Reklamı Kapat

Kardeşlik ama nasıl?

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İstenen iman ve dava kardeşliğidir. Yeni bir saadet dünyasını kurmakla mükellef Müslümanların aralarında ikame edecekleri tek şey, iman ve dava kardeşliğidir. Dünyada ve ahirette velimiz ve rabbimiz olan Allah; “Ancak müminler kardeştir” esasını koymuştur. Bu esastan sonra mümin kullarına bir de, “Öyleyse müminler arasında çıkabilecek anlaşmazlıklara seyirci kalmayın kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah’tan ittika edip sakınınki, merhamete lâyık olabilesiniz” emriyle ıslah görevini vermiştir. İslam düzeninde kardeşlik, tamamıyla iman temeline dayanmaktadır. Yeryüzünün neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar, hangi dili konuşuyorlarsa konuşsunlar, hangi kavme mensup veya hangi renge sahip olurlarsa olsunlar “bütün müminler” ancak birbirlerinin kardeşidirler. Müminler, bu kardeşliğin gereği olarak tek bir “cihat emiri” etrafında toplanıp insanları hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülüğü men eden tek bir ümmettirler. İman edenler batılda değil, itikat ve düzen olarak İslam’da ittifak ederler. İman edenler için, hak ilah Allah, Kitap ise, sadece Kur’an’dır. Kitabı bize ulaştıran, tebliğ ve telkin eden, ahkâmını öğreten ve hayata ikame eden peygamber ise Hz. Muhammed’dir. Mücadele 22: “Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman eden hiçbir şuurlu kavmi; Allah’a ve Resulüne (emrettikleri hak ve adalet esaslarına ve düzene) başkaldıran kimseleri -bunlar kendi öz babaları, oğulları, kardeşleri ve akrabaları bile olsalar- sevip dost edindiğini göremezsin. İşte onlardır, Allah’ın, kalplerine imanı nakşettiği ve kendi katından hayat verici bir vahiyle desteklediği bahtiyar müminlerdir…” Bu ayette bildirilen hususlar iman kardeşliğinin esaslarıdır. Tefrika; kardeşliği bozduğu için haram kılınmıştır. İman kardeşliği, ayrışmayı değil, iyilik ve takvada birleşip yardımlaşmayı sağlar. İman edenler hak yolda ittifak eder, inanmayanlar ise tefrika yaparak yolunu ayırırlar.

KARDEŞ OLMAK

İman kardeşi; arkadaş ve sadık dost olmak, sevinçte ve kederde beraber olmayı göze almak, sevmek, saymak, güvenmek, merhamet etmek, yardımlaşmak ve dayanışmak demektir. Bunlar olmadan kardeşlik iddiasının bir anlamı olmaz. İman kardeşliği, bütün bunları içeren bir muhtevaya sahiptir. Muhacir ile Ensar’ın kardeşliği iman ve dava kardeşliğinin en mükemmel örneğidir. Medineli Ensar, Mekkeli Muhacir kardeşinin nefisini, kendi nefislerinden daha aziz tutmuş, onu hiçbir konuda yalnız ve yardımsız bırakmamıştır. Onlar böyle oldukları için, fatih olup bütün cihana hükmetmişlerdir. Hz. Ali kardeşlik için şöyle demiştir: “Senin hakiki kardeşin seninle beraber olan, sana yararlı olmak için kendi nefsine zarar vermeye razı olan, zamanın felaketleri kapını çaldığı vakit, senin dağınık durumunu derlemek için gerektiğinde kendi derli toplu durumunu dağıtan kimsedir.” Müminler kardeşlikte ve dostlukta tıpkı kısımları birbirine geçmiş mükemmel ve sağlam bir bina veya bütün unsurları ve zerreleriyle birbirine bağlı bir vücut gibidirler. İman ve dava kardeşliğinde mükemmel olan bir topluluk Allah’ın inayetiyle fethe ve iktidara muvaffak olur. Bizler aramızda “bir mümin kendi için arzu ettiğini mümin kardeşi için de arzu etmedikçe hakiki mümin olamaz” esasını ikame edinceye kadar, hiçbir lütfa mazhar olamayız.

