Unutulan / Unutturulan Farzlar (1) Haremlik-Selamlık

Bizim Gaziantep’te Kozluca Mahallesi’nin bütün evlerinin kapısında çift tokmak bulunur. Bu tokmaklardan üstte olan el biçimindedir. Vurulduğunda “tok! tok!” diye ses çıkarır. Altta olan ise halka şeklindedir ve vurulduğunda “tık! tık!” diye ses çıkarır. Bunun hikmeti şudur. Eve gelen erkek ise üstteki tokmağı kullanır ve kapıyı evin erkeği açar. Gelen hanım ise alttaki halkayı çalar ve kapıyı evin hanımı açar. Kapılardaki bu çift tokmak İstanbul’daki tarihî konaklarda ve diğer tarihî evlerde ve Anadolu’nun pek çok bölgesinde bulunur. 

Kapılardaki bu obje, aslında hayli zamandır unutulan / unutturulan bir farzı tedai ettirmektedir: Haremlik-selamlık uygulamasını… Kapılardaki bu çift tokmak uygulamasının benzeri evlerin içinde de görülür. Evlerde “selamlık bölümü”nde erkekler, “harem” bölümünde ise hanımlar oturur. Topkapı Sarayı’ndaki “Harem Dairesi” de bu uygulamanın en güzel sembolüdür.

Bu haremlik-selamlık uygulamasının temeli Kur’an’a ve sünnete dayanır. Nur Suresi’nin 31. ayet-i kerimesinde Müslüman hanımların hangi erkeklere zînetlerini gösterebilecekleri, yani görünebileceklerini, bu sıralananların dışındaki erkeklere zinetlerini gösteremeyecekleri buyrulmuştur. Ahzâb Suresi’nin 53. ayet-i kerimesi de Peygamber Efendimizin (a.s.m.) hanımlarına, hicabı, yani namahrem erkeklere gözükmemesini emretmektedir. Ayet-i kerimeye mealen bakalım: “Peygamberin (s.a.v.) zevcelerinden bir şey istediğinizde, onu perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir.” Fukahâ-i İslâm’ın ekserisine göre bu ayet-i kerime Peygamberimizin (a.s.m.) hanımlarına has değildir. Bütün mümine kadınlara hastır. 

Haremlik-selamlıkla ilgili pek çok hadis-i şerif vardır. Veda Haccı’nda Peygamber Efendimiz (a.s.m.), terkisine binmiş olan Fazl İbn-i Abbas’ın namahreme bakması üzerine elini Fazl’ın yüzüne koymuş ve Fazl da hemen yüzünü öbür tarafa çevirmiştir.

Namahreme bakmak gibi namahremle yalnız kalmak da yasaktır. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir erkek (mahremi olmayan) bir kadınla sakın tenha bulunmasın! Hiçbir kadın da kendisiyle beraber bir mahremi (nikâh geçmez hısım)  bulunmaksızın sakın sefer etmesin!” Resûlullahın bu nehyi üzerine (ashaptan) bir kişi ayağa kalkarak: “Ya Resûlullah! Ben şöyle şöyle bir gazaya yazılmıştım; hâlbuki zevcem haccetmek üzere yola çıkmıştır (ne buyrulur?)” diye sordu. Resulullah: “Haydi sen de git, karınla beraber haccet!” buyurdu.

Haremlik-selamlık konusu çok çok mühimdir. Biz bu konu ile ilgili şer’î delilleri İslâm’da Haremlik Selamlık kitabımızda topladık (Çığır Yayınları). Bu çalışmayı yapmaktaki gâyemiz, günümüzde neredeyse bütünüyle terke uğrayan bir farzı hatırlatmaktı.

Hülasa olarak belirtelim: Namahrem olanların bırakınız kucaklaşması, tokalaşması; birbirlerine bakması da, bir arada oturmaları da caiz değildir. Ancak evlenme niyetleri ciddi ise mahremlerinin yanında konuşmalarına cevaz verilmiştir.

İslâmiyet, edebe, hayâya, iffetli olmaya çok büyük değer verir. “El hayâ u mine’l îman” (Hayâ îmandandır) hadis-i şerifi kulaklara küpe olmalıdır. İffet ve hayâyı muhafaza etmenin mühim bir şartı da haremlik-selamlık uygulamasına dikkat etmektir. Ne var ki yaklaşık bir asırdan beri Âlem-i İslâm’da bu uygulamayı kaldırmak için müthiş çalışmalar yapılmış, medya da bu sahada bir “yıkım aracı” gibi kullanılmıştır.

İslâm inancına göre, yanlış olan: Namahrem olanların tokalaşması, bir arada bulunmaları, düğünlerde halay çekmeleri ve bir arada oynamaları, hanımların zinetlerini mahremeleri ve kocası haricindeki erkeklere gösterecek şekilde arz-ı endam etmeleri ve yanlarında mahremleri olmadan sefere çıkmalarıdır.

İslâm inancına göre doğru olan ise: 1400 seneden beri bütün İslâm toplumlarında uygulandığı gibi hanımların ve erkeklerin gözlerine mukayyet olması, namahreme bakmaması, hanımların evlerinin dışına çıktıklarında tesettüre dikkat edip cilbab giymesi, evlerde ve diğer mekânlarda haremlik-selamlığa dikkat edilmesi, erkeğin yabancı hanımla, hanımın yabancı erkekle ihtilât etmemesi, ciddi tavrı muhafaza etmeleridir. Bu uygulama Rabbimizin kesin emridir. Bu da Kitap (Kur’an-ı Kerim), Sünnet, İcmâ-ı Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha ile sabittir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

ertuğrul - Allah (cc) razı olsun hocam. İnşallah riayet edebilenlerden oluruz.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 07 Şubat 10:56


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Çin'in bulduğu ve Türkiye'de de uygulanacak olan koronavirüs aşını yaptırır mısınız?