.

Hz. Peygamber adaletin ikamesi noktasında tavsiyelerde bulunur ve karşılaştığınız haksızlığı elinizle gidermeye çalışın, buna güç yetiremiyorsanız dilinizi kullanın, buna da güç yetiremiyorsanız buğzedin buyurur. Yani zulmün şiddeti ne olursa olsun Müslüman bunu ortadan kaldırmak için çaba göstermelidir.

İnsanlık tarihinde zulme maruz kalan ve bunu ortadan kaldırmaya güç yetiremeyen kişiler tepkilerini farklı şekillerde ortaya koymuşlardır. Yani pasif direnişte bulunmuşlar, tepkilerini kimi zaman zulmü işaret eden sloganlarla, kimi zaman sessiz yürüyüşlerle, kimi zaman dikkat çekecek farklı eylemlerle ortaya koymuş ve adalet taleplerini ifade etmişlerdir.

Hatırlayacağınız üzere Hindistan’da Mohandas Gandi’nin öncülüğünde gelişen ve Güney Afrika’daki Hint azınlıkların haklarının savunulmasını ve buradaki halkın bağımsızlık mücadelesinin şiddet kullanmadan gösterebilmesini ifade eden bir kavram vardı. Satyagraha… Gandi halkı şiddete meyletmeden haksızlığa karşı durmaları ve tepkilerini ortaya koymaları yönünde teşvik etmişti. Bu bir pasif direnişti ve zulme maruz kalan fertler bu vesile ile seslerini bütün dünyaya duyurma şansı buldular.

Zulme karşı yürüyen ve seslerini duyurabilmek için harekete geçip, kimi zaman, “Başörtüsü inancımızın gereğidir” diyen, kimi zaman, “Filistin direnişinin yanındayız” diyen, kimi zaman, “Bayrağıma, hürriyetime dokunamazsın” diyen, kimi zaman, “Kahrolsun küresel zorbalar” diyen, kimi zaman, “Kadınlara uzanan eller kırılsın” diyen duyarlı kalabalıkların tepkileridir pasif direniş. Vicdani duyarlılığını kaybetmemiş fertlerin zulme karşı gösterdikleri tepki ve başkaldırının adıdır ya da. Haksızlığa baş kaldıran ve hak arayışı için yola revan olan seslerin bir araya gelmesidir direniş… Her hareket, her direniş bir eylemin, bir zaferin habercisidir. O nedenle insanların haklı direnişleri saygı çerçevesinde desteklenmelidir.

Zamanın Firavunları tarafından işgal edilen İslam coğrafyası akla hayale gelmedik zulümlere tanıklık ediyor. Vicdani hassasiyetlerini kaybetmeyen fertler Filistin’de, Suriye’de, Libya’da, Doğu Türkistan’da yaşanan zulme karşı sokaklara çıkıp hak ve adalet taleplerini yineliyorlar. Fakat coğrafyamızın siyasi, ekonomik ve kültürel anlamda baskılandığı, esaret altına alındığı bir süreçte artık bu gösteriler karşı taraf için hiçbir şey ifade etmiyor. İslam coğrafyasında devam eden zulmün son bulması için eylemlerin ötesine geçip, siyasi, politik ve ekonomik bir girişime, bir harekete bir çabaya ihtiyacımız var.

Bilinmelidir ki, direnişe yönelik eylemlerimiz hiç bitmeyecektir. Zira şer bizi zayıf noktamızdan vurabilmek için içeriden ve dışarıdan harekete geçiyor ve sabrımızı tüketiyor. O nedenle eylemler mutlaka olmalı ancak bu hareketlerin metodu, yönü güncellenmeli ve hedefine ulaşabilmelidir.

Zafer bir inancın, bir hareketin ve bir eylemin sonucunda elde edilir. Eğer bir hareketin eylemsellik yönü yoksa söylem olarak da hayat bulmayacaktır bu bir gerçek… Eylemin hedefine ulaşabilmesi için ise direniş hareketine destek veren fertlerin neyi niçin yaptıklarına dair şuurlarının ve biz buradayız diyebilecek cesaretlerinin olması gerekir.

Zulmün kalbine atılan bir kurşundur direniş hareketleri… Ve bu hareketler toplumun etkin ve yetkin kişileri tarafından eyleme ve yaşama dönüştürülmelidir. Zira söylemlerimiz eyleme, eylemlerimiz icraata dönüşmüyorsa boşuna kürek sallıyoruz demektir ki, buna hiç vaktimiz yok.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?