Reklamı Kapat

Ders de erik dalı kadar gevrektir

Samsun’da bir öğretmen geometri dersini öğrencilerine “Erik Dalı” ve “Fidayda” türküleri ile öğretiyormuş. Merak ettim ve videosunu izledim, bu yöntem öğretmeni de öğrencileri de fazlasıyla yoran bir yöntem. Ben bile izlerken yoruldum. Öğretmenin derse öğrenci ilgisini artırmak için birtakım arayışlar içerisine girip eğlendirici anlatım tekniklerini denemesinin elbette takdire şayan bir tarafı var. Tabii hepten kendini işin eğlence tarafına kaptırmaması şartıyla. Müzik dersinde sıkılan bir sınıfı (olmaz demeyin) geometri konuları ile bağdaştırmalar yaparak ilgilerini uyanık tutmak da mümkündür. Yine bu da öğretmenin anlattığı konu içerisinde ara sokaklara dalıp kendini kaybetmemesi şartıyla anlaşılabilir bir şeydir. Ölçüt şudur; öğretmen ilgi çekici tatlı bir üslupla dersi anlatmak varken dersin omurgasıyla oynayıp “dikkat” ve tabii gerilim gibi olması gereken hususiyetleri göz ardı ediyorsa ders anlatmış olmaz, sadece öğrencilerini oyalayıp avutmuş olur. Zira eğitim öğretimin olmazsa olmazlarından biri “dersi anlamak için sarf edilen dikkatten mütevellit oluşan gerilim”dir. Lütfen üstat Nurettin Topçu’ya kulak verelim: “Gerçek mektepte muallimle talebe, ıstırap çekerek öğretmeye ve ıstırapla öğrenmeye muhtaçtırlar. Ders, bu tadına doyulmaz ıstırabın sahnesidir.” (Türkiye’nin Maarif Davası-Nurettin Topçu, S. 53)

Günümüz insanı kalben, zihnen ve bedenen bulunduğu her işin içinden keyifle çıkmaya öyle alışkın ki neredeyse katıldığı cenaze törenlerinde bile keyif arayacak durumdadır. Çok keyifli bir konuşmaydı, çok keyifli bir toplantıydı, çalışmaydı, araştırmaydı, dersti gibi hemen her şeyin güzel zaman geçirmeye indirgenmiş olması gençleri de tesiri altına almış durumda. Tecessüsün önemini yitirdiği, anlamanın değil anlamış gibi yapmanın yeterli sayıldığı bir ders teneffüse ihtiyaç hissettirmez. Teneffüse ihtiyaç hissettirmeyen bir ders hakikatli bir ders değildir. Zihni havalandırmaya hacet yoktur.

GÜZELLİĞE TESLİM OLMUŞ ŞİİRLER

İbrahim Yolalan’ın ilk şiir kitabına tanıklık etmiş birisi olarak uzun süredir ikinci kitabı ne zaman çıkacak diye bekliyordum. Güzel bir sürpriz oldu, Yolalan Dergâh Yayınları’ndan ikinci kitabı ile çıkageldi. İlk kitabında soyadının da imlediği üzere yol izleri vardı: Göç Defteri. İkinci kitabından yola teslim oluş mesajı aldım ben. “Teslim” neler anlatmaz ki insana. Şiirin kemâlatından sözün sessizliğin kalbine iltica edişine kadar bol çağrışımlı bir dünyayı gezdiriyor okuyucuya. Belki de kitabın kilit dizesi şudur: “yollardan geçtin yola girmedin lâkin”. Yoldan evvel yolcudur görünen ve yol kimi zaman üzerimizden süzülüp geçen bir şey gibidir. Şair öyle söylüyorsa öyledir: “aşk neyi kımıldatacak artık / gördüm yola girenlerin omurgasını”.

İbrahim Yolalan’ın şiiri okuyucu ile sözleştiği yerde buluşan bir şiir. Şayet şairle sözleşmemişseniz sözcükler ağzınızdan kayıp gidebilir. “Gürcü bir yaprak” neden konur bir cebe anlamayıp kalakalırsınız öyle. Hele “dişi dökülmüş sütler”den bahis açıyorsa bir şair ortada okuyucu ile sırlanmış cümleler var demektir. Sonra siz nereden bileceksiniz Iğdırlı uncu Salih’i? Hele siz bir de ona yakın bir zihinde oturmuyorsanız. “Turan”ın bu şiire niye girdiği de işte bu sırda saklıdır. Örneğin siz şu mısralara yakın bir gönülde oturmuyorsanız ve saatiniz yanlış bir zamana ayarlanmış ise “üç oğul rüyası”nı dünya dili ile çözemeyeceksiniz. Nasıldı o? “ ve Atilla Maydaaa…” / Yurttan Sesler’de deri döverken / kuşanıp kurak kalbini / göçtün denize doğru”.

Bu şiirlere bir betim gerek bir anlatım, belki de bir ad gerek. Öyleyse ilk zihnimde canlananı söyleyeyim: Güzelliğe, coşkuya ve berrak bir dile teslim olan şiirler. 2020 için çok güzel bir başlangıç Teslim şiirleri. Aynı noktadan yola koyulanlar içerisinde daha iyisine rastlamadım bu kitapta okuyana kendini aşina kılan şiirlerin. Söyleyebilmiş olmanın doygunluğunu gördüm bu şiirlerde. Şimdi rahat uyuyabilirim. Siz sevgili okuyucularımın bu kitabı es geçmeyeceğini biliyorum. Kitabın da insan üzerinde hakları vardır zira. Hele bir de şiir kitabı ise bu.

(Teslim-İbrahim Yolalan-Dergâh Yayınları-Tel: 0212 518 95 79)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?