Reklamı Kapat

İman, İslam ve İmtihan

Bismillahirrahmanirrahim

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İnsan; niçin doğar, niçin yaşar, niçin ölür? Bu soruların doğru cevabını insan; Kur’an’dan ve sünnetten öğrenebilir. İnsanın doğumu da, eceli de, ölümü de kendi elinde değildir. İnsanın yaratılmasında, ecelinin belirlenmesinde ve ölümünde tek irade sahibi olan sadece Allah’tır. Bütün varlıklar, bu üç şeyde Allah’ın bu iradesine mecburen boyun eğmektedirler. Firavun’un ölüm anında “Musa’nın ve Harun’un Rabbine iman ettim” demesi bundandır. İnsanın yaratılması “kulluk” içindir. Kulluk; kulun kula değil, yaratan Allah’ın iradesi ve hükmü karşısında inkıyat etmesi, boyun eğmesi, gösterdiği yola teslim olmasıdır. Kur’an’da birçok ayette insana; ibret alması, bizzat kendi yaratılışına dönüp bakması için telkinde bulunulur. Vakıa 57-59: “Sizleri yoktan biz yarattık. Hala bu gerçeği tasdik etmeyecek misiniz? Şimdi rahimlere dökmekte olduğunuz menideki muhteşem yaratılış mucizesini gördünüz mü? O meniyi sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa onu yaratan biz miyiz?” Yaratılışını, kim tarafından nasıl yaratıldığını düşünen bir insan, itikat ve düzen olarak İslam’dan başka bir yerde karar kılmaz. Hayata Nemrut’un, Firavun’un, Batı’nın ve Doğu’nun inkârcı filozoflarının, kâhinlerin, ruhbanların, hahamların inkârcılığı, şirki ve nifakı ile bakanların, Kur’an’ı ve İslam’ı anlayıp teslim olmaları mümkün olmaz. Kur’an ve sünnet ile düşünenler iman ederler, İslam’a itikat ve düzen olarak bağlanırlar ve tabi tutuldukları dünya imtihanını kazanmak için mücadele ederler. Hayatı ve ölümü yaratan Allah, kulunu imtihan için yaratmıştır.

İMAN

İman; Allah’ın varlığını, birliğini ilahlığı ile birlikte tasdik etmek, peygamberimiz Hz. Muhammed’in elçiliğine de inanmaktır. Allah’ın varlığını kabul eden, ancak ilahlığını reddeden bir kimse, iman etmiş sayılmaz. “La ilahe” demek, bütün batıl ilahları reddetmektir. Batıl ilahları reddetmek, imanın temel şartıdır. Bu ret olmadan iman gerçekleşmez. Bu ret, sıradan bir olay değildir. İlah demek, 1- Kendisine kulluk yapılan, 2- Kendisinden yardım istenen, 3- Rızası gözetilen, 4- Hak ve adaleti tanzim eden kanun koyan şey demektir. “İllallah” demek, Allah’tan başka, kendisine kulluk yapılacak, kendisinden yardım istenecek, rızası gözetilecek, hak ve adaleti tanzim eden, kanun koyan ancak Allah’tır demektir. Bu bir kabuldür. Bu kabul, sıradan bir kabul değildir. Bu kabul; Peygamberimiz Hz. Muhammed’in elçiliğine tabi olmayı, Allah’tan alıp, bize tebliğ ettiği hak ve adalet ölçülerine, ilahi hükümlere, emir ve yasaklara, marufa ve münkere, helale ve harama teslim olmayı gerektirir. Bu teslimiyet olmadan iman olmaz. İnanan bir insan için peygamberin kıymeti, tebliğ ettiği İslam iledir. Peygamberler bizlere, itikat ve düzen olarak İslam’ı değil de, faizci kapitalist düzeni telkin ve teklif etmiş olsalardı, onlar da Allah katında kıymetsiz kimseler olurdu. Bakara 120: “Milletlerine (itikat ve düzenlerine) uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: (itikatta ve düzende) doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların itikat ve düzenlerine uyacak olursan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir veli ne de bir yardımcı vardır.” Ben Müslüman’ım diyen bir kimse, bize faizci kapitalist düzeni tekin ediyor, kötülükleri emrediyor, iyiliklerin önünü kesiyorsa, faiz gibi kötülükler ile mücadele etmiyorsa bu kimsenin hiçbir kerameti yoktur. İman ile inkâr aynı yerde bulunmaz. Hem İslam’a, hem de faizci kapitalizme birlikte iman edilmez. İman bütünlük ister, İslam’ın yarısına iman edip yarısını reddetmek, imanı ortadan kaldırır. İman, İslam’ın bütün hükümlerini beğenmeyi, faydalı görüp yaşamayı gerektirir. İslam’ın zekât hükmünü beğenip, suçlar için konulmuş hükümlerini zararlı ve uygulanamaz olarak görmek imanı yok eder.

İSLAM

İslam; Allah’ın insana teklif ettiği saadet düzenidir. İslam; Allah’ın rızasıdır ve insan, Allah’ın rızasını sadece İslam ile kazanabilir. Allah’ın İslam’dan başka bir itikat ve düzene rızası yoktur. İslam; Allah ve Resulüne itaat etmek, tam bir teslimiyet içinde bulunmaktır. Şuurlu bir Müslüman, hakkı hak, batılı batıl olarak bildikten sonra hakta karar kılar, batıla karşı gereken tavrı koyar. Hakk’ın hâkim, batılın zail olması, cihat iledir. Erbakan Hocamızın dediği gibi, İslam’ın dışında, hiçbir hak ve hakikat kaynağı yoktur. Fen ve hikmet, sanat ve sanayi dahi, İslam’ın içindedir ve onun bir şubesidir. İlhamını Kur’an’dan almayan hiçbir ilim ve teknik asla hayırlı ve faydalı olamaz, şerden ve zarardan arınmış sayılamaz. Mutlaka yeterli ve yararlı olduğu savunulamaz. Felsefelerin ve filozofların birbirini inkârı, ideolojilerin devamlı çatışması, beşeri kanun ve nazariyelerin eskimesi ve değişmesi, hatta yapılan ilaçların bile, bir müddet sonra yan tesirlerinin anlaşılması, hep bu yüzdendir. Bütün Batı hukuku, toplam on bin meseleden ibarettir. Ama sadece İmamı Azam Ebu Hanife’nin çözümlediği ve hüküm verdiği mesele yüz binin üzerindedir. İslâm bize ve zamana uymaya mecbur değildir. Ama herkes ve her zaman, İslâm’a uymak mecburiyetindedir. Bu Milli Görüş’tür ve bu kapıyı bugün Saadet Partisi tutmuştur.

İMTİHAN

İnsanın fıtri olarak imtihana tabi tutulduğu dört görev vardır. Bunlar; 1- İbadet, 2- Hilafet, 3- Emanet, 4- İmaret görevleridir. Tabi tutulduğumuz bu imtihanı kazanmak için; 1- Her şeyden önce İslam’ı öğrenmek, İslam’ın her konudaki emrini bilmek, 2- Öğrendiğimiz İslami esaslara göre yaşamak, Kur’an’ın hükmünü hayatımıza tatbik etmek, 3- Her yerde, her halde ve her meselede, mutlaka İslam’a göre, yani İslam’ca düşünmek gerekir. Materyalist bir eğitim ile böyle bir imtihanı kazanmanın ortamı oluşmaz. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?