YSK başkanı Sadi Güven çok önemli şeyler söylüyor!

Sadi Güven diyor ki; “Yasal değişiklik yapılırsa halk oylamasında, Cumhurbaşkanlığı seçiminde mekândan bağımsız, vatandaş seçim günü neredeyse orada oyunu kullanabilir. Yasal değişiklik gerçekleşirse YSK böyle bir uygulamayı yapmaya hazır. Altyapımız hazır. Türkiye’nin artık bunu düşünmesi gerekir. Yapamadığım şeylerden birisi de bu. Bunu yapmak gerekir.”

* Sadi Güven diyor ki; “Bundan sonra da seçimler sağlıklı gitsin isteniyorsa, siyasi partilerin sandığa sahip çıkması ve üyelerini bizimle birlikte eğiterek sandığa vermesi gerekir. Siyasi partilerin seçim sahasındaki sandık kurulu sonuçlarını kontrol edebilmeleri açısından dünyada ilk kez sadece bizim yaptığımız tarama usulünü getirdik. Sayım döküm cetveli sahada alındıktan sonra sandık sonuç tutanaklarını ve ilçe birleştirme tutanaklarını YSK’ye geldiği saniyede siyasi partilerle paylaştık. Bu da sahada yapılmış hataya itiraz etme imkânını sağladı.”

* Sadi Güven diyor ki; “Bizim gibi siyasi partiler eliyle seçim yapıp da bunu tarayarak birleştiren, itirazları siyasi partilerin üyelerinin olduğu yerlerde değerlendiren başka bir ülke yok. Biyometrik kimlik uygulamasına bizim de geçmemiz gerekir. YSK buna hazır. Oy kullanmaya gelen kişinin biyometrik kimliğini gösterdiğinde, bilgisayarla kimin oy kullanmaya geldiğini müşahitlerin, sandık kurulu üyelerinin, vatandaşların kontrol imkânı olacaktır. Biyometrik kimlik uygulamasının bir an önce tamamlanması gerekir. Yurt dışında bu rahat bir şekilde kullanılıyor.”

* Sadi Güven diyor ki; “Dünyanın birçok yerinde zarf uygulaması kaldırıldı. Yasal mevzuat değişikliğiyle, sandıkların dışarıdan içerisi görünmeyecek şekle getirilmesi suretiyle zarfın kaldırılması gerekir. Böylece, zarflar nedeniyle oyların iptali ortadan kalkar. Dünyanın hiçbir yerinde artık bu yok.”

***

Bütün bunlara bir tek itirazım var;

Sadi Bey, Sadi Bey doğru şeyler söylüyorsun, güzel konulara değiniyorsun ama bunları neden emekliliğine 2 gün kala söylüyorsun?

Bu konular daha önce ülke gündeminde günlerce, haftalarca, aylarca tartışılırken neredeydin?

YOKLUKLAR İÇİNDE İMAM HATİPTE OKUDU!

* YSK başkanlığına 24 Ocak 2013’te 6 yıllık süre için seçildi.

* Süresi bir yıl uzatıldı. 24 Ocak 2020’de 7 yıllık süresini tamamlayacak.

* YSK’nın 15. başkanı.

* Görevde bulunduğu sürede 2 cumhurbaşkanlığı, 3 milletvekilliği, 2 mahalli idareler seçimi, bir de halk oylaması olmak üzere 8 seçim yapıldı.

* Terzi çocuğu. Annesi okumayı sonradan öğrendi. Yokluklar içinde İmam Hatipte okudu.

BİR SAĞDAN, BİR SOLDAN!

 Kültür, mizah, edebiyat dergisi Fikri’yi takip ediyor musunuz?

Birbirinden çarpıcı yazılar, karikatürler sizi alıp bir başka yerlere götürüyor…

Tam bir gençlik dergisi…

Dikkatimi çekti, bu ayki sayısında ‘Rıza Hanegeli’ imzalı yazının kahramanı kim, acaba? Özetleyerek veriyorum. Okuyalım mı;

“12 Eylül 1980 askeri darbesinden hemen sonraki yıllar…

Evren cumhurbaşkanı, Özal başbakan idi… Üniversitede “bizim sınıf”tan bir enstantaneyi anlatmak istiyorum.

***

Siyaset bilimi derslerine giriyordu…

Derslerinde sınıf tıklım tıklım doluyordu…

Hatta öyle ki başka bölümlerden de sırf onun dersini izlemek için gelen üniversite öğrencileri olurdu. Hoca da buna müsaade ederdi. Çok iyi hatırlıyorum, bu nitelikte birkaç hocamız daha vardı…

Bir başka ‘çekiciliği’, ‘cazibesi’, ‘gizem’i ve ‘tılsım’ı vardı, derslerinin, nedense…

Derse başladığı zaman farklı bir eda ve endam ile kolundan çıkardığı saatini, neredeyse on yıllardır aynı yerde duran “hoca masası”nın hemen sağ yanına ekranı kendi göreceği şekilde katlayarak koyar, ardından dolu sınıfa şöyle bir nazar fırlatarak derslerine başlardı.

Bir de arkasına yaslanmadan derse başlamazdı…

Hep “şık” gelirdi, derslerine… Öğrencilerinin karşısına pespaye ve pejmürde kıyafetlerle çıktığını, kendisini ilgiyle takip eden öğrencileri -başta ben olmak üzere- hiç görmedik…

Ütülü pantolonlar, kolalı gömlekler, boyalı ayakkabılar… Hafif kırlaşmış saçları hep yana taralı idi…

Devlet umuru görmüş, ceylan derisi koltuklara oturmuş hatta “kırmızı plakalı” araçlara binmişliği vardı.

Yumuşak bir “disiplin” havası sınıfa egemendi. Sesi de kısmi bir “kadife”ydi…

Son derece ilgi çeken bir uygulaması vardı bu hocamızın; ders diyelim 50 dakika ise bu sürenin yarım saatinde kendisi anlatır, kalan 20 dakikasında da anlattığı fikir ve düşünceler hakkında öğrencilere söz verirdi.

Bir nevi “kamuoyu yoklaması” gibiydi…

“Kabul edenler, etmeyenler…” gibi de düşünebilirsiniz…

Tarihi boyunca “sol” akımların ağırlıkta olduğu bir okuldu, bizimkisi…

Ama dersimize giren hoca, her kesimden, her görüşten öğrencinin söz alıp konuşmasına özel bir itina ve özen gösterirdi.

Sınıfı bir koridor ikiye bölüyordu; sol görüşte olan öğrenciler cam kenarında, sağ ve muhafazakâr görüşte olanlar duvar yanında, “ne sağcıyım ne solcu, futbolcuyum futbolcu!” anlayışında olanlar ise koridorun iki yanında dizilirdi.

Siyaset bilimi dersine giren hocamız o gün, son cümlesini bir din düşmanı olan Karl Marx’ın bir sözde öğretisi ile bitirdi; “Din toplumun afyonudur.” (!)

Sınıfta şöyle bir dalgalanma, ardından da uğultu başladı. Ve hemen ardından hocanın sesi duyuldu;

- “Şimdi bu cümleyle ilgili sizlerin de görüşünü almak istiyorum. Bir sağdan bir soldan… Önce sağdan. Buyurun Sayın Kuş, sizden başlayalım…”

***

Merak ettim; sahi, kim bu üniversite hocası?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?