Reklamı Kapat

Vergiden kaçınan Kızılay

Devlet, muhtaçlık maaşı verirken ihtiyaç sahiplerine ki bunların çoğu engellilerden oluşmaktadır kılı kırk yararak araştırır, gelirine bakılır, hatta sadece kendisinin değil, ailesindeki her ferdin geliri dikkate alınır. Kişi başına düşen gelir 400 TL gibi bir meblağı aşmışsa, ona maaş bağlanmaz. Evde bakım hizmeti için verilen para da aynı kriterlerle hatta daha ağırlaştırılmış şartlar konarak, tabiri caizse zoraki verilir. Yanlışlıkla alanlar olduğu takdirde de tespit edildiğinde birkaç misliyle geri alınır. Vatandaşa uygulanan hâl böyleyken, kadim bir hayır kurumu olan Kızılay’ın paraları nerelere harcadığı hususunda son çıkan haberlere göre esas hak sahiplerinin hakkını vicdanları rahatsız edecek bir şekilde şu veya bu yerlere vermiş olması, ne vicdan ne iman ne de akılla izah edilecek bir durum değildir. Hele de en yetkili ağzın açıklaması tam bir garabet, vahamet ve cehalet arz etmektedir. Hani derler ya “özrü kabahatinden büyük” diye. Tam da bu işte. Vergi kaçırma değil, vergiden kaçınma... Ne denebilir ki, milleti koyun gibi güdenler bunu da yuttururlar. Bir gün Emlak Vergisi’ni, çöp vergisini veremeyen, geciktiren vatandaş kaçınamıyor da, bunlar nasıl kaçınabiliyorlar? Milyon dolarların hesabını kim kimden soracak?

Kızılay’ın asli görevlerinden hatta başta gelenlerinden biri de yoksullara, ihtiyaç sahiplerine yardım etmektir. Toplumun en yoksul ve ihtiyaç sahibi kesimi engellilerdir. Ama Kızılay’dan bugüne kadar gerektiğince yardım aldıklarına şahit olmadık. Kızılay yetkilileri kendi ücretlerini astronomik rakamlarla alırken, gerçek ihtiyaç sahiplerini ihmal etmeleri ağır bir sorumluluk ve büyük bir vebaldir.

Ülkemizin deprem kuşağı içinde olduğunu yetkili ağızlar öteden beri söylemekteler. Ve artık bilmeyen kimse yok. Depremle birlikte nasıl yaşanması gerektiğini ve nasıl tedbirler alınacağını uzmanlar hemen her kanaldan her gün anlatıyorlar. Ama esas sorumlu kişiler, olaya duyarsız, ilgisiz ama bir şeyler yapıyormuş algısını iyi becerdikleri için, göz boyama ve milletin gazını alma hususlarındaki maharetlerini ortaya koyarak işi götürmeye çalışıyorlar. “Deprem vergisi” adı altında toplanan paraların hesabı sorulduğunda da  “kimseye hesap verecek zamanımız yok” deniyor. Evet, güç sizde, yetki sizde... Şimdi bu hesabı vermeyebilirsiniz. Ama biz inanıyoruz ki, yarın huzur-u ilahide bu hesap çok ama çok ağır olacak.

Sadece ülkemizin değil dünyanın gündemini de meşgul eden Yüzyılın Anlaşması diyerek, bir oldubitti ile Filistin’i ortadan kaldırıp, Kudüs’ü tamamen İsrail’in başkenti yaparak, Siyonistlerin emellerine kavuşmasını sağlayacak Trump’a karşı şahsiyetli bir dış politika izlenmesi elzemdir. Bu; kırmızıçizgiyle, hamasetle, nutuk atarak, toplumun gazını alarak olmaz. Samimiyetle ve cesaretle fiili olarak, Amerika ve İsrail’e karşı tavır almak gerekir. İktidar ve ortağı sadece beyanat veriyor. İcraata gelince maalesef hiç riske girmiyorlar. Öteden beri antisiyonist olan Milli Görüş, yine samimiyetini ve cesaretini ortaya koyarak, 9 Şubat 2020 Pazar günü İstanbul Yenikapı’da “Yüzyılın zorbalığına karşı Kudüs için ayağa kalk” sloganıyla Büyük Kudüs Mitingi gerçekleştirecek. Evet, Saadet Partisi’nin bu samimi ve milli duruşunu kim tebrik etmez ki? Söz değil, icraat lazım, samimiyet lazım. İşte bu samimiyette buluşmak için, hemen herkesin Yenikapı’da olması gerekmez mi? Hadi gazanız mübarek olsun. Allah yardımcınız olsun... Vesselam...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?