Reklamı Kapat

Bir fotoğraf bir umut

Modern dönemlerde ifade biçimleri değişti. İnsanlık tarihinde, fotoğraf ve sinema yazıyı gölgede bırakırcasına yeni ifade biçimleri olarak yerini aldı. Toplumumuz, bu değişik ifade biçimlerini anlama ve yorumlama hususunda eğitim sahibi olmasa da herkesin bir söyleyeceği var. Söylenen şey hakaret yahut iftira içermediği sürece insanın özgülüğüne dayanıyor. Sözü fazla uzatmayayım. Bu yazımda sosyal medyada da konu olan bir fotoğraf üzerine sesli düşünmeye çalışacağım. Bahsettiğim fotoğraf karesi Kudüs Mitingi’ne ait. Protokolün tamamın içinde bulunduğu fotoğraftan bahsediyorum. Yani ev sahipliğini Saadet Partisi’nin yani Temel Karamollaoğlu’nun yaptığı sağında ve solunda CHP, İyi Parti,  Gelecek Partisi, Hüdapar ve Demokrat Parti gibi siyasi partilerin bulunduğu fotoğraf karesi.

Peşinen söyleyeyim bu yazıda muhakkik bir tavır sergileyeceğim. Ne demek muhakkik tavır? Özetle olası ihtimallerin tamamının bir an için gerçek olduğunu düşünüp iddiaların dayandığı temel argümanları ortaya koyacağım ve bunlara cevap vereceğim. Fotoğraf hakkındaki iddialara geçmeden fotoğrafı netleştirmemiz gerekiyor. Müsaadeniz ile başlayalım.

Fotoğrafın Netleştirilmesi

1. Fotoğrafın ev sahibi Saadet Partisi’dir. Şu bir gerçek ki bu fotoğraf ancak böylesine köklü bir yapının ve aynı zamanda fikri bir hareketin çatısı altında verilebilirdi. Bu çatı olma özelliği herkes için önemli bir imkânı barındırıyor. Her imkân gibi ciddi risklerde var tabi dolayısı ile ilkesel olanı kaybetmek çatının dayanaklarını kaybetmek anlamı gelir.

2. Mekânın sahibi olmak fotoğrafın merkezinde olmayı gerekli kılmaz. Zira siyaset açısında bu fotoğrafın merkezinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun uzun yıllardır takip ettiği bir politika var. Yani fotoğrafın merkezinde Millet İttifakı var. Daha açık bir ifade ile CHP’nin benim tabirimle “Anadolulaşma gayreti”, muhaliflerin tabiri ile takiye yapıp sağa ve İslamcılara “şirin görünme” gayreti var.

3. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu politikaları takip edebilmesinin fikri dayanakları arasında belki de en önemlileri arasında Temel Karmollaoğlu Bey’in medeniyet, devlet, millet ve ülke okuması bulunuyor. Temel Bey ülkenin normalleşmesi gerektiğine kendi ifadesi ile kucaklaşması gerektiğine ısrarla savunuyor. Ve bunu başaramazsak ülkenin büyük bir riskle ve kargaşa ile karşı karşıya kalacağına inanıyor. Özetle Temel Bey, temel meselelerde her kesimle ittifak içerisine girilmesi gerektiğini bunun esasında “Türkiye İttifakı” olması gerektiğini söylüyor ve bu minvalde çalışmalar yürütüyor.

4. Ayrıca bu fotoğrafa Ahmet Davutoğlu’nun katılması Millet İttifakı’nın bir başarısı olarak görünmelidir. Zira Cumhur İttifakı’nın en önemli figürlerinden birisi öyle ya da böyle Millet İttifakı saflarına katılmış durumda.

5. İyi Parti adına katılan Sayın Genel Başkan Yardımcısı ve İl Başkanı ise Millet İttifakı’nın en zayıf yönünü temsil ediyor gibi. Bu durum zayıflık anlamına gelmeye de bilir. Zira ittifak içerisinde bağımsız hareket imkânını zorluyor İyi Parti. Çünkü ittifakın örtülü ortağı kabul edilen HDP’nin durumunu ne kabullenebilmiş ne de meşru bir zemine oturtabilmiş durumdalar.

