Reklamı Kapat

Eyyamcı VAR!

Yazıyı yazmaya başladığımda Suriye’den gelen şehit ve gazi haberi bizleri derin üzüntüye ve düşünceye sevk etti. Öncelikle şehitlerimize Allah’tan (c.c.) rahmet, gazilerimize de “Şafi” sıfatıyla Allah’tan (c.c.) acil şifalar diliyorum. Kederli ailelerine sabr-ı cemil niyaz ederken, yaralı askerlerin ailelerine de geçmiş olsun diyorum.

Böyle bir gündemden sonra hafta sonu yapılan maçlar sonrasında yapılan açıklamalar ve gelişmelere bir göz atalım.

Her zaman gerilimi yüksek ortamda oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçları yine aynı dozda gerçekleşti. Tabi bu durumun böyle olmasında yöneticilerin gerekli gereksiz açıklamaları büyük rol oynuyor. Maçtan sonra artık siyasiler de ilginç konuşmalara imza atar oldu. Maç öncesi Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç’a yapılan hakaretler hiç hoş değildi. Hakareti yapan kişiye soruşturma açıldı gerçi fakat zaten bu kelimeleri söyleyen kişi bunun olacağını bilir bir tavır sergiliyordu. Oldukça rahattı. Hiçbir güvenlik kendisine müdahale edemiyordu.

Maç ise her iki taraf adına üst düzey oynandı. Savunmasını bir türlü monte edemeyen, güç dengesini ayarlayamayan Ersun Yanal’ın Fenerbahçe’si kaybeden taraf oldu. Krause-Vedat-Rodrigues üçlüsü hücumda yüksek efor sarf ederken, savunma aynı performansı gösteremiyor. Sezon başından beri aynı sorunu yazmaktan bizler bıktık. Yanal bu bloğa bir türlü çare bulamıyor.

Serdar Aziz’in tehlikeli faullere takımı her an eksik bırakacak yanlış hamlelere girmesinin sebebi de bu durumdur. Isla ve Dirar takımını atağa kaldırmadaki marifetlerini savunmada gösteremiyor. Jailson kaleci Altay ile yalnızları oynuyor. Belki bu durum diğer maçlarda bir veya iki fazla atarak geçiştiriliyordu fakat Trabzonspor karşısında bunu geçiştiremezsiniz.

Trabzonspor, Hüseyin Çimşir’e güvenmenin karşılığını almaya başladı. Hüseyin Hoca kısa zamanda büyük işler yaparak zor maçları birer bire geride bırakıyor. Tek acemiliği maçlardan sonra basın önüne çıktığında soruları sakin ve stratejik cevap vermemesi. Sadece takımın oynadığı oyun ve sonrası için konuşur, diğer durumlar hakkında topu yönetime bırakırsa kendisine bir başka klas kalite daha kazandırmış olur.

Sosa, Novak, Campi, Pereirra, Mikel gibi hem baskı kuran hem de teknik oynayan oyuncuların varsa rakibe üstünlük sağlamak zor olmasa gerek. Bir de Sörloth gibi hem havadan hem yerden etkili gol silahın da gününde ise maçın galibiyet ibresi sizi gösterir. Sturidge yedek, NWakaeme cezalı ve Gulhirme de henüz adapte olamamış! Düşünün bu saydıklarımın da oyunun içinde tam kapasite olduklarını!

Bu Norveçliler bu tip golcüleri bir bir piyasaya sokuyor. Sörloth ve Haaland son örnekleri.

Hakem Ali Palabıyık’ı Galatasaray maçlarından iyi bilirim. Şu eyyamcılığı olmasa kendisi hakkında iyi şeyler söyleyeceğim ama işte Türk hakeminin hastalığı bulaşıcı oluyor demek ki! UEFA kendisine yakında görev verecek! Hadi orta hakemlerin eyyamcılığına alıştık ve kabul ettik. VAR’a ne oluyor? Hiç eyyamcı VAR olur mu? Kamera ve bilgisayar gibi elektronik makineler adaleti gözden kaçırır mı?

Eski hakemlerden yeni yazarlarımızdan Deniz Çoban bile hakem konusunda eyyamcılık yapmış. Bir önceki yazısında maç hakemini buldu. Bu zor maçı Ali Palabıyık yönetirdi demiş. Maç yazısında da tam tersini ifade etmiş. Güler misin, ağlar mısın?

