Reklamı Kapat

Hiç “kardeşim” dediniz mi; ama sahiden?

“Kardeş” en sıcak ve insana en yakın bir kelime. Bir insana hiçbir şey demeyin, sadece “kardeş” deyin ve susun, emin olun çok şey söylemiş olacaksınız. Hele bir de söyleyişe iyelik katarsanız “kardeşim” diyerek, kim olursa olsun ayakları yerden kesiliverir. “Kuşkusuz ki bütün inananlar kardeştirler” ayeti anladığımızdan çok daha fazlasını ifade etmektedir. Bu genetik kardeşliğin çok üstünde bir kardeşliktir. Kabil öz kardeşi Habil’i kıskançlık ve hasetle acımadan öldürebilir, Yusuf’u (a.s.) kardeşleri gözünü kırpmadan kuyuya atabilir, lakin inancın kardeş kıldığı kişiler birbirlerine bunları yapmaz, yapamaz. Yapıyorsa şayet kardeşlik hukuku oturmamış demektir. Bir Müslüman bir başka Müslüman’ı eliyle ve diliyle rahatsız edip zarara uğratıyorsa kalpte karar kılmış bir uhuvvete sahip olamadığındandır. İnsanları bir araya getiren çıkar ilişkileri ve karşılıklı yararlanmalar değil, hepsinden önce ve de hepsinden öte sevgi ve muhabbettir. Sevginin iki temel unsuru vardır: Birincisi, dile ve kelimeye ihtiyaç duymadan karşısındaki kişiye onu sevdiğini ifade edebilmek, yani sevme hissi; ikincisi ise, karşıdaki kişinin sevildiğini hissetmesi. Sevginin tezahürü seven kadar sevileni, sevilen kadar da seveni etkisi altına almalıdır. Biri size laf olsun kabilinden “seni seviyoruz” diyorsa çok büyük ihtimal içinde büyüttüğü sevgisizliğini kamufle etmeye çalışıyordur. İnsanları birbirinden ayıran şey fikir ayrılıkları, kanaat farklılıkları falan değil sevgi yetersizliği, muhabbet eksikliğidir. İnsan muhabbet beslediği kişiye sırf düşünceleri uyuşmuyor diye gönül koymaz. Sevgi dikey fikirdaşlık ise yatay olarak ilerler. Müminlerin asli sorunu sevgisizliktir. Sevgiden çok bahsedilmesi sizi aldatmasın, bir konuda çok konuşmak o konudaki kayıpları telafi içindir. Lafı etmekle bir umdeyi yaşamak arasında hiçle hep arasındaki fark kadar mesafe vardır. Cemaatle namaz kılmaya niyet ettiğim zaman ilk aklıma gelen bu birliktelikten alacağım 27 derece sevap olmuyor da nedense sağımda solumda kardeş bildiğim insanların sevgi yağmuru altında ıslanma ihtimali yüreğimi coşturuyor. Biliyorum ki hakikatte benim orada bulamadığımı hayatta kimse bana veremez.

Şair gibi diri-gergin kaslarla mı konuşsaydım yoksa:

““Kardeşler!” deseydim “Kardeşlerim! ”

“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan

“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan

“Bakın yaklaşıyor...”

(İsmet Özel)

KÜHEYLANI TERBİYE ETMEK

İnsan varoluşu üzerinde çok az düşünen bir varlık. Hâlbuki insanı anlamlı bir varlık haline getiren şey ona verilen düşünme melekesidir. Ne ki hayatın hızlılığı ve hengâmesi içerisinde insan yapıp ettikleri üzerinde düşünmediği gibi dünyada varoluşu ile ilgili de düşünmeye yanaşmaz. Hüseyin Altuntaş, Küheylanı Terbiye Etmek kitabıyla insanın varlığını anlamlandırıp güzelleştiren meziyetleri dile getirirken bir taraftan da bu meziyetlerin geçtiği yerlere oturan negatif unsurlara dikkat çekiyor. Teori-pratik arasında açılan mesafenin doğurduğu açmazları da bu denemelerde yakalayabiliyoruz. Beş bölümden oluşan denemeler her bölümde farklı uzantıda problemlere ışık tutsa da bütününde evrende varlık bilincine sahip yaşayan teslim olmuş insanın yol haritası belirlenmekte. Dinî meselelerin derinlikli ve duyuşsal bir yaklaşımla ele alınması okuyucunun sadece aklını değil aynı zamanda gönlünü de doyurup teskin etmektedir. Kibir kavramından yola çıkarak insanın kendini mevcut konum ve haliyle kabule yanaşmayıp insanüstü bir seviyede görmesi buna bağlı olarak fıtrattan kopuş neticesi doğal sınırların dışına taşmanın doğurduğu sonuçlar kitabın eksenini oluşturmakta. Yazarının ifadesiyle, “Küheylanı Terbiye Etmek birçok biyo-psişik dürtü ve yetiyle donatılan insanın bizzat kendisini ahlaki bir çizgide tutması olarak tanımlayabileceğimiz insani bir çabayı sembolize ediyor.” Okuyucuyu daha derin ve sağlıklı düşünmeye sevk etmeyi amaçlayan bu denemeleri 2019 yılının verimli mahsulü içerisine dâhil ediyoruz.

(Küheylanı Terbiye Etmek-Hüseyin Altuntaş-Bir Yayınları-2019)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?