6. Fotoğraf karesinde Hüdapar ve Demokrat Parti’nin bulunması ise hele hele Hüdapar ile CHP’nin aynı safta bulunması bence fotoğrafın en çarpıcı yönlerinden biridir. Biri geçmişinde jakoben laiklik ideolojisinin temsilcisi diğeri ise Hizbullah’ın siyasi ve entelektüel kanadı. Bu iki kavramın bir araya geleceğini hayal etmek sanırım yakın zamana kadar mümkün değildi.

7. Fotoğraf karesinde Sayın Gül ve Babacan’ın bulunmaması, kuracakları olası yapının yerleşik siyasi kavramların ötesinde bir pozisyon alma çabası olarak görülebilir. Yani iki ihtimal var. Birincisi, siz çalışın biz sonra geliriz diyen çekingen yaklaşım ki bunu son cumhurbaşkanlığı seçiminde Sayın Gül’de gördük. Sıfır riski bile alamadı. İkincisi, Babacan ve ekibi hem küresel sermayenin baronları ile ters düşmemeyi hem de kısır politik kamplaşmalara müdahil olmamayı seçmiş olabilir. Şu unutulmamalı ki kimse kimseye durup dururken hazır bir pozisyonu vermez.

8. Fotoğrafta AK Parti ve MHP’nin olmaması ise şaşırtıcı değil. Eksik mi evet, önemli bir eksik hatta fotoğrafın anlamını riske edebilecek kadar bir eksiklik. Ancak iktidarın miting yaptığı nerde görülmüş diyesim var amma ne yazık ki bunu da gördü bu gözler.

Fotoğrafın İktidara karşı kurgulandığı ve Filistin davasının bu meseleye alet edildiği bu bağlamda fotoğrafa yapılan eleştiriler var. Bu eleştirire cevap vermeden önce eleştiri yapanların eleştirilerini alıntılayalım.

Bu iddianın sahipleri;

1.  Bu fotoğrafın gelecekte bir seçim yatırımı olduğu aslında orada bulunanların Filistin hakkında aynı şeyleri düşünmediğini savunuyorlar.

2. Bu çok bilinmeyenli denklemin yurtdışı kaynaklı planlandığını ve tırnak içerisinde “milli ve yerli” iktidarın devrilmesinin evresi olduğunu iddia ediyorlar.

3. Bu bağlamda kendilerine yakın gördükleri Saadet Partisi’nin bu plana alet olduğu ve bunun Milli Görüş kodları ile uyuşmadığını iddia ediyorlar.

4. CHP’nin hiçbir şekilde jakoben kafasından daha anlaşılır bir şekilde 28 Şubat kafasında vazgeçmediğini yine tırnak içerisinde “Müslümanların” iktidardan uzaklaştırılması durumunda aynı süreçlerin yine yaşanacağını söylüyorlar.

İddia Sahiplerine Verilebilecek Cevaplar:

1. İddiaya Cevap: Siyasetteki her hamle seçim yatırımıdır. Muhalefetin Türk dış politikasındaki hataları eleştirmek hususunda birleşmesi kadar doğal bir süreç yoktur. Şimdi birileri, “İyi de bu hataların sebebi Davutoğlu değil mi?” diyebilir ki bu biz buna şöyle cevap veririz: “Eğer iddianız doğru olsa idi Davutoğlu iktidardan uzaklaştırıldığı günden beridir dış politikamızın düzelmesi gerekirdi ki dış politikanın daha vahim haller aldığını görmekteyiz. Demek ki sorun bir kişi değil top yekin hükümetin dış politika yaklaşımlarıdır.” Ayrıca mesele Filistin hakkında ki görüşlerin yahut İsrail hakkında ki görüşlerin ne olduğu değil mesele hak, hukuk ve adalet kavramları etrafında bütünleşebilmenin imkânıdır.

