İmam Gazali’nin ıslah metodu

Bir düşünürü, sıradan insandan ayıran husus sahip olduğu“zihnî terbiye” vesilesiyle kazandığı “düşünme metodu”dur. Bu yönüyle o, içinde yaşadığı toplumu “objektif bir realite” olarak kavramaya ve anlamaya çalışır.” (E. Güngör, Sosyal Meseleler ve Aydınlar)

İmam Gazali Hazretleri, Kudüs’ün haçlılar tarafından işgal edildiği, İslam dünyasının her tarafında fitne ve fücurun kaynadığı Şii/Bâtıni gruplarının özellikle Ehl-i Sünnet âlimlerine ve devlet adamlarına suikastlar düzenleyerek her tarafa korku saldığı, toplumun adeta anarşi girdabında boğulduğu, felsefenin kutsallaştırıldığı ve daha da tehlikelisi, bütün bu olayların neticesi olarak da hiçbir gayesi olmadan bezgin ve bitkin bir halde yaşayan halk yığınlarının bulunduğu bir devirde yaşamıştır.

İmam Gazali, böylesine korkutulmuş, sindirilmiş bir coğrafyada yeniden dirilişin tohumlarını ekti. İşte ruhun derinliklerine inen çarpıcı bir tespiti şudur: “Şuur yoksunu bir toplumu cihada davet etmek kabirlerdeki ölüleri davet etmekten farksızdır.”

Evet, İmam Gazali, şuur yoksunu halk yığınlarıyla cihad çalışmalarının yürütülemeyeceğini görerek, haçlı ordularının İslam coğrafyasının kalbine girip ilk kıblemiz Kudüs’ü işgal etmelerinin arkasında yatan asıl sebebe yönelmiştir. Nitekim Kudüs’ün fethi daha sonra İmam Gazali’nin baş müderrisi olduğu Nizamiye medreselerinde yetişen talebelerin İslam dünyasının her tarafına hatta köylerine kadar yayılarak Allah için ölmeyi dünya için yaşamaya tercih eden yeni bir neslin yetiştirilmesi neticesi Selahaddin Eyyubi’ye nasip olmuştur.

İmam Gazâli’nin ıslah metodu birtakım özellikleri ile temayüz etmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:

Birinci özellik: İmam Gazali’nin kitaplarında Müslümanları haçlılara karşı cihada çağırdığı görülmez. Esasen onun gibi birinin bu tavrı şaşkınlık veren bir şeydir. Ancak onun bu tavrı hakkında şöyle söylenebilir: “Bu büyük imam, iç çürümesinin ve toplumsal bozulmanın haricî işgale zemin hazırladığını değerlendiriyordu. Nitekim İsra Sûresi’nin ilk ayetleri de buna delalet etmektedir. İsrail oğulları her ne zaman yeryüzünde bir fesat çıkarsalar düşmanları onlara musallat ediliyordu. Her ne zaman da durumlarını ıslah etseler güçleri kendilerine geri veriliyordu. Dolayısıyla o, bütün gayretini toplumun nüvesi olan ferdin ıslahına verdi. Ferdin ıslahı da kalbin ve düşüncenin ıslahıyla oluyordu. Ameller, seyr-i sulük ve baştan başa hayat bununla ıslah oluyordu. Toplumun değişmesindeki ana esas buydu. Nitekim Kur’an’ın da işaret ettiği şey buydu; “Bir kavim kendini değiştirmedikçe Allah onları değiştirmez.” (Ra’d 11) Güzel nasihatler vermek suretiyle idarecilerin ıslahı da bu kapsama dâhildir. (Yusuf Karadavı, el Gazali Beyne Madihih ve Nakıdih 156)

İkinci özellik: İmam Gazali, eleştiriyi Müslümanlara yöneltiyordu. Bu sebeple Müslümanların suçsuzluğundan bahsetmiyor ve zayıf duruma düşmek suretiyle kendilerini hedef haline getiren Müslümanlara saldıran düşmana sorumluluk yüklemiyordu. Esasen bu metot İslami ilkelerle birebir örtüşen bir metottur. Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: “Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder.” (Şûra, 30)

İmam Gazali, bütün gücüyle hezimetin sebeplerini ortaya çıkarmaya ve onları tedavi etmeye çalışıyordu. Zira ona göre sorun Müslümanların asıl sorunu (savaş meydanlarında mağlup olmaları değil) fikri ve ameli sahada içine düştükleri bozulmadır. Dolayısıyla öncelikle bunun düzeltilmesi lazımdır. Bunun dışında meydana gelen olayların tümü buna bağlı olarak ortaya çıkan neticelerdir. O halde ancak ana sorunun halledilmesi ile sair sorunlar da çözülecektir. (Hakeza Zahera Cîlu Selahaddin 107)

Üçüncü özellik: İmam Gazali, burada da İslami bir esastan hareket ediyor ve fikri ve ameli alanda ıslaha yöneliyordu. Bu da Kur’ani bir ilkedir. Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: “Bir kavim kendini değiştirmedikçe elbette Allah onları değiştirmez.” (Ra’d 11)

İmam Gazâli önce kendi nefsini ıslaha yöneldi, sonra da başkalarını ıslaha çalıştı. Onun arkadaşları ve talebeleri de onun bu yöntemini devam ettirdiler. (Hakeza Zahera Cîlu Selahaddin 107) Bu ve diğer çalışmaların bir araya gelişiyle Nureddin Zengi ile Selahaddin Eyyubi’nin nesli ortaya çıktı.

Dördüncü özellik: İmam Gazali, Müslümanların meselelerini ele alırken hiçbir ırkî unsuru hedef almamıştır. Müslümanların sorunlarını Müslümanların tamamına mal etmiş ve sorunların Müslümanların -başta emri bi’l maruf nehyi ani’l münker olmak üzere- üzerlerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesi sebebiyle oluştuğunu açıklamıştır. (Hakeza Zahera Cîlu Selahaddin 107; Bkz, A. M. Sallabi, İmam Gazali)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Çin'in bulduğu ve Türkiye'de de uygulanacak olan koronavirüs aşını yaptırır mısınız?