Reklamı Kapat

Koronavirüs Çincesi

Türkiye halkı olarak merakla ve ilgiyle izliyoruz. Her gün yeni rakamlar açıklanıyor. Ölenlerin sayısı ayrı söyleniyor vaka sayısı ayrı. Yaklaşık birbuçuk milyar insan içinde ölenlerin sayısı fazla bir yekûn tutmasa da ibretle birlikte ilgi artıyor. Dahası işkencesiyle bilinen bir ülkenin vatandaşlarının salgından telef olması izleyenlere tuhaf bir şekilde ‘oh olsun’ deme gerekliliği veriyor. Öte yandan bu bir biyolojik silah mı ve biyolojik saldırı mı yapılıyor sorusu da akla geliyor. Ülkemizde çoğunluk, koronavirüsün ABD’nin Çin’e karşı kullandığı biyolojik silahı olduğuna inanıyor. Buna kanıt olarak da ABD’nin Çin’e karşı ticaret savaşını kaybettiği için biyolojik silaha başvurduğu söyleniyor. Her ne söylenirse söylensin koronavirüs Çin’i sarsmaya devam ediyor. Soru şu; koronavirüse karşı çağdaş bilim ne yapıyor? Hani Batılıların ve ülkemizdeki Batılılaşma taraftarlarının taparcasına savunduğu çağdaş bilim, koronavirüs karşısında ne yapıyor?

Çin’de ortaya çıkan koronavirüs karşısında Batılılar ne mi yapıyor? Güya bilimsel verilerden başka hiçbir şeye inanmayan işkenceci Çin düzeni ne mi yapıyor? Koronavirüse karşı karantina uygulaması yapıyor. Hani çağdaş bilim? Nerede Batılılar? Nerede Batıcılar? Karantina uygulaması dünyada en ilkel yöntemdir. Bu ilkellik karşısında nerede çağdaş bilimciler nerede somut olmayan hiçbir şeye inanmayan çağdaş akılcılar! Hani her şeyi çözerdi bilim! Hani her şeye ışık saçardı akılcılık! Bilimci ve akılcı Çin düzeni koronavirüse yakalanmış ya da yakalanma ihtimali olan insanlara yani vatandaşlarına karantina adında Çin işkencesi uyguluyor. Biliyorsunuz Çin işkencesi dünyaca bilinen bir işkence türü. Günümüzde Doğu Türkistanlı Müslüman Türklere uygulanıyor. Elbet karşılığı olacak.

Ülkemizdeki Batılılaşma taraftarlarının Müslüman zihniyetini iğreti göstermek için kullandığı ifade olarak “Ortaçağ karanlığı” dediği dönemde Avrupa’da, bazı hastalıklara yakalananları ya yakarlarmış ya da ıssız bir adaya götürüp bırakarak ölüme terk ederlermiş. Ortaçağ karanlığı İslam dünyasında değil Hıristiyan Avrupa’da yaşanmıştır ki halen de devam ediyor Avrupa’da. İçindeki yolcularda koronavirüs olabilir korkusuyla Japonya ve Çin’in kabul etmediği gemi, günlerce bekledikten sonra yolcularıyla birlikte Kamboçya’ya adeta sığındı! Ortaçağ’da Avrupalıların yaptığını günümüzde çağdaş bilimci ve akılcı Çinlilerle Japonlar yapıyor! Ülkemizde “muasır medeniyet” diye ulaşılması gereken medeniyet olarak dayatılan vahşi Avrupa daha kapsayıcı bir şekilde söylersek vahşi Batı, bundan beşyüz yıl önce ne idiyse günümüzde de odur. Kapsayıcı dememizin nedeni Çin ile Japonya Uzakdoğu’da yer alsa da Avrupalılaşma zihniyetine sahip olmalarından dolayı Batı kavramı içinde yer almaktadır. Batı/Batılılaşma insanı yaşatma değil insanı ölüme terk etmedir. Dün ıssız adaya bırakılan hastalarla bugün silah zoruyla karantinaya alınan hastaların ne farkı var. Her ikisi de ölüme terk ediliyor.

Halen bir ilaç bulunamadı koronavirüse. Acaba bulunamadı mı bilerek mi bulunmuyor. Her ne kadar Çin, Japonya ve Rusya’da bilim adamları koronavirüse karşı ilaç geliştirmeye çalışıyorsa da hâlihazırda henüz bir ilaç yok ortada. Akılcı ve bilimci Batı dünyası, koronavirüs karşısında aklını ve bilimini kaybetmiş durumda. Aklını ve bilimini Müslüman coğrafyaları işgal etmek için olmadık silahlara yoran Batı dünyası, vicdanını kaybetmiş yarı hayvansı bir varlık olarak dünya cehennemine odun taşıyor. Böyle bir zihnin yarattığı insan tipi örneğin Çin’de vahşi hayvanları diri diri yerken aynı vahşeti koronavirüse yakalanmış kendi insanlarına göstermekten çekinmiyor. Güvenlik güçleriyle şehirlerin etrafı çevrilerek kendi insanlarını zorla karantina altına alıyor. Koronavirüs ABD tarafından üretilmiş bir biyolojik silahsa eğer aynı zihniyetin insanı diri diri yeme vahşeti gerçekleşiyor. ABD Başkanı ABD’nin süpersonik silahları olduğundan bahsetmişti değil mi.

Koronavirüs kitlesel ölümler gerçekleştiren bir silah mı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?