Reklamı Kapat

Gerçeğin Ölümü

Kader ve kazaya inanan bir toplum olarak kazaları bir yok oluş gibi görmeye başladık. Bu bakış açısı ölümü bir son olarak algılamaya neden oluyor. Peki, ölüm bir son mudur? İnancımıza göre ölüm bir son değil bilakis asıl başlangıçtır. Ahiret gerçek hayatın yaşanacağı yer. İnsan için sonsuz hayat oradadır. Oradaki hayatın mahiyeti burada belirleniyor. Üstelik insanın bizzat kendisi tarafından. Gerçeğe ne kadar yaklaşılıyorsa içerik o kadar sağlam olacaktır. Bu dünyanın dayatılmış sahte değerlerine mi inanılıyor yoksa gerçeğe mi? Ölüm, beşer olarak bizi hüzünlendiriyor. Ama gerçek daha hüzünlü değil mi?

İnsan fani bir varlıktır. Dünyada kalıcı değil. Kalıcısı olmadığı dünyanın sonradan dayatılmış değerlerine gerçek değerlermiş gibi inanmak hangi insana huzur veriyor ya da verebilir. Medyanın kazaları faciaya dönüştürerek vermesinin altındaki değerlerin yabancı değerler olduğunu söylemek bile fazla. Ders çıkarılmamak üzere verilerek insanlar gerçekten uzaklaştırılıyor. Yüzeysel bir anlatımla güncel dedikoduvari bir şekilde insanlar rakama indirgeniyor. İndirgenen insanlar gerçekliğinden uzaklaştırılıyor. Böylelikle ölüm düşünülsün istenmiyor. Çünkü ölüm düşünülürse birçok sahte değerin anlamını kaybedeceği gerçeği, o sahte değerlere inananları korkutuyor. Öldün. Hadi bakalım daha fazla konuşma deniliyor. Öldün, ölümü hatırlattın hatırlatmanın bir değeri yok. Her ölüm geride kalanlara gerçek değerlerini hatırlatması gerekmiyor muydu?

İnsanlar ölümü düşünse bu kadar haksızlık yaparlar mıydı? İnsanlar ölümü düşünse bu kadar kul hakkı yerler miydi. Haksızlık yapılmış, hakkına girilmiş insanlara sahip çıkmazlar mıydı. Her nerede olursa olsun hakkı söylemezler miydi. İnsanlar ölümü düşünse adam kayırmacılık yaparlar mıydı. İnsanlar ölümü düşünse pazarda kötü meyve sebzeyi alta iyisini üste koyarlar mıydı. İnsanlar ölümü düşünse paraya taparlar mıydı. İnsanlar ölümü düşünse satacağı daireyi nasıl olsa birine kakalayacağım düşüncesiyle malzemeden çalarak yaparlar mıydı. Ölümü düşünecek değerlere sahip olmayan müteahhit yaptığı binada ne deprem yönetmeliğine uyuyor ne hakka hukuka uyuyor. Çünkü o ölümü düşünecek değere değil daha kolay ve daha çok para nasıl kazanırım yabancı değerine inanıyor. Pazarcı ölümü düşünecek değere değil insanları kandırarak daha kolay ve daha çok parayı nasıl kazanırım yabancı değerine inanıyor. Adam kayıran ölümü düşünecek değere değil benim adamım daha çok kazansın hak edeni boş ver yabancı değerine inanıyor. Şu söylediklerimizin toplumun bütün katmanlarında olduğunu düşündüğümüzde asıl facia gün gibi ortaya çıkıyor.

Çığ altında kalmak facia değil bir kazadır. Kazanın geride kalanlara hatırlatacağı çok şey var. Birincisi, insanın elinde olmayan doğa olayları sonucu ölmesinin şehit sevabına nail olacağı gerçeğini hatırlatıyor. İkincisi, geride kalanlara ölümü hatırlatıyor. Ölümün hatırlanması ve akıldan çıkarılmaması insanın sonradan edindiği sahte değerlerle oluşmuş pürüzlerini gidermede büyük bir hayat sunucudur. Hem de gerçek hayat. Kazadan kadere inanma değeri. Kazadan kaderine terk etme değil.

Kazaların olması engellenemez ama kazalara önlem almak vardır. Kaderine terk etmek değil. Ülkemizdeki kazaların çoğu önlem alınmadığı için meydana geliyor. Çığ düşmesi önlenebilir bir kazadır. Depremde göçük altında kalmak önlenebilir bir kazadır. Karayolları veya diğer kurumlar çığ düşmeden önce önlem alsaydı çığ düşmesi önlenebilirdi. Müteahhitler veya belediye yöneticileri deprem olmadan önlem alsaydı depremde göçük altında kalmak önlenebilirdi. Önlem alacak kişilerin ölümü düşünecek değere sahip olması gerekiyor. Ölümü bir yok oluş olarak görenler örneğin önlem yerine rüşvet alıyorlar. Rüşvet alanların ölüm umurlarında değildir dolayısıyla ölenler de umurlarında değil.

Ölümler ölümü düşünüp düşünmemeyle yakından ilgilidir!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?