Dikkat! Kul Hakkı Yakar

BİR namaz ve abdest ilmihaline olan ihtiyacımız kadar bir kul hakkı ilmihaline de ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda imtihan olduğumuzun farkında mıyız? Efendimiz (s.a.s.) buyuruyor ki: “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir hak varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden evvel o kimseyle helâlleşsin. Yoksa kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm miktarınca sevaplarından alınır hak sahibine verilir. Şayet iyilikleri yoksa, zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir.” (Buhârî)

İlk önce eşlerimiz ve çocuklarımızla oluşan kul haklarının hesabını vereceğimizi biliyor muyuz? Efendimiz (s.a.s.) buyuruyor ki: “Kıyamet gününde ilk olarak erkekle karısı davalaşacaktır. Vallahi kadının dili konuşmayacak ama el ve ayakları kocasına karşı yaptığı fesat ve bozgunculuk hususunda aleyhinde şahitlik yapacaklardır. Kocanın da elleri ve ayakları, karısına yaptıkları hususunda onun aleyhinde şahitlik yapacaklardır. Sonra haksızlık yapanın sevapları zulme uğrayana verilecektir.” (Heysemi)

Kamuda çalışırken bir toplu iğne başı kadar bile olsa kamu malının hesabını tek tek vereceğimizin farkında mıyız? Hayber seferi dönüşü Hz. Peygamberin (s.a.s.) hizmetindeki bir sahabe öldü. Sahabeler, “Şehitliği mübarek olsun!” dediler. Bunu duyan Efendimiz: “Hayır o asla şehit olamadı. Allah’a yemin ederim ki, Hayber günü ganimetlerden ayırıp zimmetine geçirdiği kamu malına ait bir gömlek, ateşten bir çarşaf gibi onu sarmaktadır. Cenaze namazını da siz kılın” buyurdu (Zehebi). Komutanın peygamber, düşmanın Yahudi olduğu bir savaşta şehit olmanın bile kamuda oluşan kul haklarından kurtarmayacağını unutmayalım.

Sırf İslami bir dernekte, teşkilatta, cemaatte, kurumda çalıştığımız, görev aldığımız için insanların bize duyduğu güveni, sevgiyi ve oluşan itibarımızı kullanarak emeğimiz dışında elde ettiğimiz dünyalıkların da hesabının sorulacağının farkında mıyız? Efendimiz (s.a.s.) Ezd kabilesinden bir adamı zekât vergilerini toplamakla görevlendirdi. Bu adam daha sonra, bazı mallarla gelerek Efendimize (s.a.s.) şöyle dedi: “Şunlar size ait, bunlar da bana hediye olarak verildi.” Efendimiz (s.a.s.) ayağa kalktı, minbere çıkarak şöyle buyurdu: “Kendisine görev verdiğimiz bir zekât memuru ne cesaretle; şunlar sizin, şunlar da bana hediye verildi, diyebiliyor. O, ana-babasının evinde otursaydı, kendisine hediye verilir miydi? Allah’a yemin ederim ki sizden hiç biriniz kıyamet gününde; sırtında, böğüren bir deve, bağıran bir sığır, meleyen bir koyunla gelmesin.” (Buhârî)

Komşularımızla aramızda oluşan hakların vereceğimiz hesap listesinin en başlarında olduğunu biliyor muyuz? Efendimiz (s.a.s.) buyuruyor ki: “Allah nezdinde, hıyanetin en büyüğü iki arazi veya hane komşusundan birisinin, diğerine ait bir arşın toprağı kendi zimmetine geçirmesidir. Allah kıyamette bu toprağın yedi katını onun boynuna geçirir.” (Ahmed b. Hanbel)

İnternet ve sosyal medyada oluşan kul haklarının ahirette başımıza bela olan en büyük haklardan olacağının farkında mıyız? Bir başkası ile ilgili hoşa gitmeyecek şekilde yaptığımız paylaşımlar, gıybet, koğuculuk, küfürlü ve müstehcen konuşmalar, telif hakkı olan çeşitli eserleri ve programları izinsiz indirmek, aldatmak, kandırmak, hakaret içeren yorumlar yazmak, küçük düşürücü tweetler atmak, başkasının gizli bilgilerini araştırmak, izinsiz bir başkasının internet geçmişini ve maillerini incelemek, suizanda bulunmak, omuzlarımızda üstesinden gelinmesi zor kul hakkı birikimleri oluşturacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülaziz Kıranşal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

04

N. Gökdemir - Hocam kusura bakmayın da kendimle beraber sizi de katıyorum. Hangi zulme ses çıkardık ki. Yüzbinlercesi hapishanelere doldurulup terörist damgası vurulurken, gözaltında işkenceler yapılırken insanlar haksız hukuksuz işlerinden atılırken hangi minberde bahsedildi bunlardan ya da hangi köşe yazılarında siz değindiniz. En azından üstü kapalı da olsa bu insanlar için adalet istediniz. Maalesef siyasal islamla birlikte memleketin uleması da sınıfta kaldı. Zulme ses çıkartmadıkları için ve ses çıkartanları da şucu bucu diye yaftaladıkları için.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 26 Şubat 11:05
02

Cengiz Akbulut - Ben bir müslüman türk vatandaşı olarak soruyorum kudüs ve mescidi aksa mescidi venebi işgal altındayken islâm alemine cuma namazı farzmı

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 09 Şubat 16:14
03

. - @Cengiz Akbulut 02 nolu yoruma cevabı: cumaya gitmekte problem yok minberdeki verilen hutbelerin tesirsizliğinde asıl problem..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 11:05
01

Ali Ergül - Hocam, Antakya da açım, çocuklarım aç diyerek kendini yakan ve ölen bir kul’un bu halk ve hükümet,devlet tarafında hakkı var mı? Mesela saraylarda kuş sütü eksik hatta cemaat diye tabir edilen sabah akşam Allah ı zikrettiğini söyleyen sözde din adamları hatta diyanet işleri başkanı nın bu ölüm de payı Çar mi? Hatta bu ölümü görmeyen haber yapmayan millet ile dalga geçen sözde müslüman ahalinin durumu nedir?

Yanıtla . 5Beğen . 2Beğenme 09 Şubat 11:55


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Çin'in bulduğu ve Türkiye'de de uygulanacak olan koronavirüs aşını yaptırır mısınız?