Reklamı Kapat

Pasajlar

“Artık yüzün

Yaşlı bir adamın yaşlanmaya başlamış yüzü,

Uzun süredir yolcuların inmediği

Bir hanı andırıyor gözlerin. “

— Ülkü Tamer

1-Akran Yoksunluğu

Uzun ömürlü insanların akranlarının bir bir bu dünyadan çekilmesi ile yaşadıkları o duyguyu, o yalnızlığı yaşıyoruz. Bizim jenerasyonun yaşadığı şey tam da buna denk geliyor. Biz büyürken önümüzde yürüyen büyüklerin aslında çokta büyük olmadıklarını sadece masumiyetin bazı şeyleri görmeyi perdelediğini fark etmek bu hüznün ilk başlangıcı oldu.

Erdem sahibi gibi görünen nice zatın aslında içlerinde birer tüccar acarlığı taşıdığını görmek, bize erdem sahibi olmak ile erdemli olmanın arasında büyük bir uçurum olduğunu öğretti. Her şey bir anda değil zamanla dağıldı. Ya da dağılmanın kabullenilmesi biraz zaman aldı. Bizim öğrenmediğimiz bir takım kalıplar varmış, şimdi onlar moda. Gençler için askıya bu kalıplar çıkartılıyor onlarda hiç sormadan işlerini geleni alıp giyiyorlar. Bu onların suçu değil, çünkü arada büyük bir uçurum var ve bu farkın kapanması hayli zaman alacak gibi görünüyor. Geçer akçeler çoğaldıkça makul olan değil makbul olana yönelmek doğallaşıyor.

2-Arınma Seansları

Herakleitos, Fragmanlarda şöyle diyor: “Boşuna arınmaya çalışıyorlar, zira kanla kirleniyorlar, tıpkı çamura batmış birinin kendisini çamurla arındırmaya çalışması gibi.”  Son zamanlarda insanların sürekli uçlarda savrulması ve sonrasında arınma seansları düzenler gibi, günah çıkartma işlerine girişmeleri yukarıdaki örnekle birebir örtüşüyor. Yapılan hataları, kötülükleri izale etmeye çalışırken daha büyük hatalara, kötülüklere vesile olacak şekilde hareket ediliyor.

Artık herkesin bir ağlama duvarı var ve herkesin önceden ödenmiş ve ödenecek günah limitleri var. Kimsenin gerçek bir pişmanlığa ve derin bir sızıya itibarı yok. Yüzlerin kızarmadığı herkesin bir şekilde yasak elma’dan ısırık aldığı bir zaman da belki de en makul çıkış yolu budur. Haksızlıkları iyilik kılıfı ile örtmek de bu seansların en önemli rükünlerinden olsa gerek. Hep çalıyı dolaşmak hiç çepere takılmadan yol almak bu da bu zamanın pusulası olmalı.

3-Dostluk Üzerine

Cicero, Dostluk Üzerine’de; “Hiçbir şey erdemden daha sevilebilir değildir, hiçbir şey insanı onun kadar sevmeye çekemez, erdemlerinden ve dürüstlüklerinden ötürü, hiç görmediğimiz insanlardan bile hoşlanırız” der. Gerçekten sevdiğiniz, ona gönülden yakınlık duyduğunuz insanları bir gözden geçirin, çoğunluğu bu özelliklere sahiptir. Onun için bu zamanın insanlarının muhabbeti de, dostluğu da eşiklere kadar. Her eşik yeni bir ilişkiyi her ilişki de yeni bir takım menfaatleri, fedakârlıkları gerekli kılıyor. Geçek manada refik bulmak oldukça zor ondan dolayı da yola değil yolun eğiticiliğine değil kestirmelere ve kavşaklara tutuluyoruz.

Her günün iyisi zamanın şartlarına yolun işlevine göre değişiyor. Haliyle kimse yola, onun çilesine değil, herkes sadece o yolun zorluğunun melankolikliğine ve dolayısı ile onun pazarlanmasına talip oluyor. Her şeyin pazarda bir ederinin olduğu ve her ederin de bir alıcısı olduğu gerçeği “dostluk” gibi kıymetli bir şeyi laf seviyesine indiriyor. Kıymeti değil, ederi kazandırıyor. Kazanımlarını kaybetmemek de bir ilişki mühendisliği ve tasarımı istiyor. Onun içindir ki artık bu devir de gerçek dostların yüzü şairin dediği gibi; “Uzun süredir yolcuların inmediği / Bir hanı andırıyor gözlerin.” Hoşça bakın zatınıza…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?