Reklamı Kapat

Dayanışma

YORUM: “Önce anlaşamadığımızda bir anlaşalım!”

İnsanı kendi ayakları üzerinde tutamayan anlayış, ülkeyi de kendi ayakları üzerinde tutamaz. O halde; “birliktelikleri ve geniş ölçekli ilişkileri” zayıflatan süreçleri iyi tahlil etmeliyiz. Bu tahlil, “kaynakların yönetimini sorgulama” ile başlar. Bu sorgulama hayata, maddi ve manevi şartları üretecek ve sosyo-ekonomik faaliyetleri yönetecek bir anlam katar. Bu anlam; önce anlaşamadığımızda anlaşmayı sağlar ve beklenen dayanışma burada yatar. Ortak sorunlara ortak çözümler için yapılacak her dayanışma, yeterli ve gerekli gayretle hayatın değerini yeniden ortaya çıkarır.

GÖRÜYORUM: “Asıl kâr, ortak maliyetlerin düşürülmesidir!”

Dayanışmanın önündeki tek engel, “biriktirerek özgürleşileceğine inandırılmak”tır. Bu “kapitalist kâr mantığı, sadece üretim zamanı içerisinde değil, çalışma zamanının dışında da insanı metalaştırır”! İnsanların bilgi, beceri, güven ve işbirliği unsurlarını arka plana iter. Bu yüzden geçim ekonomisinden, hayatta kalma ekonomisine doğru bir geçiş yaşanıyor!

“Dayanışma ekonomileri”, öncelikle kâr olgusunu yerinden etmek suretiyle adaletsizliğin yeniden üretilmesine dur diyebilir. Günümüzde asıl kâr, ortak maliyetlerin düşürülmesidir. Bunun için bilgi ve tecrübeyi yeni bir heyecanla buluşturarak, hayretimizi gayretimize çevirmeliyiz. Çünkü yaşanan her acı reçete, “başkalarının üzerine basarak” yol alınamayacağının bir göstergesidir.

ÖNGÖRÜYORUM: “Gönüllerdekini akıllara taşıma dirayetine ihtiyaç var!”

Dayanışma zor değil ancak kimse zorlamıyor. Hâlbuki insana taşıdığı zorluğu aştıracak tek şey; gayret etme şuurudur. Çünkü adanan insan; “bugünlerin yarınları var” der, ilgi, beceri ve yeteneklere bağlı mücadelesini yaygınlaştırır. Bu mücadele, kardeşliği perçinleyen pratiklerin uygulandığı bir yolda yürümekle şekil alır ve bu yolda yapılan fedakârlıklar renk verir. Böylece her yeni eylem; fonksiyon geliştirir, yeni bir bakış açısı sunar.

Yarınlara olan inancımızı tazelemek adına “sözle eğleme” yerini, “işle eyleme” aşamasına bırakmalıdır. Eylemin gücü ise; bilgilendirme, yetki verme ve davranış biçimini değiştirme ile oluşmalıdır. “İnsan haklarının yerini doğumdan kaynaklanan hakların alacağı bir yeni dünyaya” doğru giderken yapılacak en büyük yatırım, “sorumluluk ve gönüllülük” kapılarını yeniden aşındırmaktır. Gönüllerdekini akıllara, akıllardakini hayata taşıma dirayeti için; “yürünecek ne çok yol var”!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?