2. İddiaya Cevap: Herhangi bir oluşama yurtdışı kaynaklı demek eğer makul ve doğru ise, hala kendisinden beslendiğiniz ve kendisine atıf yapmakta şerefyap olduğunuz Necmettin Erbakan’ın sağlında AK Parti’nin kuruluşu hakkındaki beyanları ortadadır. Yurtdışı projesi olmak ne demektir diye merak edenlerin kendi kısa tarihlerine bakmaları kuruluş evrelerinde ki fotoğrafları incelemeleri yeterlidir. Bir kişi, “Efendim kuruluş aşamasında güçlenene kadar işbirliği yaptık yani onları kullandık” der ise bu kişiye, “Bu fotoğrafta bulunanlarında aynı mihrakları bu fotoğrafın zemin bulması için kullanmadıklarının delili nedir?” diye sorarız.  Ayrıca sizlerin ifadesi ile ülkenin içine düştüğü varlık ve ekonomi cihetinden beka meselesi süreç içerisinde kimin kimi kullandığını ya da daha çok kullandığını göstermek için yeterli bir gösterge olsa gerek.

3.  İddiaya Cevap: Ahir ömründe Erbakan’ın AK Parti’nin seçim yolu ile iktidardan gönderilmesi hususun da yaptığı çalışmalar herkesçe malumdur. Bu ittifak görüşmelerinin canlı şahitleri halen hayattadır. Muhtemelen Erbakan Hoca yaşasa idi bu fotoğrafın içerisine daha geniş bir fikri manzume katmak için uğraşacaktı. Bu iddia, Erbakan’ın fikri dünyasına, AK Parti’ye karşı verdiği mücadeleye şahit olanlar tarafından ittifakla dile getirilmiştir. Birileri, “Efendim Erbakan’ın oğlu İzmit’te miting yaptı dolayısı ile varisleri siz gibi düşünmüyor” der ise kendisine, “Siyasette ve fikri birliktelikte nesepten olana değil yoldan olana evlat denir” deriz.

4. İddiaya Cevap: Bu iddia felsefi olarak geleceğe dair bir önerme, dini olarak ise kehanettir. Biz ana ve zahire göre hükmederiz. Yani işin sonunda CHP jakoben bir tavra dönmesi muhtemeldir. Hatta bu satırların yazarı olarak bu şüphem her zaman vardır ve her gün artmaktadır. Çünkü CHP’nin fikri kökenlerinde bulunan jakoben tavır duruş ile değil varlık kavrayışı ile alakalıdır. Daha açık bir ifadesi ile hâlâ CHP’nin Anadolulaştığına inanacak bir düzlemin varlığından bahsedemeyiz. Ancak hangi tarafta olursa olsun radikal ve kendi yaşam biçimlerini birilerine dayatan bütün grupların, Anadolu tecrübesini esas alarak birlikte var olanın imkânını arama ihtimalleri dahi bu riski yani jakoben bir CHP ile sonra hesaplaşma riskini almaya değer. Bu ülke sağcısı ile solcusu ile İslamcısı yahut ateisti ile “bu ülke” olarak var olacak ve var olmaya devam edecektir. Her konuda anlaşılamasa bile yahut herhangi bir mesele hakkında farklı çözüm yollarına sahip olunsa bile birlikte “biz çözüm” üretmek zorundayız. Adalet, Hakkaniyet, Hukuk, Liyakat, Ötekileştirmeme, Bağımsızlık, Yaşanabilir bir Türkiye istemeyen yok. Nasıl olacağı konusunda ittifakı yakalamak zordur ancak tarihi tecrübemiz bize şunu göstermektedir ki gelecek ancak “ortak aklın” ve “ortak vicdanın” inşası ile mümkün olacaktır. Devlet aklının sağı, solu, dini, cemaati ve ırkı olmaz. Zira devlet bütün bileşenlerin inşa ettiği ve bütün bileşenlerin içerisinde anlam bulduğu bir yapıya ve akla sahip olmak zorundadır.

Sonuç:

Bu fotoğraf büyük bir imkânı buna mukabil küçük bir riski barındırıyor. Barındırdığı risk, günün sonunda CHP zihniyetinin jakoben tavra geri dönmesidir. Diyelim döndü ne olabilir? En erken seçimde bir daha milletin yüzüne bakamayacak şekilde kenara atılır. Barındırdığı imkân ise bütün oluşumların tekrar Anadolu kodlarına dönmesidir. Bu kodlar; dinden, tarihten ve ırklardan beslenen ancak asla dini, tarihi ve ırki bir ufukla sınırlı olmayan ortak aklın kodlarıdır. Bu kodlara dönüş şahsım adıma bir umuttur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Yusuf Kenan - gel de bu yazının %98,5'na katılma. %98,5 yüreğine sağlık :)

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Şubat 09:31

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?