DIŞ GÜÇLERDEN ÖNCE

Nasıl bir dünyada yaşadığımızı görmek istiyorsak etrafımıza yakından uzağa doğru bakmamız yeterli olacaktır. Ne gördüğümüz aşikâr; baskı, zulüm, işgal, gözyaşı, açlık ve yoksulluk. Günümüz dünyasında ırkçı emperyalizmin bilim ve teknoloji sayesinde gücü elinde bulundurduğu bir dönemde yaşıyoruz. Güçlülerin kendi menfaatlerine yönelik kurdukları sistemde, insanlık bir avuç azınlığın elinde köleleştirilmeye çalışılıyor. Yani mevcut sistemin tüm çarkları ırkçı emperyalizmin menfaatine hizmet ediyor.

Bu sistemde insanların büyük çoğunluğu en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. İnsanlık bu sömürü çarkının içerisinde ömür tüketiyor. Her şey bir avuç azınlığın menfaati için yapılıyor. Herkes bu azınlığın mutfağına erzak taşımakla meşgul. Ve bunlar kurdukları bu sistemin bozulmasını istemiyorlar. Bunun için darbelere, suikastlara, ambargolara, işgallere ve savaşlara gerektiğinde rahatlıkla başvurabiliyorlar.

Dünyanın tümünde gördüğümüz bu vahim durumu özellikle isminin kökü barış anlamında olan, adaleti ve merhameti esas alan, hakkı ve haklıyı her şeyin üstünde tutan, komşusu açken tok yatmayın diyecek kadar duyarlı olan bir dinin yoğunlukta olduğu coğrafyada olması ayrıca manidardır. Mezhep çatışmaları, iç savaşlar, zulüm, hak ihlalleri, hukuksuzluklar, yoksulluk ve açlık bu coğrafyanın kaderi değil ama buralarda yaşayan insanların bir gerçeği olmuştur.

Bu kaos ortamının kaynağını ararken faillerin ve olayların çok boyutlu olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Suçlu aramadan önce kötülüğün nasıl bünyeye sirayet ettiğinin de düşünülmesi önemlidir. Bu yüzden bu coğrafyada olup bitenleri sadece dış güçlerle izah etmek doğru bir yol değildir. Elbette yukarıda ifade ettiğimiz gibi ırkçı emperyalizmin emelleri ve bu emellerin gerçekleştirilmesi için yaptıkları malum. Fakat bunun sorumlusu ırkçı emperyalizm olduğu kadar, belki de ondan daha çok bu coğrafyanın ümerası ve ulemasıdır.

Cezayirli fikir adamı Malik b. Nebi’nin sömürülmeye müsait olmak üzerine söyledikleri aslında bu durumu işaret ediyor. Ona göre, sömürmek kötü bir şeydir ama asıl kötü olan sömürülmeye müsait olmaktır. Kötülüğe fırsat sunması bu coğrafyanın asıl sorunu olsa gerek. Malik b. Nebi’ye göre yapılması gereken ilk şey sömürülebilir olmaktan kurtulmaktır. Bunun yolunun dış güçlere parmak sallamaktan geçmediğini yakın tarihimizde gördük/görüyoruz

Aydınlarınız fikir üretmiyorsa, akademisyenleriniz ilim üretmiyorsa, mühendisleriniz teknoloji üretmiyorsa, yöneticileriniz siyaset üretmiyorsa nihai sonuç olarak başkalarının fikrine, ilmine, tekniğine ve siyasetine maruz kalacaksınız demektir. Hem fikri tembelliğimiz hem de fiili tembelliğimiz bu coğrafyayı kurtlar sofrasına meze yapıyor.

Biraz içe dönük sorgulamalar yapmamız gerektiği görünen bir gerçek. Küresel güç deyince ABD, hak ve özgürlükler deyince Avrupa, üretim deyince Uzakdoğu aklımıza geliyorsa kendimize dair eleştirileri gündemimize almamız şart. Bu içe dönük eleştiri ne ırkçı emperyalizmin yaptıklarını meşru kılar ne de onların stratejilerini dikkatimizden kaçırır. Aksine kendimize dönük her iyileştirme ırkçı emperyalizmin gayretlerini boşa çıkaracaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?