KARDEŞLİĞİ BOZAN ŞEYLER

İman ve dava kardeşliğini bozan şeylerden bazıları şunlardır. 1. Kötü zan; kardeşini imanı ve davası için zararlı görmek. 2. Kusur araştırmak veya uydurup iftira etmek. 3. Kendisini, yakınını, gurubunu üstün görüp diğerini hakir görüp aşağılamak, ayıplamak, köle muamelesi yapmak. 4. Gıybet, dedikodu ve kulis yapıp arkadan çekiştirmek, zehir kovası taşıyıcılığı yapmak.5. Kötü ve aşağılayıcı sıfatlar ve lakaplar takarak itibarsızlaştırmak. 6. Kin, nefret ve haset gibi duygulara sahip olmak.7. Grupçuluk, davada tekelcilik, benmerkezcilik gibi kötü hasletlere sahip olmak. Müminlerin birbirine düşmesi veya düşürülmesi ancak bu yollarla mümkün olabilmektedir. İmanda ve davada kardeşlik ruhunu yeniden canlandırmak, müminlere kaybettikleri kuvveti yeniden kazandırmak, ancak kardeşliği bozan şeylerin ortadan kaldırılmasına bağlıdır.

İMAN BİRLİĞİ

İtikat ve şeriat olarak İslâm’ın toplumsal etkinliği, başından itibaren inanç birliği etrafında yoğunlaşan manevi kardeşlik duygusu olmuştur. Irkçılıktan kaynaklanan farklılaşma ve çatışma eğilimleri yok edi¬lerek yerine, Kur’an’da bildirilen inanç ve ilkeler birliğine dayalı bir kardeşlik ruhu konulmuştur. Milli Görüş hareketini diğerlerinden ayıran en önemli fark, bu sağlam kapıyı tutmuş olmasıdır. Saadet Partisinin her turlu taassuptan uzak tutumunun toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulması, benimsediği bu kardeşlik ruhudur. Batı cahiliyesinin ülkemizde körüklediği etnik ve mezhepsel çatışma eğilimlerinin Türkiye’yi telafisi zor bir felaketin kenarına getirdiği bir zamanda Saadet Partisi’nin ortaya koyduğu ilkeler, gönüllerde barış ve kardeşlik duygularını yeniden ihya etmiş ve ülke bu sayede rahat bir nefes almıştır. Bu süreçte bütün kesimler, Kur’an’ı getirdiği esasları; adaleti, dürüstlüğü, liyakati, samimiyeti, emanet duygusunu, iktisadı, adil paylaşımı, barış ve kardeşliği yeniden okuma imkânı bulmuştur.

DOST VE DÜŞMAN

İnsanın insandan daha büyük dostu yoktur ama kendisinden daha vahşi bir düşmanı da yoktur. İnsana düşmanlık eden insan şeytanları, cin şeytanlarından daha vahşi ve tehlikelidir. İnsan; şeytanlaşıp vahşileşince, hiç bir yaratık onunla yarışamıyor. İnsan¬ların işlediği toplu katliam ve benzeri vahşetleri, vahşi hay¬vanlar izleseler her halde bu dünyadan terki diyar ederlerdi. İnanalar, birbirlerinin ve Allah’ın dostudurlar. İnanmayanlar ise şeytanın dostudurlar. Kur’an’ın; kardeşlik, dürüstlük ve ülfet gibi kelimelerini o kadar eskittik ki bize, dostluğun yerini düşmanlığın alması hiç de şaşırtıcı gelmiyor. İtikat ve şeriat olarak amacından uzaklaşmış bir insan, el uzattığı her¬ şeyi bozmaya devam ediyor. İslamsız saadet olmuyor. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Zeliha Avsar - Allah razı olsun hocam

Rabbim ayaklarımızı sabit kılsın

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Şubat 22:39

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?