Reklamı Kapat

PASAJLAR-3

8-Gözyaşlarımız bitti mi?

Aclûnî, Keşfü'l-hafâ’da, “Âlemde olan ne varsa senden gayrı değildir, / Ne ararsan kendinde ara ki aradığın da sensin!” diyor. Olup biten de hiç payımız yokmuş gibi yaşıyoruz. Hiçbir şeyin müsebbibi olarak kendimizde bir kusur görmüyor, kendimize dönüp bakmıyoruz. Gözlerimiz kendimizden çok başkalarını, onların hareketlerini ve sözlerini görüyor ki, olup biten hep dışımızda oluyormuş gibi bütün zamandan kendimizi soyutlayarak konuşuyoruz, yaşıyoruz.

O kadar sıradanlaştı ki hayatımız artık acının adı var kendi yok. Kendi dışımızda olup biten her şeye kör, sağır ve tepkisiz yaşar olduk. Hiçbir şeyi değiştirmek için birbirimize doğru adım atmıyoruz. En insani konularda bile aynı hissi paylaşmıyoruz. Hiçbir acıya aynı anda üzülmüyor, acıları bile renklere ayırıyoruz. Kendimize tarafgir olacak hüzünler, tarafgir olacak kavgalar seçiyoruz. Başkalarının acılarını, üzüntülerini, kayıplarını görmezden geliyoruz. İyi şeyleri hep kendimize, kötülükleri hep başkalarına diliyoruz. Oh olsun diyoruz başkasının felaketine, gizli bir haz duyuyoruz.

Üzüntülerimizi güce tahvil ediyoruz. Güçlü olmayı iyilik, adalet ve güzellik için değil had bildirmek için istiyoruz. Farkımız yok aslında birbirimizden ve yaralarımızı sayarak, yarıştırarak yaşıyoruz. “Kendi içindeki dikenler kanatsın vicdanını!” Kanatacak dikenleri kalmamışsa ve gözyaşlarımız bitti ise çağ gibi kuraklık çökmüştür gözlerimize, artık vicdan çölünde fırtınalara tutulmamak elde değildir. Neylersin?

9-İçimizdeki Cehennem(!)

Şair, “Nereye gitsem ki içimdeki bu cehennemle” diyor. İnsanın içinde kor gibi yanan bir mesele bir dert olduktan sonra nereye gitse o dert onun yakasını bırakmaz. Herkesin sıradanlaşan bir düzene intibak ettiği yerde ‘ne oluyor’ diye sorarak gidişatın, olup bitenin yanlışlığına ve o yanlışlığın giderek makul olmasına hayretini gizleyemez olduğunda içindeki kor daha da artıp artık dışını da yakar. İnsafın, merhametin ortada olmadığı adalet duygusunun incindiği bir noktada arada denk gelen doğru şeyleri mucizevî bir şeymiş gibi algılamak bir devrin iç yarasıdır.

İbn Zafer, “Adaletli ve insaflı davranmanın teşekkürle karşılık bulması, devrin bozukluğu sebebiyle adil ve insaflı kimselerin azlığından dolayıdır” der. Nereye gitti bu adil ve insaflı insanlar, nerede kaybettik merhamet ve şefkatimizi? Kendimizden bile esirgediğimiz şefkati, merhameti, hüsnü zan-ı hangi yol ayrımında çarçur ettik? Ömer’in adaletini bu kadar dillendirip, onu anlatıp ve onu örnek gösterip neden onun hizasından uzaklaştık. Zor olsa da kendimize bir dönebilsek, uzak sandığımız içimizdeki cehennemi, cennete çevirebilsek. Payımıza düşen bütün hataları önümüze koyup, ‘ah bu ben!’ diyerek kendimize sadece hayıflanmadan kendimizi hesaba çekebilsek, ne güzel olur! Belki içimiz düzelirse, dışımız da güzelleşir.

10- "Birinin gönlünü incitmişsen, bil ki bir gün sen de incineceksin."| Sadi Şirazi

Gönüller yapmanın yolu nereden geçer? Nasıl gönüller yapılır, nasıl kırıklıklar tamir edilir belki de en çok üzerine çalışılacak konuların başında geliyor. Etrafınıza bakın şöyle en yakın arkadaşınızla bile en fazla kaç konuda birbirinizi kırmadan, incitmeden konuşabiliyorsunuz. Birbirini dinleyen, anlayan ve birbirinin farklılığına rağmen ortak paydalarını artıran insanların çoğalması incinen yanlarımızı, gönüllerimizi iyileştirecektir.

Her geçen gün daha çok birbirimize kızıyoruz. Birbirimiz ile ilgili hüsnü niyetimizi kaybediyoruz. Eskiden (gerçi böyle bir şeye inanmasam da) sporun vb. birleştiriciliğinden bahsediliyordu şimdi sanki yarışan spor kulüpleri değil de soğuk savaş döneminin ülkeleri gibi. Herkes bir diğerini yok etmek istiyor gibi. Bu kadar basit konular bile kırıp döküyor. Yeterince kırılıp döküldük biraz derlenip toparlanmaya ihtiyacımız var. Rahmetli Adnan abi, Yunus Emre’nin şu dizelerini çok (Allah rahmet eylesin) sık sık kullanırdı; “Ben gelmedim kavga için / Benim işim sevi için / Dostun evi gönüllerdir / Gönüller yapmaya geldim.” Gönüller yapmak, bir gönlü incitmekten imtina etmek ne güzel. Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?