Reklamı Kapat

Yaklaşıyor yaklaşmakta olan deprem

Bismillâhirrahmânirrahîm;

Allah'ın hikmetinden sual olunmaz. Toplum olarak büyük türbülanslar yaşadık. Ayrıca, depremlerle sarsıldık; yüreğimiz yandı. Ciddi imtihanlardan geçiyoruz. Bunlardan ders ve ibret alarak insan iradesi ve gücü ile yapılabilecekleri ihmal etmemeli; tedbiri elden bırakmamalıyız.

Son 1 seneye şöyle bir göz atalım: Merkez üssü İstanbul, Denizli, Ankara, Manisa, Muğla, Elâzığ, Malatya gibi illerdeki depremlerle, neredeyse az veya çok sarsılmayan bir ilimiz kalmadı. Belki İstanbul gibi hassas bölgeler var; ama ülkemizin hemen hemen tamamı deprem kuşağında. Türkiye’nin tamamı için deprem hazırlığı gerekiyor. Yaşadıklarımız, yapılarımızın depreme dayanıklı olmadığını öğretti. Depremle yaşayan Japonya’nın aldığı tedbirlerle zayiatı en aza indirdiğini biliyoruz.

Büyük Marmara depreminin üzerinden 21 yıl geçti. Facianın etkisiyle içimiz yanarken konuşuyoruz, tedbir öneriyoruz, bir şeyler yapıyoruz; fakat acılar soğuyunca unutuyor, bir şey olmamış gibi davranıyoruz. Marmara depremi sonrası yasa çıkarıldı, deprem vergisi alındı, yardımlar toplandı; fakat bunların çoğu amacına uygun kullanılmadı.

Deprem için toplanan paraların ne olduğu sorusuna dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek şöyle cevapladı: “Sağlığa, duble yollara, demiryollarına, havayollarına, çiftçimize, eğitimimize gidiyor.” (28.10.2011)

Elâzığ depremi sonrası da AKP Grup Başkan Vekili Naci Bostancı, “İhtiyaca göre kullanılır” (29.01.2020) diyerek muğlâk bir ifade kullanmıştı. Amacına uygun kullanılmayan paralar güveni sarsıyor; depremle mücadele azmini söndürüyor. 

HEMEN OLACAKMIŞ GİBİ

DEPREMLER konusunda İstanbul’un durumu çok kritik. Eski ev ve mahalleler içinde, tıkanıklık yaşanabilecek, girilip çıkılırken çok zorluk çekilebilecek yerler var. Van 100. Yıl Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yar. Doç. Dr. Onur Köse uyarmıştı: “Marmara Bölgesi Türkiye’nin can damarıdır. Her gün, her an büyük bir deprem yaşacakmış gözüyle bakılmalı ve ona göre tedbir alınmalıdır.” (Millî Gazete, Bölge, 04.04.2017)

Prof. Dr. Celâl Şengör de, “İstanbul yıkılırsa Türkiye bağımsızlığını kaybedebilir” uyarısında bulunmuştu: “İstanbul depreminin eli kulağında. Maksimum 7,6 tahmin ediyoruz. Adeta felâketi bekliyoruz.” (Hürriyet, 16.08.2017)

Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin İstanbul depremi öngörüsü şöyle: “Tüm bilim adamları İstanbul özelinde 2030 yılına kadar 7 şiddetinde bir deprem olabileceğini söylüyor.” (Nisan, 2017) Prof. Dr. Halûk Özener de benzer görüşleri seslendiriyor.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise, “Şehir merkezlerindeki yoğunluğun azaltılması” konusunda uyardı: “Şehirler deprem dikkate alınarak planlanmalı. Yüksek binalardan kaçınılmalı. Elâzığ’da en büyük sıkıntı trafiğin kilitlenmesiydi. İstanbul depremle karşılaşırsa en büyük sıkıntı trafik tıkanıklığı olacak. Kimse kolaylıkla şehre giremeyecek.” (29.01.2020)

Depreme hazırlık için, taviz verilmeden uygulanacak bir imar yasası çıkarılmalı. Çünkü korunması istenen insan “can”ıdır. İmar Barışı’ndan faydalanarak yapılan konutlar işin uzmanlarınca sıkı kontrol ve denetimlerden geçirilmeli.

 YARDIMLAR EMANETTİR

DEPREM için toplanan vergiler, yardımlar birer “emanet”tir. Yalnız, veriliş amacıyla kullanılmalıdır. Konuyla ilgili istismarlar halktaki yardım duygusunu köreltiyor. Deprem mağdurlarına yardım için düzenlenen bir TV programında 73 milyon lira toplandı. Sunucu, programa telefonla bağlanan İçişleri Bakanı’na talebini iletti: “Sizden ricam paralar depremzedeler için kullanılsın.”

İşler, böylesine sözleri söyletmeyecek düzgünlükte yürütülmeli, değil mi? Eski Başbakanlardan Ahmet Davudoğlu bu hassasiyete parmak bastı: “Toplanan her kuruş deprem için harcanmalı.” (30.01.2020)

Aynen camilerde toplanan yardım paraları gibi. DİB, vatandaşın doğru ibadet yapma sorumluluğunu üstlenmiş. Toplanan yardım paralarının 1 kuruşunun bile amacı dışında kullanılmaması için “emanet şuuru”yla tedbirler alıyorsa, deprem yardımları için de aynı hassasiyet gözetilmeli. “Emanetler zayi edilirse”, kıyamet günü bunun 1 kuruşunun bile hesabının verilmesi çok güç olur.

Elâzığ depreminde resmî, sivil arama-kurtarma hizmeti veren bütün ekipler vatandaştan tam not aldı. Onlara müteşekkiriz. Hele Emine Kuştepe, Azize Çelik kızlarımızın göçük altındakilerle doğru iletişim kurmaları sonucu 5 kişinin kurtarılmalarına vesile olmaları, onların halkın gönlünde taht kurmalarını sağladı.

İster hazırlık sırasında, isterse kurtarma çalışmalarında olsun; deprem hizmetlerinin arama-kurtarma hizmeti görenlerdeki safiyet, samimiyet, fedakârlık, başkaları için yaşama anlayışı içinde yürütülmesi en samimi temennimiz. Onlar görevlerinin hakkını verdiler. Şimdi sıra, depremin her alanında yapılan çalışmaların da aynı düzgünlükte yürütülmesinde.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?