Reklamı Kapat

Bitmez sevdamız Kudüs

Aziz Müslümanlar!

Bizler oyun ve eğlenceye dalmış bir şekilde günlük işlerimizle uğraşırken Kudüs, Siyonist Yahudilerin işgali altında kan ağlamaktadır. 

Müslümanlar tarihinin hiçbir devrinde bu kadar aciz ve bu kadar çaresiz kalmamışlar, Müslüman’ın kanı bu kadar ucuz bir şekilde akıtılmamıştır.

Suriye, Irak, Doğu Türkistan, Arakan, Keşmir ve daha başka bölgelerde oluk, oluk Müslüman kanı akıtılmaktadır. Ama biz biliyoruz ki akıtılan bu kanların tamamı Müslümanları Kudüs meselesinden uzak tutmak için akıtılmaktadır. Zira bütün hesaplar Yahudi’nin Kudüs merkezli büyük İsrail devleti için yapılmakta ve ona göre adımlar atılmaktadır. Ama hiçbir hesap, hiçbir oyalama taktiği bize asla asıl düşman olan Siyonizm’i unutturmayacaktır. 

Aziz Müslümanlar!

Kudüs’ün Müslümanlar için çok özel bir yeri ve önemi vardır. Her şeyden önce Kudüs ilk kıblemizdir. Zira Resûlullah (s.a.v.) ve ashabı bi’setin onuncu yılı Ramazan ayında gerçekleşen İsra ve Miraç Gecesi’nden başlayarak Mekke’de üç yıl ve hicretten sonra da Medine’de on altı ay boyunca Kudüs’e yönelerek namaz kılmışlardır.

Kudüs aynı zamanda İsra ve Miraç şehridir. Yüce Allah, İsra yolculuğunun bitiş ve Miraç yolculuğunun başlangıç noktası olarak Kudüs’ü seçmiştir. Zira İsra yolculuğu Mescid-i Haram’da başlamış ve Mescid-i Aksa’da son bulmuştur. Bu konuda Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram’dan (Mekke'den), kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya (Kudüs'e) götüren Allah'ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür” (İsra, 1).

Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz burada önceki bütün peygamberlerle buluşup onlara imam olmuş ve namaz kıldırmıştır. Cebrail (a.s.) da Burak isimli binitini Sidretü’l-Münteha’ya çıkıp dönünceye kadar burada bırakmıştır.

Kudüs’ün diğer bir önemi de kutsal şehirlerin üçüncüsü olmasıdır. Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyuruyor: “(İbadet maksadıyla) sefer ancak üç mescide yapılır. Bunlar, Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve benim mescidimdir.” Diğer bir hadislerinde de Mescid-i Aksa’da kılınan bir namazın Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi dışında kılınan namazlara nispetle yüz derece daha sevap olduğu bildirilmiştir. Ayrıca Kudüs, peygamberlik ve bereket yurdudur. “Biz, onu ve Lût'u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiğimiz ülkeye ulaştırdık” (Enbiya, 71).

Aziz Müslümanlar!

Korsan İsrail devleti en başta Mescid-i Aksa olmak üzere Müslümanlar için kutsal olan her yeri tahrip etmektedir. Nihai hedefi ise Mescid-i Aksa’yı yıkmak ve yerine kendilerine ait bir tapınak yapmaktır.

Onlar bütün mesailerini başkenti Kudüs olan büyük İsrail devletini kurmak için harcarlarken, inşallah hedeflerine ulaşmadan kendilerini zillet içerisinde bulacaklardır. Bu zilleti daha önce Müslümanların elinden birkaç kez tatmışlardı. Nitekim Rabbimiz Beni Kurayza Yahudilerinin Medine’den çıkarılması ile ilgili olarak şöyle buyuruyor:

“Allah, Kitap ehlinden, kâfirleri destekleyenleri kalelerinden indirmiş, kalplerine korku salmıştı; onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz. Onların topraklarını, evlerini, mallarını, o zamana kadar ayak basmadığınız bir toprağı size miras bıraktı. Allah her şeye kādirdir” (Ahzab, 26-27).

Lüks ve israfa dalmış işbirlikçi Arap rejimlerinin kendi iktidarlarını kurtarmak için Filistin topraklarını Yahudilere peşkeş çeken Amerikan planını kabul etmeleri asla Yahudileri sevindirmesin. Çünkü bu topraklar her an yeni bir Kudüs sevdalısı Selahaddin’i, yeni bir Sultan Abdülhamit’i, yeni bir Kral Faysal’ı ve yeni bir Erbakan’ı çıkarma potansiyeline sahiptir.

Nitekim 1973’te dönemin Suud Kralı Faysal’ın, "Biz ve atalarımız hurma ve deve sütüyle yaşadık; yine öyle yaşayacağız!" diyerek uygulamaya koyduğu petrol ambargosu tüm dünyayı dize getirmişti.

Kral Faysal, Kudüs için yaptığı cihat çağrısında dünyaya şöyle seslenmiştir:

“Kardeşlerim! Neden bekliyoruz? Dünyanın vicdana gelmesini mi bekliyoruz? Nerededir ki dünyanın vicdanı? Mukaddes Kudüs’ü Şerif sizi çağırıyor. Kendisini kurtarmanızı bekliyor. Neden korkuyoruz? Ölümden mi korkuyoruz? Allah yolunda cihat ederek ölmekten şerefli ve daha faziletli ölüm var mı? Ey kardeşlerim, bizim istediğimiz İslam milliyeti ve İslami uyanıştır. Milliyetçilik, ırkçılık veya bloklaşma değildir arzumuz. Çağrımız İslami çağrıdır. Allah yolunda cihat etmeyedir çağrımız.

Dinimiz, inancımız, mukaddesatımız ve harimi İslâm içindir çağrımız. Ne zaman ki hatırlasam Haremi Şerifimiz (Kudüs) ve mukaddesatımız işgal ve tecavüz altındadır ve aşağılanmaktadır ve orada günahla Allah’a isyan ve ahlaki çöküntüler sergilenmektedir; işte o zaman Allah’a halisane yalvarıyorum, eğer bana cihat etmek ve mukaddes topraklarımızı kurtarmak nasip olmayacaksa, beni bu dünyada bir an bile yaşatma.”

Kral Faysal keşke bu kabul olmuş duasında başka bir şey daha isteseydi. Tıpkı dediği gibi oldu. Kudüs için tahtını ve canını vererek çok kârlı bir alış-veriş yaptı.

Aziz Müslümanlar!

Bu yol çok aziz, çok kutsal ve çok sarp bir yoldur. Bu yola yüzbinler, milyonlar başını koymadan bir mesafe alınması imkânı yoktur. Zira bu yol, müminlerin samimiyet testinden geçtiği, müminlerle münafıkların ayrıştığı bir yoldur.

Sözlerimizi Allah Resulünün (s.a.v.) şu müjdesi ile kapatalım: “Müslümanlarla Yahudiler savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O savaşta Müslümanlar (galip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, hemen gel ve onu öldür’ diye haber verecektir” (Müslim, Fiten, 82).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?