Reklamı Kapat

Devletin dini laiklik mi?-3-

Laikliğe aykırılıktan mahkûm olan gayrimüslim vatandaşımız var mıdır?

* Halkın iradesinin önünde, üstünde hangi irade ve güç var?

* Din ve vicdan özgürlüğü İslam’da zaten vardı. Bu anlamda laikliğe ihtiyaç yoktu ki... Dinin tahrifi, istismarı da yasaktı. Her inanç, kimlik tevhit egemenliğinde bir arada barışık yaşayabiliyorlardı. Tahakküm yoktu. Ötekilerin temel hak ve özgürlükleri yok sayılmıyordu. İspanya/Endülüs, Balkanlar ve Kudüs tarihi örnekleri gizli değildir...

DİB/DİYK ezelde Allah-u Teala’ya verdiği “kulluk sözleşmesi” ile laik devletin kendisine verdiği vatandaşlık/memuriyet tercihine zorlanmaktadır. Çünkü genellikle kulluk ve vatandaşlık çelişmekte, çatışmaktadır.

* Diyanet, görüşlerini/fetvalarını İslam dinine göre mi, laiklik dinine göre mi verecek? DİB, bağımsız mı? Ne ile bağlı/bağımlı? Laiklik, dini de devleti de bağlamış, esir almıştır. DİB’i de CB’yi de bağlıyor. Bu bağdan kurtulmadıkça da bu sıkıntılarımız bitmez.

DİB’in görev alanını laiklik belirlemiştir. “Kulluk memuriyetiyle” “vatandaşlık memuriyeti” çatıştığında (zaten çatışıyor) ne olacak? Hangisi seçilecek?

Cumhuriyet’ten itibaren ilahi/İslam hukuku terk edilerek, batılı/beşeri/laik hukuk iktisap (kopya) edildi. Böylece tevhidimizi (kulluk sözleşmemizi) çözerek, bozarak Allah-u Teala’nın mülkü yeryüzünde O’nun (c.c.) rızasına/hükümlerine uygun yaşama/itaat yerine; insanların egemenliğine /tahakkümüne girmiş, Rahman’ın yolundan tağutların/şeytanın yoluna/egemenliğine girmiş olduk. (Fatiha’da her iki yol zikrediliyor. Girmemiz gereken yol ile yasaklanmış öteki yollar.)

“Hakkında açık nas olan hususlarda içtihat da fetva da aranmaz, olmaz.”

* Diyanet de laik devletin fetva kurumu mu, İslam’ın fetva kurumu mu? Hangisi? Fetvayı hangisine göre verecek? İkisi zıt olduğunda?! Laikliğe dini kılıf mı, dine/İslam’a laik bir kılıf mı biçecek? Laik devlet, fetva sorar mı?

* DİB, laik devlete dini kılıf hazırlama kurumu değildir; olmamalıdır. Ne yazık ki, devlet DİB ile hem dini (İslam) denetleyebiliyor hem de dönüştürebiliyor, daraltabiliyor...

* Her şey laikliğe, demokrasiye göre değerlendiriliyorsa ölçülüyorsa; uygunluk da aykırılık da değer ölçüsü/ kriter olarak alınıyorsa bunlar “din”dirler.

* Laik devlet din sömürüsünden, din reformundan/tahrif ve ifsadından vazgeçmeli. Dinden elini çekmeli. Özgür ve bağımsız kalmalıdır. Laikliği de ya kaldırmalı, ya “din ve vicdan özgürlüğü” tanımını yapmalı. Ülkemizdeki azınlık dinlere tanınan hak ve özgürlükler Müslümanlara da tanınmalıdır. Devlet, dinle savaşmaktan vazgeçmelidir. Dini siyasete alet etmemeli. Farklı din ve mezhep mensuplarına kendisi de müdahale etmemeli, bunların birbirlerine müdahaleleri de önlenmelidir. Hepsine eşit mesafede durabilmelidir.

* Siyasi, dini temsilciler yöneticiler tağutluktan/rabblıktan/ilahlıktan vazgeçmelidirler. Kutsanmamalıdırlar. Onlar “dinlerarası diyalog”, “tarihsellik”, “güncellemeci” anlayışlarından vazgeçmelidirler.

* İnsanlar Allah-u Teala’nın iradesine, rızasına, hükümlerine göre mi (tevhit) yaşamayı seçecekler, yoksa demokratik, laik ilke ve kuralları koyan tağutları mı rab edinecek/onlara kölelik yapacaklar? Kullukla vatandaşlık ne zaman uyumlu olabilecek?

* Ulema, Hakkı üstün tutmalı, gizlememeli, ayetleri dünyalıklara satmamalı, haramlara kılıf hazırlayıp hakkı batıla karıştırmamalı.”Bel’am” hatırlanmalı... İbret almalı. Siyasileri yanlışlarında uyarabilmeli...

* İslam kendisini teklif ediyor/sunuyor; dayatmıyor/zorlamıyor. Laiklik ise kendisini dayatıyor. İslam ile sadece Allah-u Teala’ya (kulluk/itaat) bağlanıyoruz. O’ndan başka veya O’nunla birlikte hiçbir şeye, kimseye bağlanmıyoruz.

Laiklik ve demokrasilerdeyse tağutlara, insanlara, ideolojilere itaat, bağımlılık (kullara kulluk) söz konusu...

* Haramları/yasakları helal, helalleri de haram koyma/sayma yetkisi hiçbir kimseye verilmemiştir. Bu, şirk olup, en büyük, affedilmez günahtır. Ne siyasi iktidarda, ne de ilmi/dini makamlarda böyle bir yetki yok.

Hayatımızda eğitim ve öğretimde dinin yeri ne kadar ise, bizim Müslümanlığımız da o kadardır. Laik eğitim çocuklarımızı alıp, deist, ateist, terörist, kişiliksiz, kimliksiz yapmıyor mu?

* Allah ve Resulü bir konuda söz söylediği, hükmettiğinde müminlere düşen “işittik, itaat ettik”, “lebbeyk/buyur” demektir. Haydi hep birlikte tevbelerle, istiğfarlarla “Allah ve Resulünün bize hayat veren çağrısına (Kur’an ve sünnete) icabet etmeye...” Vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Can Dere - O zaman zinayı serbest birakanlarin vay haline.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Şubat 22:00

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?