Bakıyoruz her iki takım da hakemden şikâyet ediyor. Bence de haklılar. Her iki takımın da tertemiz golleri güme gitti. Neymiş Palabıyık erken düdük çalmışmış VAR’ı devre dışı bırakmışmış! E o zaman VAR devre dışı kalacak ise VAR’a ne gerek var! Hani bir türkü var, “Sordum namın verdiler / Pala Remzi dediler/Pala bıyığı değil / Yüreğidir dediler” diye. Ali’nin de palabıyığı yok ama yüreği de pala değil be kardeşim. Palabıyık soyadın ile ters maçlar idare ediyorsun. Maça yüreğini koyarak yönet.

Beşiktaş da Trabzonspor gibi eski futbolcusu Sergen Yalçın’a döndü. Yeni yönetim Avcı ile devam demek ile yeni bir hava yakalamış ve Beşiktaş bu hava ile devre arasına zirveye yakın bitirerek girmişti. Şimdi tam sırası dediler ve Sergen’i o futbolcunun klasına yakışır bir şekilde yuvaya döndürdüler. Yine bambaşka bir hava yakaladılar ve Rize’yi kayıpsız geçtiler. Kadro limit konusundan dolayı değişmedi fakat Sergen Hoca taktiği değiştirdi. Gökhan’ı serbest bıraktı maçın kahramanı yaptı. Atiba, Ljajic skora katkı veren isimlerdi. Bakalım Sergen de camiada bir Terim gibi olacak mı?

Galatasaray ikinci yarıya iyi başlangıç yapan takımlar arasında yer almaya devam ediyor. Linnes, Falcao, Emre Akbaba ve Onyekuru’nun dönüşü oyuna ve puana da yansıdı. Sivas’ın iki maçta yaşadığı kayıplar Başakşehir, Alanya, Trabzonspor, Beşiktaş ve mağlup olsa da Fenerbahçe’yi yarışta tuttu.

Alanyaspor ve Başakşehir ikinci yarıya yön veren takımlar olacaktır. Sivas’ın dinamosu Kone takıma döndüğünde Sivas yine yarışın içinde olacaktır. Şu anda cepten yiyor. Takıma taraftarın destek vermesi gerekiyor. Aksi takdirde bu baskıyı Sivasspor ve teknik heyeti kaldıramayabilir. Yaşanılan puan kayıpları zirveden ve liderlikten eder.

İkinci yarı ilginç olacak, büyükler ağırlığını koyacak ve baskıyı şampiyon olamamış takımlar kaldırabilecek mi demiştik. Bekleyelim görelim. Fakat bu maçtan önce yaşananlar ile maçtan sonra yapılan sorumsuzca konuşmalar beni rekabetten çok beni başka bir konuya götürdü. Eğer böyle konuşmalar artarak devam eder ise İngiliz holiganizmi yaşanır ki, bizler ölümler olmadan önlem almasını bilmeyen yöneticiler ülkesinde yaşıyoruz. Allah korusun diyorum!

Son olarak TFF Başkanı Nihat Özdemir’in istifa edeceği haberleri yazılmaya başlandı. Hatta bu satırları okuduğunuzda söylentilere göre basın toplantısı yapıp istifa etmiş de olabilir. Belirsiz bir süreç yaşanıyor. Nihat Özdemir ismi TFF Başkanı olarak telaffuz edildiğinde söylemiştik, yazmıştık ve sosyal medyada paylaşımlarda bulunmuştuk. Eğer tanıdığım Nihat Özdemir başkanlık yapacak ise doğru bir isimdir. Fakat ekibini seçemeyip eyyamcı kararlara imza atar ise ikinci Mehmet Ali Aydınlar vakası olur demiştim.

Nihat abi! Ya da Nihat Bey! Ben sizi abi olarak da tanıyorum. Futbolun kirli suyunu temizlemeden, bataklığı kurutmadan, rahmetli Hasan Doğan gibi kimseye eyvallah etmeden bu ekiple ve bu camiadaki isimlerle yola devam eder iseniz, kervanı yolda düzeltemezsiniz. Doğru bir tanedir. 2 kere iki 4 eder. Başka bir rakam aramayın matematik nettir, gerçektir. Gerçekler de maalesef acıdır.

Adalet suçu suçluyu değil, merhameti aramaktır.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?