Reklamı Kapat

Pasajlar-2

Kierkegaard, “Keder bağra saplanmış ok gibidir; kaçmaya çalıştıkça daha derine saplanan bir ok” der. Nerden bakarsan bak gündemin içinden çıkıp gelen her şey bir düğüm atıyor insanın ümüğüne ve bir ağırlık gibi gelip çöküyor insanın omuzlarına. Belki gördüğümüz resimlerin bize yansımasına bir isim vermek gerekirse “acı” diyebiliriz. Acının çehreye düşürdüğü görüntü ise “keder”dir.

Artık o kadar çok “acı” var ki acı eşiği belki de hiç olmadığı kadar genişledi. Artık hiç kimsenin bir acıyı duyumsayacak eşiği yok. Duymak, anlamak, hissetmek artık bir sözden ibarettir.

5-Iramak

“Yâri ararken yardan ıradım” der, bozkırın tezenesi Neşet Ertaş. Galiba bu mısra biraz bizim hikâyemize benziyor. Hakikati ararken hakikatten ıradık. Bizler uzaklaştık. Kendimizden, düşüncelerimizden, duygularımızdan uzaklaştık. Neyi hedefimize koyduysak ondan uzaklaştık. Son tahlilde o kadar çok değiştik ki başladığımız yerdeki “ben”imize bile yabancı kaldık.

Dert sahibi insanların dertlerinin kendilerinden ibaret olduğunu göreli, dünyanın bir yere gittiğini söylemenin naiflik olduğunu anladık. Aslında dünya bir yere gitmiyordu. Koca koca adamlar dediğimiz adamların aslında birer gölge olduğunu kavradık. Bütün bu kavrayışlar bizi bir uslanmaz derde düşürdü. Dermanı da derdin içinde, fermanı da!

6-Kütüphane nedir?

Bir ülkenin insanlarının kitapla, kütüphane ile ilişkisi o ülkenin gerçekte neye tekabül ettiğini gösterir. İstatistiklere bakıp rakamları yorumlayabilirsiniz. İnsanların gelecek öngörülerine bu öngörülere ulaşım çabalarına, zamana ve zamanın hızına karşı ne yapıldığına bakılabilir; hamaset ile gerçeğin nelere tekabül ettiğini ise açık bir şekilde görebiliriz. Biz ve ötekiler kıyaslaması yerine bizim kütüphaneyi algılayışımız, toplumsal hayattaki yeri/konumlandırışımıza odaklanabiliriz. Yapısal durumları nasıldır ve kütüphaneler, şehirlerin terk edilmiş tozlu, küflü bir mekân mı yoksa cıvıl cıvıl şehrin kalbinin attığı, çocuk cıvıltısı, neşesi ile dolup taştığı bir yer midir?  Nasıl bir yer olduğu bize kendi gerçeğimizi verir.

Şehrin bütün kesimlerinin uğrak yeri, nefeslendiği ve nefeslerine nefes kattığı bir yer olduğunda kütüphaneler, gelecek adına bir takım iyimserlikler taşıyabiliriz. Bir şehri canlı tutan en önemli merkez kütüphane olur ise o zaman uzun yollardan, yolculuğun kıymetinden bahsedebiliriz. Şöyle bir düşünün altı aylık bebeklerden orta yaşa, boyacısından akademisyenine, delisinden velisine herkesin uğradığı bir cemiyet merkezi olduğunda bir kütüphane; işte o zaman duyacağınız umut ve güven başka olacaktır. Belki de çağ atlatacaktır.

7- Kudüs

“Güzellik için vaktiniz var mı?” diye soruyor, Galeano. Galiba sadece güzellik için değil bir şeyi gerçekten duyumsayacak kadar bile bir vakte sahip olunmayan bir çağda yaşıyoruz. Bu hüzün verici ama hüzün de her şey gibi çok çabuk geçiyor. İlgiyi, merakı, alakayı, endişeyi ve acıyı dağıtacak o kadar çok etmen var ki, insan hemen çözülüyor. Bir şeyi gerçekten duyumsayacak vakti olabilir mi? Kudüs de vakitsizliğin kurbanı… Yakamızdan çekiştirip götüren gündemlerin dışında bir şair duyarlılığı ile Kudüs’e bakabilmek… Birkaç mısra ve birkaç adım, hepsi bu ve bu kadar.

“Şimdi kimsecikler varmaz yanıma/Müminden yoksunum tek ve tenhayım/Rüzgârlar silemez gözyaşlarımı/Çöllerde kayıp bir yetim vahayım

Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde/Götür Müslüman’a selam diyordu/ Dayanamıyorum bu ayrılığa/Kucaklasın beni İslâm diyordu”  (Mescid-i-Aksa, Mehmet Akif İnan).

***

“Ey Kudüs, ey şehrim/Ey Kudüs, ey sevgilim/Yarın, yarın çiçek açacak limon/Sevinecek yeşil sümbüller ve zeytin/ Gözler gülecek/ Geri dönecek göçmen güvercinler/ Tertemiz yuvasına/ Ve geri dönecek çocuklar oynamaya/ Buluşacak babalarla oğullar/ Ey memleketim/ Ey barış ve bereket şehri” (Kudüs, Nizar Kabbani).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?